Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

"avuç" içeren Türkçe örnek cümleler

avuç kelimesini Türkçe bir cümlede nasıl kullanacağınızı öğrenin. 23'den fazla özenle seçilmiş örnek.

Dizlerimi bükmeden avuç içlerimi yere değdirebilirim.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom kaseden bir avuç patlamış mısır aldı.
Translate from Türkçe to İngilizce

Sadece bir avuç dolusu insan gerçeği biliyor.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom bir avuç dolusu kuru üzüm yedi.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom avuç içini okuttu.
Translate from Türkçe to İngilizce

Ellerimin avuç içlerini dizlerimi bükmeden yere değdirebilirim.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom eğildi ve bir avuç dolusu kum aldı.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom cebine uzandı ve bir avuç dolusu bozuk para çıkardı.
Translate from Türkçe to İngilizce

Buluşmaya yalnızca bir avuç dolusu insan geldi.
Translate from Türkçe to İngilizce

Onlar bir avuç, biz ise milyonlarız.
Translate from Türkçe to İngilizce

Anneannem bir avuç yeşil fasulyeyi çıkardı. Onları eski bir tavanın içine döktü. Sabırla onları kızarttı, bakır kulplu bir ahşap el değirmeninde öğüttü, sonucu eski moda bir Macar espresso makinesi içine sıktı, onu bir tepsiye koydu ve iki saat sonra, o kahveydi.
Translate from Türkçe to İngilizce

Onlar bir avuç dolusu dolar için sahne antrenörünü soydular.
Translate from Türkçe to İngilizce

Avuç içlerim terliydi.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tüm sahip olduğum yaralı vücudum ve bir avuç kötü anılar.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bu ülke hepimize ait, sadece bir avuç milyardere ait değil.
Translate from Türkçe to İngilizce

Benim avuç içlerim nemli.
Translate from Türkçe to İngilizce

Avuç içini okuyayım.
Translate from Türkçe to İngilizce

Oğlan bir avuç yer fıstığı topladı ve onları küçük bir kutuya koydu.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bir avuç salak işte!
Translate from Türkçe to İngilizce

Ortada bir avuç Türk'ün yaşadığı bir ata yurdu kalmıştı.
Translate from Türkçe to İngilizce

Her sikim hıyar diyene bir avuç tuzla koşma.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bir avuç bal arısı, bin eşek arısına değerdir.
Translate from Türkçe to İngilizce

Memleketi "Bir Avuç Dolar" filmine, gariban halkı da kovboy filmlerindeki "tumbleweed" dedikleri rüzgârda oradan oraya yuvarlanan kurumuş çalıya çeviriyorlar.
Translate from Türkçe to İngilizce