Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "yutmak" in Türkçe

unknown

  1. ağızda bulunan bir şeyi yutağa geçirmek.

  2. başkasının bir şeyini haksız olarak kendine mal etmek, zorbalıkla elinden almak.

    • Amerika dünyayı yutmak mı istiyordu?
  3. (bir hakarete) ağzını açıp bir karşılık vermemek, sesini çıkarmamak.

    • O kadar kötü sözü yutup, yoluna gitti
  4. farkına varmamak, inanmak, aldanmak, kanmak.

    • Söylediklerini yuttuğumu sandı
  5. türlü anlamlara gelebilen bir sözü, amaçlanan anlamıyla anlayamamak.

  6. sözcükleri doğru ve tam olarak söyleyememek.

    • Acele eder, kimi heceleri, sözcükleri yutardı
  7. söylemek istediği bir sözü kendini tutup söyleyememek.

    • Dilimin ucuna gelmişti ama yutmak zorunda kaldım, onu kırmak istemedim
  8. çok iyi ve eksiksiz bir biçimde öğrenmek.

    • Dersleri yutar, en iyi notları alırdı
  9. (kumarda, oyunda) kazanmak, ütmek.