Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

"önde" içeren Türkçe örnek cümleler

önde kelimesini Türkçe bir cümlede nasıl kullanacağınızı öğrenin. 100'den fazla özenle seçilmiş örnek.

İşitebilmek için önde oturdu.
Translate from Türkçe to İngilizce

Önde gelen bir uzman resmi tasdik etmek için içeriye getirildi.
Translate from Türkçe to İngilizce

John mesleğini ailesinden daha önde tutar.
Translate from Türkçe to İngilizce

Ben önde kırmızı bir araba görüyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom önde oturmayı seviyor.
Translate from Türkçe to İngilizce

O, iki metre ile önde gidiyor.
Translate from Türkçe to İngilizce

Çok iyi biri gibi görünüyordu; meğer alçağın önde gideniymiş.
Translate from Türkçe to İngilizce

Önde oturmak ister misin?
Translate from Türkçe to İngilizce

Çin dünyanın önde gelen pirinç üreticisidir.
Translate from Türkçe to İngilizce

Kalp cerrahisinde en önde gelen otoritedir.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom önde.
Translate from Türkçe to İngilizce

Biz önde oturduk.
Translate from Türkçe to İngilizce

Dünya Sağlık Örgütü alkolün kötü kullanımının dünyada ölümün ve sakatlığın önde gelen üçüncü sebebi olduğunu söylüyor.
Translate from Türkçe to İngilizce

Sen satranç oynarken hamlelerini uzun süre planlarsın ama ben yine de senden bir adım önde olurum.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bazen sizden bir adım önde oluyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom önde yürüdü.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom önde görünüyordu.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bazen sen benden bir adım önde oluyorsun bazen ben.
Translate from Türkçe to İngilizce

Herkesi uyarmak için önde koştum.
Translate from Türkçe to İngilizce

Yunanların önde gelen tanrısı Zeus'u şereflendirmek için İsa'dan Önce 776'da ilk Olimpiyat oyunları Olimpos Dağının eteğinde düzenlendi.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom Mary'nin önde gitmesi için işaret etti.
Translate from Türkçe to İngilizce

Oraya erken gittim ve önde bir koltuk alabildim.
Translate from Türkçe to İngilizce

Doktor Jackson Boston'da önde gelen kardiyologlardan biri.
Translate from Türkçe to İngilizce

Dünyada kişisel çıkarlarını milli çıkarlardan önde tutan politikacılardan nefret ediyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce

Mary sincaplar konusunda dünyanın önde gelen uzmanıdır.
Translate from Türkçe to İngilizce

Otobüsteyken her zaman önde otururum.
Translate from Türkçe to İngilizce

Önde kim oturacak diye münakaşa ediyorlardı.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom'un arabası önde park edilir.
Translate from Türkçe to İngilizce

Dersi açıkça duymak için önde oturdum.
Translate from Türkçe to İngilizce

Önde gelen bilginler konferansta bildiri sunmaya davet edilmiştir.
Translate from Türkçe to İngilizce

Önde oturalım.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom önde çıktı.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom önde bekliyor.
Translate from Türkçe to İngilizce

Amerika birleşik Devletleri Kolombiya'ya karşı 2 golle önde.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bu ülke petrolün önde gelen ithalatçısı.
Translate from Türkçe to İngilizce

Sizin itibarınız önde gelir.
Translate from Türkçe to İngilizce

Gözler önde, lütfen.
Translate from Türkçe to İngilizce

Önde oturmak istemiyor musun, Tom?
Translate from Türkçe to İngilizce

Arabam önde park edilir.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom önde gelen şüpheliydi.
Translate from Türkçe to İngilizce

Gekkyoku Japonya'da otopark işinde önde gelen bir şirkettir.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bu, Londra'nın önde gelen üniversitelerinden biridir.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bu yazar ABD'nin bir süper güç olarak rolünün önde gelen bir muhalifidir.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom'u aptalın önde gideni sanıyordum.
Translate from Türkçe to İngilizce

O, yarışta önde gidiyor.
Translate from Türkçe to İngilizce

Şehrin önde gelen restoranlarının çoğu Ağustos ayı boyunca kapatır.

Önde kalmak en iyi görünüyordu.

Ebeveynleri önde otururken çocuk arabanın arkasında oturur.

Mary ülkenin Suriye'deki çatışma konusundaki en önde gelen uzmanıdır.

Çin önde gelen bir silah ihracatçısıdır.

Dünyanın önde gelen kakao üreticileri Fildişi Sahili, Gana ve Endonezya'dır.

Palmiye yağı üretimi Endonezya'da ormansızlaşmanın önde gelen nedenidir.

Amerika Birleşik Devletleri dünyanın önde gelen pamuk ihracatçısıdır.

Bazı önde gelen tenis oyuncuları şımarık çocuklar gibi davranırlar.

Subrahmanyan Chandrasekhar yirminci yüzyılın önde gelen astrofizikçilerinden biriydi.

Tıpta İlerleme çarçabuk önde gidiyor.

Ben önde iken çıkmalıydım.

Önde iken çıkmalısın.

Sizinle önde tanışacağız.

Kendi alanında önde gelen bir otorite.

Tıbbi hata, kalp hastalığı ve kanserden sonra ABD'deki üçündü önde gelen ölüm sebebidir.

Oturmak için önde bir yer bulalım.

Fadıl bölgede önde gelen bir doktordu.

Eski ordudan geriye kalan, mevcut düzeni destekliyor ve belki de önde götürüyor.

Ben önde oturdum.

Tom önde oturdu.

Arabam önde parketti.

Tom Mary'nin önde oturduğunu söyledi.

Tom her zaman önde oturur.

Tom önde oturmak ister.

Obezite, önlenebilir ölümün sigaradan sonraki önde gelen nedenidir.

Sami önde gelen bir plastik cerrahtı.

Tom, siber güvenlik konusunda dünyanın önde gelen kişisidir.

Tom anketlerde önde.

Anadoluspor devre arasına 1-0 önde giriyor.

Anadoluspor soyunma odasına 1-0 önde girdi.

Anadoluspor devreye 2-0 önde girdi.

Anadoluspor rakibe önde baskı kuran bir takım.

Anadoluspor savunmayı önde kuran bir takım.

Yıldızspor savunması önde yakalandı.

Pozisyonda önde yakalanan Ali topun ağlara gitmesini engelleyemedi.

Anadoluspor Ali'nin 12 ve 41. dakikada attığı gollerle soyuma odasına 2-0 önde girdi.

Leyla kaltağın önde gideni.

Birçok kadın için aşk en önde gelir.

Çok varlıklı bir ailede dünyaya gelen Ali, hayata 3-0 önde başlamıştı.

Tom önde oturacak.

Ali malın önde gideni.

Ali malın en önde bayrak sallayanıdır.

Tom götün önde gideni.

Tom malın en önde bayrak sallayanı.

Önde oturmak istemiyor musun?

Tom, alanında önde gelen bir uzmandır.

Benim için çocuklarım her zaman önde gelir.

Altan malın en önde bayrak sallayanıdır.

Önde gelen borçlular ise devlet kurumları.

Dementieva maçı 7-6 ve 3-0 önde götürüyordu.

İsrâiloğullarının önde gelenleri Firavun'un yanına varıp "Kullarına neden böyle davranıyorsun?" diye yakındılar.

Dünyanın en gelişmiş süper bilgisayarını test etmek için önde gelen bilimadamları davet edilmiş. Herkes sırayla bilgisayarın olduğu odaya girip en zor soruları sorup birkaç saniyede cevabını alıp çıkıyormuş. Sıra Temel'e gelip uzun süre odadan çıkmayınca herkes meraklanıp odaya girerek Temel'e bilgisayara ne sorduğunu sormuşlar. Temel de "'Ne var ne yok?' diye sordum la uşaklar" demiş. Meğer bilgisayar evrende var olan ve olmayan sonsuz sayıdaki şeyi sıralamakla meşgulmüş.

Önde mayın tarlası var.

Kapampangan, Filipinler'in sekiz önde gelen dilinden biridir.

Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce