Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "uzak" in Türkçe

sıfat

  1. çok ötelerde bulunan, gidilmesi çok süren, ulaşılması çok yol almayı gerektiren, ırak.

  2. zaman bakımından çok gerilerde ya da ileride olan, arada çok zaman bulunan.

    • Uzak günleri anımsamak güçtür
  3. olma, gerçekleşme olasılığı az olan.

    • İşin uzak görülmesi, önemini azaltmıyor
  4. eli, gücü ya da hükmü yetişmez.

    • Bu işten uzak biriyle iş yapılmaz
  5. yakın ilgileri, bağları olmayan.

    • Uzak renkler yan yana gelmiş
  6. yakın olmayarak.

    • Bu işi uzak görerek vazgeçti
  7. uzak yer.

    • Onu uzağa göndermek istediler
  8. uzak bir yerden.

    • Uzaktan görüp geçtik
  9. uzak olarak.

    • Uzaktan tanıdığı biriydi
  10. çok az ilgili olarak.

    • Uzaktan uzağa tanışmaktaydık, işi yaptı
  11. çok uzaktan.

    • Uzaktan uzağa sesleniyordu