Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "tav" in Türkçe

Etymology

Farsçadan

ad

  1. kolay işlenebilmeleri için demire verilmesi gereken yüksek ısı, toprakta, kumaşta, kâğıtta bulunması gereken yeterli ısı ve nem.

  2. (hayvanlarda) iyi beslenmiş olma durumu, besililik, semizlik.

  3. en uygun durum ve zaman.

    • Onu tavda bulunca isteğimi söyledim, hemen yerine getirdi
  4. eğilimli, hazır, yatkın, razı olma.

    • Kız çoktan tavdı, iş ailesine kalmıştı
  5. inanmak, kanmak.

  6. (birine) eğilim duyumsamak, onunla ilişki kurmaya hazır olmak.

  7. (bir şeye) gereken, uygun ısı ve nemi sağlamak.

  8. (bir şeyi) en uygun duruma getirmek.

  9. (toprak) ekilip sürülecek duruma gelmek.

  10. (biri) yola gelmek, kanmak, yumuşamak.

  11. (hayvan) semirmek.

  12. hazır, elverişli duruma gelmek.

  13. kanmak, aldanmak, inanmak.

  14. işlenecek bir şeyin ısısını ve nemini yeterli, uygun bir duruma getirmek, işlenmeye hazır etmek.

  15. (iş için) yapılacak en uygun zamanı seçmek, en uygun, en elverişli durumu yakalamak.

  16. birini, bir şeye inandırmak, kandırmak, yatkınlaştırmak, razı etmek.