Arapça
ad
bir iş ya da oluşun, bir eylemin içinde geçmekte olduğu, geçtiği ya da geçeceği süre.
bu sürenin belirli bir parçası.
belirlenmiş, saptanmış olan an.
bir işe ayrılmış ya da bir iş için alışılmış saatler.
dönem, devir.
çağ.
mevsim.
bir süreyle ilgili durum ve koşullar.
içinde bulunulan dönem.
eylemlerin zamanını gösteren, belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı.
yerkabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve taşıllara göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri.
Güneş’in ve yıldızların öğlene göre olan açısal uzaklığına karşılık bir ölçü.
ölçü bölümü.
bir şeye ayrılan süreyi, işi daha hızlı yaparak azaltmak.
karşı tarafı oyalayarak kendi hazırlanma süresini uzatmak.
bir işin sırasını beklemek.
uygun bir fırsat aramak.
mevsimi, sırası geçmek.
artık gerekli ve yerinde olmaktan çıkmak, gereği kalmamak.
yapılması gerekmek.
süresi dolmak.
tam istenen süre içinde.
zamanın birinde, eski zamanlarda, eskiden.
aradan bir süre geçince, giderek.
daha ilerki günlerde, ilerde.