Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "yürek" in Türkçe

ad

  1. göğüs boşluğunda, iki akciğerin arasında bulunan, vücudun her yanından gelen kirli kanı akciğerlere ve akciğerlerden gelen temiz kanı da vücuda pompalayan organ.

  2. hiçbir şeyden çekinmeme, korkmama, korkusuzluk, yüreklilik.

    • Yürek isteyen işler vardır
  3. acıma duygusu.

    • Sizde hiç yürek yok mu?
  4. bir kimsenin ruhsal yönü, gönül.

    • İnsan yüreği cam gibidir, kırılır
  5. kimi deyimlerde içten gelen, hiçbir gizli düşünce, art niyet taşımayan duygu anlamını taşır.

    • Yürekten sevdiğim insanlar vardır
  6. yüreğine ateş düşmek, yüreği bulanmak gibi deyimlerde mide, karın, iç gibi anlamlara gelir.

  7. yüreği sık ve hızlı vurmak.

  8. çok heyecanlanma dolayısıyla yüreği hızlı çalışmak.

  9. açlık duyumsamak, içi ezilmek, midesi kazınmak.

  10. acı duyumsamak, üzülmek.

  11. midesi bulanmak.

  12. içi sıkıntıyla dolup derin soluk almak gereksinimi duyumsamak.

  13. acıklı durumlarda bile duygusuz kalan (kimse).

  14. yiğit, yürekli (kimse).

  15. büyük bir felakete uğramak.

  16. pek çok ve içtenlikle acımak.

  17. başkasının kendisine ya da kendisinin başkasına karşı yaptığı herhangi bir davranış sonradan kendisi için sürekli bir üzüntü kaynağı durumuna gelmek.

  18. yapmak istediği bir şeyi yapamamış olmaktan sürekli üzülmek.

  19. ansızın ölmek.

  20. ölecek gibi üzülmek, çok üzülmek.

  21. (bir şeyi anlayıncaya değin) anlatanı çok yormak.

    • O, havaidir, sorumsuzdur, insanın yüreğini tüketir
  22. (birine bir şey anlatmaya çalışarak) çok yorulmak.

    • Durumu anlamıyorsunuz, sizin gibilerle yüreğimi tüketmek istemiyorum
  23. çok üzülmek.

  24. çok korkmak ya da çok heyecan çekmek.

  25. yüreğin sık ve hızlı bir biçimde vurması.

  26. kaygı, korku, merak gibi duygular yüzünden kendini gösteren ve yüreğin sık ve hızlı vurmasına yol açan tedirginlik.