Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

"duran" içeren Türkçe örnek cümleler

duran kelimesini Türkçe bir cümlede nasıl kullanacağınızı öğrenin. 100'den fazla özenle seçilmiş örnek.

Kır atın yanında duran ya suyundan ya huyundan alır.
Translate from Türkçe to İngilizce

Yamaçta duran bina okulumuzdur.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tepenin üzerinde duran şu kuleye bak.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tepenin üstünde duran ev çok eski.
Translate from Türkçe to İngilizce

Sadece binanın önünde duran insanlar polis.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom'un yanında duran o uzun kız Mary'dir.
Translate from Türkçe to İngilizce

Köprüde duran adamı tanıyor musunuz?
Translate from Türkçe to İngilizce

Şöminemin üstünde asılı duran tabloyu bana veren kişi Tom'du.
Translate from Türkçe to İngilizce

Kapının yanında duran bayan ünlü bir şarkıcıdır.
Translate from Türkçe to İngilizce

Kapınını yanında duran kişi Tom.
Translate from Türkçe to İngilizce

Orada ayakta duran kız Mary'dir.
Translate from Türkçe to İngilizce

Orada ayakta duran kız kız kardeşim Sue'dur.
Translate from Türkçe to İngilizce

Orada duran kadın kimdir?
Translate from Türkçe to İngilizce

Kapıda duran o çocuk kim?
Translate from Türkçe to İngilizce

Kapıda duran bir yabancı gördüm.
Translate from Türkçe to İngilizce

Kapıyı açtım ve yan yana duran iki erkek çocuk gördüm.
Translate from Türkçe to İngilizce

Orada duran çocuğu tanıyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce

Orada duran kız kimdir?
Translate from Türkçe to İngilizce

Şu ağacın altında duran bir kız görüyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce

Orada duran çocuk benim oğlumdur.
Translate from Türkçe to İngilizce

Orada duran adam Bay Smith.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom kaldırımda duran bir cüzdan buldu.
Translate from Türkçe to İngilizce

Yolda duran tuhaf bir nesne buldum.
Translate from Türkçe to İngilizce

Kapının yanında duran genç benim erkek kardeşimdir.
Translate from Türkçe to İngilizce

Orada duran adam benim babamdır.
Translate from Türkçe to İngilizce

Orada duran uzun boylu güzel kıza bak.
Translate from Türkçe to İngilizce

Orada duran adam benim arkadaşım.
Translate from Türkçe to İngilizce

Etrafta duran insanlar tamamen yabancıydı.
Translate from Türkçe to İngilizce

Şelalenin altında çıplak duran bir adam gördüm.
Translate from Türkçe to İngilizce

Şurada duran adam kim?
Translate from Türkçe to İngilizce

Şurada duran kadın kim?
Translate from Türkçe to İngilizce

Kapının yanındaki o adamla odanın diğer tarafındaki pencerenin yanında duran o kadının fotoğrafik hafızası var.
Translate from Türkçe to İngilizce

Masanın üstünde duran sepetteki meyveyi yeme. Plastik.
Translate from Türkçe to İngilizce

Yolda duran garip bir cisim buldum.
Translate from Türkçe to İngilizce

Masamda duran bir şey gördüm.
Translate from Türkçe to İngilizce

Duvarda duran kitabı biraz okuyun istedim.
Translate from Türkçe to İngilizce

Barda duran üç kadın vardı.
Translate from Türkçe to İngilizce

Orada duran çocuğun adını biliyor musun?
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom bana duvarımda asılı duran resmi kimin yaptığını sordu.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom bana heykelin önünde duran adamın kim olduğunu sordu.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom'un arkasında duran kadını görebiliyor musun? O, Mary.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom köşede duran üç polisin önünden yürüyerek geçti.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom penceresinin dışında duran birini gördü.
Translate from Türkçe to İngilizce

Dışarıda duran BMW’imi görmedin mi?
Translate from Türkçe to İngilizce

Arkamda duran insanlardan hoşlanmam.
Translate from Türkçe to İngilizce

Binanın önünde duran adam kim?
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom kapının yanında duran adamın kim olduğunu merak ediyordu.
Translate from Türkçe to İngilizce

Yanında duran kadına bazı sorular sordu.

Yerde duran bazı boş şişeler gördüm.

Çadırın yanında yerde duran bir sürü boş şarap şişeleri vardı.

Sanırım Mary'nin yanında duran adam Tom'dur.

Çeşmenin önünde duran küçük bir erkek grubu vardı.

Boş duran eller şeytanın aletidir.

Orada duran çocuk Tom'dur.

Tom Mary'nin arkasında duran birini fark etti.

Tom senin ofisinin dışında duran birini gördüğünü söyledi.

Orada duran adam Tom'dur.

Pencerenin yanında duran kızı tanıyor musun?

Masanın üzerinde açık duran bir kitap var.

Ve piyanonun yanında duran bu konuk kim?

Bana benzeyen ve kız kardeşimin yanında duran adam benim ikiz erkek kardeşimdir.

Kapıda duran biri var.

Orada duran adam benim babam.

Boş duran eller internetin atölyesidir.

Orada duran o kadın şimdiye kadar gördüğüm en güzel kadın.

Tepede duran ev çok eski.

Orada duran erkek çocuğunun adını biliyor musun?

Orada duran adam dükkanının sahibidir.

Kapıda duran elinde silahı olan bir adam var.

Orada duran o adam benim babamdır.

Tom Mary'nin yanında duran kişiyi işaret etti.

Kapıda duran kız kim?

Buzdolabında duran bir şişe var.

Kedi sandalyede oturuyor ve mutfak masasında duran ete bakıyor.

Kitaplığın orada duran adamın fotoğrafik hafızası var.

Dünya sadece uzayda asılı duran bir küredir.

Masada renkli çiçeklerle duran beyaz bir vazo var.

Masanın üstünde duran bir kitap var mıydı?

Çevrede duran insanlar eğlendi ve cesur küçük köpeğe güldüler.

Tom'un Eyfel Kulesinin önünde duran resimlerini gördüm.

Amuda kalkıp duran biri hariç, herkes aynı görünüyor.

Uçurumun üstünde duran bir adam boşluğa atlayarak intihar etmek üzereydi.

Tom'un yanında duran şu kadın kimdir?

Orada akçaağacın yanında duran o adam Tom'dur.

Masada duran gazeteyi bana verebilir misiniz?

Sami, Leyla'nın evinin dışında sokakta duran arabayı gördü.

Tom kapının yanında duran birini görebilirdi.

Yıldızspor duran toplardan çok gol yiyor.

Anadoluspor duran toplarda çok etkili.

Anadoluspor'da duran topları genelde Ali kullanıyor.

Ali duran toplarda etkili bir oyuncu.

Kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan.

Tom tabağında duran yemeğe baktı.

Tahtın önünde duran küçük büyük, ölüleri gördüm. Sonra kitaplar açıldı. Yaşam kitabı denen başka bir kitap daha açıldı. Ölüler kitaplarda yazılanlara bakılarak yaptıklarına göre yargılandı.

Fakat bu, masada hâlâ duran bir bahis.

Kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan kapar.

Kendilerini havaya uçurmadan önce Allahu Ekber diye bağırıp duran insanlar gerçek İslam'ı temsil etmez.

Alberto kapıda duran birini gördü.

Köpek yerde duran birkaç parçayla yetindi.

Orada duran o çocuğu tanıyorum.

Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce