Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "yan" in Türkçe

ad

  1. bir şeyin ön, arka, alt ve üst dışında kalan bölümü.

    • Araba yana devrilmiş
  2. insanın sağının ve solunun ortak adı.

    • Başınızı yana çevirmeyin
  3. gövdenin bir bölümü.

    • Sol yanı tutmaz olmuş
  4. yer, yön.

    • Bahçenin her yanını ot kaplamıştı
  5. çok yakın yer.

    • Karayolu köyün yanından geçer
  6. birlikte olma.

    • Çocuk babasının yanında kalmak istiyordu
  7. makam, orun.

    • Valinin yanına girmek zordu
  8. üst, üzeri.

    • Yanında kalem var mı?
  9. arkada, önde, üstte ya da altta olmayan.

    • Onlar yan apartmanda oturuyor
  10. ikinci derecede olan.

    • Kaza olunca trafiği yan yollara vermişlerdi
  11. istekleri karşıt olan iki kişiden ya da topluluktan her biri.

    • Yanları uzlaştırmak istemiştik
  12. bir yana yönelerek.

    • Çocuk sandalyeye yan oturup ayaklarını uzattı
  13. savaş düzenindeki bir ordunun iki kanadından her biri.

  14. bir denklemde eşit imiyle ayrılmış olan iki ifadeden her biri.

  15. göz ucuyla ve belli etmeksizin bakış.

  16. kötü niyet.

  17. düşmanca duygularla yüklü bakış.

  18. düşmanca duygularla ya da pek beğenmeyerek, küçümseyerek bakmak.

  19. kötü niyet beslemek.

  20. (bir işte) kaypaklık etmek, dürüst davranmamak.

  21. (bir işte) aldanmak.

  22. doğrudan olmayan, dolaylı etki.

  23. bir ilaç vb.nin iyileştirme etkisi yanında oluşturduğu istenmeyen etki.

  24. bakmıyormuş gibi yaparak, göz ucuyla, belli etmeden bakmak.

  25. ➽yan bakmak.

  26. için.

    • Bu işten yana kaygılanmayın, iyi olacaktır
  27. –e kalırsa.

    • Benden yana, işin olacağını sanmıyorum
  28. (taşıt için) yavaş yol alan.

  29. şekeri içine atılmamış, yanına konmuş olan kahve ya da çay.

  30. bir omzu düşük bir biçimde ya da kollarını çok sallayarak yürüyen kimse.

  31. yanında olarak, kendisiyle birlikte.

  • Yanı sıra getirdiği kitabı okumaya başladı
  • pek yakınlarında, yanında.

    • Çocuk babasının yanı sıra yürüyordu
  • (bir şeyi) yanında, kendisiyle birlikte götürmek, yanında bulundurmak.

    • Belgeyi yanıma almıştım, işe yaradı
  • (birini) yanında çalıştırmak, (ona) iş vermek.

    • Kasap onu yanına alacağını söylemişti
  • geçimini sağlamak için yanında bulundurmak.

    • İşe girmiş, küçük kardeşini yanına almıştı
  • çok kendini beğenmiş, çok kibirli.

  • çok öfkeli, her şeye kızan, karşısına çıkanı tersleyen.

  • (bir şeye, bir kimseye) bakarak, göre.

    • Bunun yanında onun sözü olmaz
  • beraberinde olma.

    • Yanımda para kalmamış
  • (bir düşünceye) katılma.

    • Birçokları bu görüşün yanındaydı