Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

"geniş" içeren Türkçe örnek cümleler

geniş kelimesini Türkçe bir cümlede nasıl kullanacağınızı öğrenin. 100'den fazla özenle seçilmiş örnek.

Oturma odamda geniş pencereler var.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bana onun geniş bir arkası olduğu söylendi.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bu böcekler geniş bir alana yayıldılar.
Translate from Türkçe to İngilizce

Columbus Amerika'yı keşfettiği zaman, bizon ( Amerikan mandası ) geniş bir alanda yaşıyordu.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom geniş kitlenin önünde konuşma yapmaktan hoşlanmaz.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom'un geniş bir arkadaş çevresi var.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bu fiil geniş zamanda hangi takıları alır?
Translate from Türkçe to İngilizce

Ağzınızı geniş açın.
Translate from Türkçe to İngilizce

Onun geniş omuzları vardı.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bu yer geniş, öyle değil mi?
Translate from Türkçe to İngilizce

Onun ailesi çok geniş.
Translate from Türkçe to İngilizce

Nehir geniş bir alanı su altında bıraktı.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bizim geniş bir kitap seçeneğimiz var.
Translate from Türkçe to İngilizce

Benim geniş bir arazim var.
Translate from Türkçe to İngilizce

Jim'in geniş omuzları var.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom'un geniş ve rahat bir yere ihtiyacı var.
Translate from Türkçe to İngilizce

Nehri yüzerek geçmek imkânsız. Çok geniş!
Translate from Türkçe to İngilizce

Yüzerek geçmek imkânsız. Nehir çok geniş.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bizim ev beşimize yetecek kadar geniş.
Translate from Türkçe to İngilizce

Nehri bloke eden baraj çok geniş.
Translate from Türkçe to İngilizce

Deprem geniş çaplı hasara yol açtı.
Translate from Türkçe to İngilizce

Japon ekonomisi geniş ölçüde büyüdü.
Translate from Türkçe to İngilizce

Ağzını geniş aç.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bu nehir Avrupa'daki en geniş nehir.
Translate from Türkçe to İngilizce

New York'un caddeleri çok geniş.
Translate from Türkçe to İngilizce

Ne kadar geniş?
Translate from Türkçe to İngilizce

Geniş bir aileden geliyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bakış açısına göre değişmekle birlikte odam çok geniş.
Translate from Türkçe to İngilizce

Geniş kalçalarım yok.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bu nehir geniş.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom'un geniş bir ilgi alanı var.
Translate from Türkçe to İngilizce

Onun geniş omuzları var.
Translate from Türkçe to İngilizce

Evime yakın geniş bir cadde var.
Translate from Türkçe to İngilizce

Sence yol arabalar için yeterince geniş mi?
Translate from Türkçe to İngilizce

Ülke şimdilerde geniş politik değişim geçiriyor.
Translate from Türkçe to İngilizce

Mary'nin anne babası geniş bir evde yaşıyor.
Translate from Türkçe to İngilizce

Hokkaido'daki şiddetli deprem geniş çaplı hasara neden oldu.
Translate from Türkçe to İngilizce

Deniz çok geniş.
Translate from Türkçe to İngilizce

Dünyanın en geniş ülkesinin devlet başkanı İngilizceyi anlamıyor
Translate from Türkçe to İngilizce

"Pad See Ew", Tayland mutfağına özgü, düz ve geniş kesimli bir pirinç makarnasıdır.
Translate from Türkçe to İngilizce

O, bu konularda en geniş perspektifli insandır.
Translate from Türkçe to İngilizce

Kazakistan, Orta Asya'daki en geniş ülkedir.
Translate from Türkçe to İngilizce

Romanesk tarzı yarımküre şeklindeki tonozlar, sütunlar, kemerli pencereler,geniş düz yüzeyler,kalın,savunmaya uygun duvarlar ve masif bloklu şekillerle karakterize edilir.
Translate from Türkçe to İngilizce

Çatı katında geniş bir oda var.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom, geniş kenarlı bir şapka giyiyor.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bu cümle geniş zamandadır.
Translate from Türkçe to İngilizce

Mağazamız, geniş bir skalada modaya uygun elbise satmaktadır.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bu şehirde birçok geniş cadde vardır.

Tom geniş fikirlidir.

Savaştan beri Japonya bilim ve teknolojide geniş ölçüde gelişti.

Geniş bir çöl önümüzde uzanıyor.

Bu araba geniş ve komforlu.

Bu araba geniş ve kullanışlı.

Bu geniş bir evdir.

Benim hobilerim sadece geniş kapsamlı değil fakat aynı zamanda faydalı da.

Tom çok geniş fikirli.

Ben, suitleri ferah, kanapeleri geniş sandviçleri bol buldum.

Aile arazisinin geniş alanını çocuklar arasında eşit olarak böleceğiz.

Asya, dünya kıtalarının en geniş ve en kalabalığıdır.

Ailemin çevresi geniş.

Benim çevrem geniş.

Geniş bir hayal gücün var.

Tom giysilerinin geniş olmasını tercih eder.

Bu okulun müfredatı geniş ve yüzeysel.

Geniş bant hızında ve kalitesinde ülkeden ülkeye büyük farklılıklar vardır.

Fransa, Batı Avrupa'nın en geniş ülkesidir.

Tom geniş esnedi.

Şehrin çok sayıda geniş caddeleri var.

Geniş kütüphanenin yakınında yaşıyoruz.

Birine aptal dediğimde, bu bir hakaret değil. Ben entelektüel gelişim için onun geniş potansiyele sahip olduğunu ona işaret ediyorum.

Tokyo'da geniş dairelere uğraması zordur.

Dr. Svensen konuyu öyle geniş bir şekilde araştırdı ki onun kaynakçası kitabının yarı ağırlığını oluşturuyor.

Gönlü geniş olan sukutu öğrensin.

Ana caddeler çok geniş.

Geniş çaplı bir buzdolabı satın almak istiyorum.

Sanırım Tom geniş görüşlü.

Tom'un geniş omuzları var.

Onun geniş bir hayal gücü var.

Meseleleri daha geniş bir temelde yargılamalıyız.

Onların geniş bir bahçesi var.

Onun kalbi geniş.

Tom bir Harvard geniş tişörtü giyiyor.

Bu ev çok geniş.

Yolun arabalar için yeterince geniş olduğunu düşünüyor musun?

Mary'nin geniş omuzları var.

Benim geniş omuzlarım var.

Bizim geniş omuzlarımız var.

O, onun için çalışan geniş bir kadroya sahiptir.

Geniş nehir yavaşça akar.

Baba oturma odamızı daha geniş yaptı.

Dünkü konserde geniş bir dinleyici kitlesi vardı.

Bu gazete geniş bir sirkülasyona sahip.

Yol, iki yönlü trafik için yeterince geniş mi?

Biz daha geniş bir dinleyici kitlesine ulaşmak istiyoruz.

O, dünya hakkında çok geniş bir bilgiye sahiptir.

Tom geniş bir kayanın üzerinde uzanıyor.

Tom'un geniş bir sosyal ağı var.

Yangın geniş çaplı hasara neden oldu.

Bu çatı katı geniş.

Çay geniş ölçüde Hindistan'da yetiştirilir.

Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce