Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

"bulan" içeren Türkçe örnek cümleler

bulan kelimesini Türkçe bir cümlede nasıl kullanacağınızı öğrenin. 33'den fazla özenle seçilmiş örnek.

Fahrenheit, termometreyi bulan Alman bir mucittir. Aynı zamanda onun ismi bir sıcaklık birimine verilmiştir.
Translate from Türkçe to İngilizce

Christopher Columbus, ün bulmadı. Christopher Columbus'u bulan ündü.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bir arkadaş bulan bir hazine bulur.
Translate from Türkçe to İngilizce

Köpeğimi bulan kişiyi burada bir ödül bekliyor.
Translate from Türkçe to İngilizce

Sayıları binleri bulan göstericiler toplu taşıma araçlarını ateşe verdi.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bu, saatini bulan delikanlı.
Translate from Türkçe to İngilizce

Oyunu oynayanlar yuvarlak oluşturacak şekilde (bacak ve ayakların konumu ters v seklinde) oturur ve sıkıca kenetlenirler. Ortaya bir ebe geçer. Eller bacakların altında olur ve bir havlu (ucu bağlanarak topuz haline getirilmiş) elden ele bacakların altında gezdirilir. Ebe olan bacakların arasından o havluyu almaya (bulmaya) çalışır. Tabi bu arada herkes sallanmakta ve pisi pisi demekte ve çeşitli şekillerde bağırmaktadırlar. Havluyu, uygun konumu bulan, ebenin sırtına hızlıca vurur ve tekrar alta verir ve havlu gezdirilir. Havluyu ebe kimin altında yakalarsa o kişi ebe olur ve ortaya geçer.
Translate from Türkçe to İngilizce

Yabancı aksan sendromu henüz açıklanamayan, hastanın anadilini daha fazla düzgün şekilde telaffuz edemeyip yabancı bir aksanla konuşmaya başlamasıyla vuku bulan tıbbi bir durumdur.
Translate from Türkçe to İngilizce

Cesedi bulan bekçiydi.
Translate from Türkçe to İngilizce

Mary'yi bulan kişi Tom'dur.
Translate from Türkçe to İngilizce

Mary'nin anahtarını bulan kişi Tom'dur.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom'un anahtarlarını bulan kişi ben değildim.
Translate from Türkçe to İngilizce

Dünyanın ilk bilgisayarı olan ENIAC, elektrikle çalışan ve elektronik veri işleme kapasitesine sahip, 167 m² bir alana sığan ve ağırlığı 30 tonu bulan bir bilgisayardı.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom'u bulan oldu mu?
Translate from Türkçe to İngilizce

Cüzdan bulan oldu mu?
Translate from Türkçe to İngilizce

Bir Hamursuz Bayramı geleneğinde, "afikoman" denen yarım matsa ekmeği bir yere saklanır ve onu bulan çocuk pahalı bir hediye isteme hakkı kazanır.
Translate from Türkçe to İngilizce

Anahtarlarını bulan Tom'du.
Translate from Türkçe to İngilizce

O, her şeye kusur bulan biri gibi görünüyor.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom felaketin ortasında her zaman hakkında gülecek bir şey bulan kişi türüdür.
Translate from Türkçe to İngilizce

Beni bulan kişi Tom'du.
Translate from Türkçe to İngilizce

Onları bulan oldu mu?
Translate from Türkçe to İngilizce

Onu bulan oldu mu?
Translate from Türkçe to İngilizce

Onun hikayesi polis memurunun yalan söylediğini bulan bir muhabir tarafından doğrulandı.
Translate from Türkçe to İngilizce

Saatini bulan genç burada.
Translate from Türkçe to İngilizce

Yeni bir fikir bulan kişi Tom'du.
Translate from Türkçe to İngilizce

O, başkasının hatasını bulan türde bir kişi değil.
Translate from Türkçe to İngilizce

Çeşitli nedenlerle kendilerini böyle bir durumda bulan birçok insan var.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom sınıfımızda iş bulan ilk kişiydi.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom ve ben Mary'yi bulan kişilerdik.
Translate from Türkçe to İngilizce

Ben, Tom'u bulan kişiyim.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom'un anahtarını bulan kişiyim.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom çabuk kafayı bulan birisidir ve genellikle 2-3 atımlık votkadan sonra iptal olur.
Translate from Türkçe to İngilizce

Basında bazen eşcinsel kazası imasıyla yer bulan şişe kaçması olayları aslında bir mafya cezalandırma yöntemi.

Translate from Türkçe to İngilizce