Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "vakit" in Türkçe

Etymology

Arapça

ad

  1. zaman.

  2. bir iş için alışılmış ya da bir işe ayrılmış zaman.

    • Uyku vakti geldi
  3. çağ, dönem.

    • O vaktin insanları azla yetinirmiş
  4. saptanmış olan zaman.

    • Vakittir, işe başlayalım
  5. para bakımından olanak, geçim.

    • Vakti iyi olsa kirada oturur mu?
  6. uygun, elverişli durum, olanak, fırsat.

    • Vakit bulursam onu da göreceğim
  7. zaman bildiren sözcüklere belirtilen olarak gelince iken anlamını verir.

    • Akşam vakti yola çıkmayın
  8. biçimindeki ortaçlardan sonra getirilerek zaman belirteçleri kurulur.

    • yaptığı, edeceği, gittiği, söyleyeceği
    • Eve geldiği vakit söyleriz
  9. bir şeyi daha hızlı yaparak ayrılan süreyi azaltmak ve artan süreyi başka işte kullanma olanağını elde etmek.

    • Dilekçeyi şimdi verirsek vakit kazanırız
  10. karşı tarafı oyalayarak kendi hazırlanma süresini uzatmak.

    • Top taca gidince, oyuncu vakit kazanmak için ayakkabısını bağlıyor
  11. (bir kimse birinin) başka işe vereceği zamanı kendisine ayırmasına yol açmak.

    • Geldi, epey oturdu, çok vaktimi aldı
  12. (bir iş birinin) epey bir zaman uğraşmasını, zaman harcamasını gerektirmek.

    • Tapu işleri bir hayli vaktimizi almıştı
  13. uygun zamanda, zamanında.

    • İşi vaktiyle yapmak iyidir
  14. oldukça eski bir zamanda, zamanın birinde, çok eskiden.

    • Vaktiyle burada bir han vardı