Arapça
ad
zaman.
bir iş için alışılmış ya da bir işe ayrılmış zaman.
çağ, dönem.
saptanmış olan zaman.
para bakımından olanak, geçim.
uygun, elverişli durum, olanak, fırsat.
zaman bildiren sözcüklere belirtilen olarak gelince iken anlamını verir.
biçimindeki ortaçlardan sonra getirilerek zaman belirteçleri kurulur.
bir şeyi daha hızlı yaparak ayrılan süreyi azaltmak ve artan süreyi başka işte kullanma olanağını elde etmek.
karşı tarafı oyalayarak kendi hazırlanma süresini uzatmak.
(bir kimse birinin) başka işe vereceği zamanı kendisine ayırmasına yol açmak.
(bir iş birinin) epey bir zaman uğraşmasını, zaman harcamasını gerektirmek.
uygun zamanda, zamanında.
oldukça eski bir zamanda, zamanın birinde, çok eskiden.