Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "yanık" in Türkçe

sıfat

  1. yanmış olan.

    • Yanık evin kalıntısı hâlâ oradaydı
  2. (güneşten vb.) rengi koyulaşmış, esmerleşmiş.

    • Delikanlı, yanık teniyle dikkati çekiyordu
  3. acılı, dokunaklı, duygulu, etkili.

    • Kadın, yanık sesiyle bir ağıt söylemişti
  4. sıkıntı ve hastalık nedeniyle iyi gelişmemiş olan, kavruk.

    • Köyün yanık çocuğu bir tek o değildi
  5. verimsizleşmiş, kıraç duruma gelmiş olan (toprak).

    • Yanık tarla adam olmazdı
  6. yakınıcı, üzüntülü, bıkkın, dertli.

    • Bu işten yüreği yanıktı
  7. çok seven, tutkun, âşık.

  8. yanmış olan yerde kalan iz, yanmış yer.

    • Elinin yanığı derisinden belliydi
  9. yanmış ya da yanmakta olan şey.

    • Yanık kokusunu duyunca mutfağa koştu, yemeği yanmıştı
  10. bir iskambil oyunu.

  11. ortalıkta bir şeyin yandığını anlatan bir koku bulunmak.

    • Mutfak yanık kokuyordu, yemek yanmış olmalıydı
  12. is kokmak.

    • Şömine yanık kokmaktaydı