Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

"bulunan" içeren Türkçe örnek cümleler

bulunan kelimesini Türkçe bir cümlede nasıl kullanacağınızı öğrenin. 100'den fazla özenle seçilmiş örnek.

Bu dağlarda bulunan tuzlar ve mineraller oldukça farklıdır.
Translate from Türkçe to İngilizce

Ekvatora yakın dar bir bölgede bulunan tropikal yağmur ormanları o kadar hızlı yok oluyor ki 2000 yılına kadar % 80'i yok olabilir.
Translate from Türkçe to İngilizce

Kasaba çevresinde cinsel ilişkide bulunan çiftleri görmek sizi rahatsız etmiyor mu?
Translate from Türkçe to İngilizce

Ekvatora yakın dar bir bölgede bulunan,tropik yağmur ormanları o kadar hızlı yok oluyorlar ki 2000 yılına kadar onların yüzde sekseni gitmiş olabilir.
Translate from Türkçe to İngilizce

María, sonbahar gecesini aydınlatan çeyrek ayı bulunan, yıldızlı gökyüzüne baktı.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom bilgisayarda bulunan dahili hard diskteki tüm dosyaları harici bir hard diske kopyaladı.
Translate from Türkçe to İngilizce

Londra'da bulunan bir arkadaşımdan bir mektup aldım.
Translate from Türkçe to İngilizce

Eski çağlarda tuz az bulunan ve maliyetli bir metaydı.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bazı insanlar evcil hayvanlar olarak nadir bulunan hayvanları beslerler.
Translate from Türkçe to İngilizce

Meksika, Kuzey Amerika'da bulunan bir ülkedir.
Translate from Türkçe to İngilizce

Yoldan uzakta bulunan annesi ile birlikte, Duke şirketinden zimmetine para geçirme planına devam edebildi.
Translate from Türkçe to İngilizce

Armonk, New York'ta bulunan IBM Şirketi dünyanın en büyük bilgisayar firmasıdır.
Translate from Türkçe to İngilizce

Andorra, İspanya ve Fransa arasında bulunan küçük bir prensliktir.
Translate from Türkçe to İngilizce

5 Mart Cuma günü kararlaştırılan 10 Milyar Avroluk kurtarma planı uyarınca Güney Kıbrıs bankalarında 100,000 avronun üzerinde parası bulunan mudilerin artık tasarrufları üzerinden yüzde 9.9 vergi ödemesi gerekecek.
Translate from Türkçe to İngilizce

Sana çok nadir bulunan bir şey vermek istiyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce

Kapalı bir sistem içerisinde bulunan enerjilerin toplamı sabit kalır.
Translate from Türkçe to İngilizce

Şu küçük ev, küçük bir kızken ninemin yaşadığı, papatyalarla kaplı ve etrafında elma ağaçları olan bir tepede bulunan küçük eve çok benziyor.
Translate from Türkçe to İngilizce

Solunda bulunan aletleri kullan.
Translate from Türkçe to İngilizce

Masada üzerinde üç kızarmış yumurta bulunan bir tabak vardı.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tatoeba'yı va bu siteye katkıda bulunan bütün insanları seviyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce

Aile kurumunun yok olmakta olduğu, milyonlarca insanın seks partneri aradığı, cinsel ve parasal ahlaki çöküntü içinde bulunan bir şehirde yaşıyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce

Lütfen, öğleden sonra saat 2:30'da, ikinci katta bulunan konferans salonundaki toplantıya katılın.
Translate from Türkçe to İngilizce

Keşke Tatoeba'ya katkıda bulunan birçok berber olsa.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom çocukken, evde bulunan tek kitap İncil'di.
Translate from Türkçe to İngilizce

Plaja gittiğin zaman okyanusta bulunan evrenin sınırsızlığını görürsün.
Translate from Türkçe to İngilizce

Uçakta bulunan beş yüz yolcu vardı.
Translate from Türkçe to İngilizce

Köyden dört kilometre uzaklıkta bulunan ormanda ağaçlar azalmakta.
Translate from Türkçe to İngilizce

Fal kurabiyelerinin içinde bulunan falları kim yazıyor?
Translate from Türkçe to İngilizce

Bir uzman arabada bulunan kumaşı analiz etti.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tatoeba'ya katkıda bulunan başka Berberiler var mı?
Translate from Türkçe to İngilizce

Onun hastanede bulunan annesini ziyarete gitmeyi planladığını düşünüyorum.

Vaatlerde bulunan tek kişi ben değildim.

Albay Yuri A. Gagarin 9 Mart 1934'te Rusya'da Moskova'nın batısındaki bölgede bulunan bir kolektif çiftlikte doğdu.

Bu, o çölde bulunan bir hayvandır.

Bulunan şeyler arasında şemsiyeler, ayakkabılar ve mendiller vardı.

O hayır kuruluşuna yaklaşık iki milyar yen bağışta bulunan birinin adı verildi.

Ben sokağın köşesinde bulunan telefon kulübesindeki telefonu kullanacağım.

Üzerimde bulunan tüm parayı dilenciye verdim.

Japon bayrağı merkezde güneşi temsil eden kırmızı bir daire bulunan beyaz bir dikdörtgendir.

Hacker şirketin veri tabanında bulunan hassas dosyalara erişimi kazandı.

Kilimanjaro, Tanzanya'da bulunan ve uyuyan bir yanardağdır.

Polis, terk edilmiş araba ile üç kilometre uzakta bulunan ceset arasında bir bağlantı olduğunu düşünüyor.

Milyonlarca turist İstanbul'da bulunan Santa Sophia'yı ziyaret etmek için Türkiye'ye her yaz akın ediyor.

Green Bank Teleskobu, Batı Virginia'da bulunan büyük bir telsiz teleskobudur.

Avustralya'da bulunan bir yılan olan "içbölge taypanı" dünyanın en zehirli yılanıdır.

Kapıda bulunan adam bana onun adını söylemedi.

Alexanderplatz, Berlin'in Mitte semtinde bulunan bir halk meydanıdır.

Macaristan Orta Avrupa'da bulunan bir devlettir.

Şöminenin üstündeki duvarda bulunan resim Tom tarafından yapıldı.

Sami'nin karnında bulunan arsenik seviyesi 4 atı öldürecek kadardı.

İkinci katta veya daha yüksekte bulunan bir daire arıyorum.

Çantamda bulunan şekerleme sıcakta eridi.

Tom okulunun kütüphanesinde bulunan her kitabı okudu.

Sınıfta bulunan herkes Tom'a güldü.

Pyeongchang, Güney Kore'deki Taebaek Dağları'nda bulunan bir ilçedir.

Tom Tatoeba Projesine beş haneli bağışta bulunan bir bağışçı.

Her yıl yardım kuruluşlarına binlerce dolarlık bağışta bulunan Tom Goodman gerçekten adının hakkını veriyor.

Sakatlığı bulunan Ali'nin son durumunun maç saatinde belli olacağı açıklandı.

Hafif sakatlığı bulunan Ali takımdan ayrı çalıştı.

Hem hücuma hem savunmaya katkıda bulunan Ali kan ter içinde kaldı.

Macaristan, Avrupa'nın ortasında bulunan bir ülkedir.

Kazan'da bulunan Esperanto Caddesi'nin yakında ismi değişecek.

Cezayir'de bulunan Kabiliye'ye gelip Berberice öğrenmenizi tavsiye ederim.

Merkezi Konya'da bulunan İkinci Ordu Müfettişliğine bağlı birliklerin durumu şöyle idi:

41. tümeni Konya'da ve 23. tümeni Afyonkarahisar'da bulunan 12. Kolordu, karargâhıyla Konya'da bulunuyordu.

İzmir'de düşman eline düşen 17. Kolordu'nun, Denizli'de bulunan 57. tümeni de bu kolorduya bağlanmıştı.

24. tümeni Ankara'da ve 11. tümeni Niğde'de bulunan 20. Kolordu, karargâhıyla Ankara'da idi.

İzmit'te bulunan 1. Tümen, İstanbul'daki 25. Kolorduya bağlanmıştı. İstanbul'da da 10. Kafkas Tümeni vardı.

Balıkesir ve Bursa yöresinde bulunan 61. ve 56. Tümenler, karargâhı Bandırma'da bulunan İstanbul'a bağlı 14. Kolordu'yu meydana getiriyorlardı.

Biri, merkezi Sivas'ta bulunan 3. Kolordu. Komutanı, yanımda getirdiğim Albay Refet Bey.

Öbürü, merkezi Erzurum'da bulunan 15. Kolordu'ydu. Komutanı Kâzım Karabekir Paşa'ydı.

Diyarbakır yöresinde bulunan iki tümenli 13. Kolordu bağımsızdı, İstanbul'a bağlıydı.

Bu arada bölgemde bulunan ve bölgeme yakın olan valiliklere de bildirimde bulunabilecektim.

Bu yetkiye göre Ankara'da bulunan 20. Kolordu ve bunun bağlı olduğu müfettişlik ile ve Diyarbakır'daki kolordu ile ve hemen bütün Anadolu'da sivil örgütlerin başında bulunan yöneticilerle yazışabilecek ve ilişkiler kurabilecektim.

O günlerde Genelkurmay'da bulunan ve benim amacımı bir dereceye kadar sezinleyen kişilerle görüştüm.

Elden gelen bölgesel önlemlerin alınmasına ve özellikle halkın gerçek durum üzerinde aydınlatılmasına ve orada bulunan yabancı birlik ve subaylardan çekinmeye yer olmadığının anlatılmasına önem verildi ve hemen o bölgede ulusal örgütler kurmaya girişildi.

23 Mayıs 1919'da Ankara'da bulunan Yirminci Kolordu Komutanına: Samsun'a geldiğimi ve kendisiyle daha sıkı ilişki kurmak istediğimi ve İzmir yöresinden daha kolaylıkla alabileceği bilgileri öğrenmek istediğimi bildirdim.

Yirminci Kolordu Komutanı'ndan, üç gün sonra, 26 Mayıs 1919'da aldığım yanıtta İzmir'den düzenli bilgi alamadıklarını, düşmanın Manisa'ya girişini de telgrafçıların haber verdiğini, kolordunun Ereğli'de bulunan birliklerinin hepsi trenle taşınamadığından, karadan yürüyüşe başladıklarını, ancak yerin uzaklığı dolayısıyla Ankara'ya ne zaman ulaşacaklarının belli olmadığını bildiriyordu.

Kolordu Komutanı yine bu telyazısında Afyonkarahisar'da bulunan 23. Tümenin er sayısının pek az olduğundan ve orada ellerine geçen erleri bu tümene göndermekte olduklarından söz açtıktan sonra, Kastamonu ve Kayseri yörelerindeki güvenliği bozan birtakım olaylar üzerine haberler gelmeye başladığını bildiriyor ve zaman zaman bilgi vereceğini yazıyordu.

Trakya'da bulunan kuvvetleri ve komutan durumunu bilmiyordum.

Tanrı, "Yeryüzü bitkiler, tohum veren otlar ve türüne göre tohumu meyvesinde bulunan meyve ağaçları üretsin" diye buyurdu ve öyle oldu.

Yeryüzü bitkiler, türüne göre tohum veren otlar ve tohumu meyvesinde bulunan meyve ağaçları yetiştirdi. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü.

İşte yeryüzünde tohum veren her otu ve tohumu meyvesinde bulunan her meyve ağacını size veriyorum. Bunlar size yiyecek olacak.

Kabiliye kuzeydoğu Cezayir'de bulunan dağlık bir bölgedir.

Cezayir'de bulunan Bicâye'ye taşındı.

İş başvurusunda bulunan kişiye CV'sini tekrar yazmasını tavsiye etti.

Truva günümüz Türkiyesi'nde bulunan bir şehirdi.

Bilim insanları, kanında virüse karşı antikor bulunan kişileri belirleyebilecek testler geliştirmeye çalışıyor.

1980'de kolay kredi imkanları veya her yerde bulunan ATM'ler yoktu.

Doğal olarak, Avrupa ve içinde bulunan bir çok bölgenin sınırı iyi tanımlanmıştır. Fakat gözden ırak yerlerin pek tekin olduğu söylenemez.

Nebati döneminde işler iyice nebati hayata girerse bir sonraki atanacak olanı da adında "sela" bulunan birinden seçsinler ki o da selayı okusun.

Markiz'in terzisinden, Croix-Maugars'ın düğününün yıldönümü için bahçesinde bir parti vereceğini öğrenmişti. Paris'te bulunan tüm soylular orada toplanacaktı.

Ukrayna'nın Yahudi cumhurbaşkanı Zelenskiy, Rusya savaşının ön saflarında bulunan neo-Nazi paramiliter örgütlerle nasıl barış yaptı?

Bu şehrin havası burada bulunan çeşitli fabrikalar nedeniyle zehirli.

Karl, Alabama'daki küçük bir kasabada bulunan bir Walmart'ta çalışıyor.

Çin burçlarının on iki hayvanı, doğada bulunan on bir hayvan türünden gelir; sıçan, öküz, kaplan, tavşan, yılan, at, koyun, maymun, horoz, köpek ve domuz ve efsanevi ejderha; takvim olarak kullanılırlar.

Ziri boynunda bulunan kocaman doğum lekesini saklamanın bir yolunu keşfetti.

Japonya, birçok dağ bulunan bir ülkedir.

Bunlardan biri de Çengelköy’de bulunan Lahanacılar Çeşmesidir.

Bugün önce şehir merkezine gittim sonrasında ise şehir merkezinde bulunan Çin restorantında arkadaşlarımla buluşup çay içtik.

Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce