Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "uzatmak" in Türkçe

unknown

  1. uzamak eylemini yaptırmak, uzamasını sağlamak ya da uzamasına yol açmak.

    • İşi uzatmak istememişti
  2. başı, kolları ya da bacakları bir yere yöneltmek.

    • Elini ağaca uzatıp meyve koparmak hoşuna gitmişti
  3. bir şeyi vermek için birine yöneltmek.

    • Orhan, kalemi arkadaşına uzattı
  4. göndermek, vermek.

    • Kaleci, topu yerden arkadaşına uzatmak isterken elinden kaçırıp gol yedi
  5. germek.

    • İpi karşı balkona uzatıp bayrağı astı
  6. tartışmayı, konuşmayı gereksiz yere sürdürmek.

    • Kadın, uzatınca iki tokat yedi
  7. süreyi artırmak.

    • İşin bitiş tarihini iki kez uzatmak gerekmişti