girip kelimesini Türkçe bir cümlede nasıl kullanacağınızı öğrenin. 32'den fazla özenle seçilmiş örnek.
Tom komaya girip çıkıyordu.
Translate from Türkçe to İngilizce
İçeri girip bir fincan çay içmeyecek misin?
Translate from Türkçe to İngilizce
O, ağzımdan girip burnumdan çıktı.
Translate from Türkçe to İngilizce
Niçin girip burada beklemiyorsun?
Translate from Türkçe to İngilizce
O işe girip girmeyeceğimi merak ediyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce
Odaya girip çıkıp durmayın.
Translate from Türkçe to İngilizce
Zaten tam olarak bilmediğim bir konuda, o kişiyle karşılıklı tartışmaya girip de sinirlerimi bozmak istemiyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce
Kedi arabama girip oraya işedi.
Translate from Türkçe to İngilizce
İçeri girip odalara bir göz atmak ister misin?
Translate from Türkçe to İngilizce
İçeri girip çıkan insanlar kolay kolay iflah olmaz bir daha.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom karanlık odaya girip lamba anahtarını çevirdi.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom, çalışma odasına girip kapıyı kilitledi.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom mutfağa girip kendine bir fincan kahve koydu.
Translate from Türkçe to İngilizce
"Bu ne dükkanı?" "İçeri girip bir göz atmalı mıyız?" "Tamam."
Translate from Türkçe to İngilizce
Eve giderken postaneye girip çıkacağım.
Translate from Türkçe to İngilizce
Ben onun evine girip çıktım.
Translate from Türkçe to İngilizce
İçeri girip ödevimi yapmak zorundayım.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom hayatının çoğunda akıl hastanelerine girip çıkmıştı.
Translate from Türkçe to İngilizce
Rakip defansın arasındaki anlaşmazlık sonrasında Ali araya girip skoru 2-0'a getirdi.
Translate from Türkçe to İngilizce
Yaşlı adamın koluna girip karşıya geçirdi.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom dereye girip oynamayı sever.
Translate from Türkçe to İngilizce
Kadın kılığına girip kaçtım.
Translate from Türkçe to İngilizce
Görevin Tom, tabii eğer kabul edersen, binaya gizlice girip gizli dökümanları elde etmek. Her zamanki gibi, eğer yakalanır ya da öldürülürsen bakanlık senin eylemlerine dair tüm bilgisini reddecektir. Bu mesaj beş saniye içinde kendini imha edecektir. İyi şanslar Tom.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom'a dün gece gördüğüm rüyayı anlatınca Hz. Yusuf moduna girip yorumladı.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bilgisayarına virüs girip birçok önemli dosyasını bozmuş.
Translate from Türkçe to İngilizce
Belediye ekipleri komşuların şikâyeti üzerine çöp eve dönen daireye girip temizlik yaptı.
Translate from Türkçe to İngilizce
Sami, Leyla'nın evine zorla girip ırzına geçti.
Translate from Türkçe to İngilizce
Dünyanın en gelişmiş süper bilgisayarını test etmek için önde gelen bilimadamları davet edilmiş. Herkes sırayla bilgisayarın olduğu odaya girip en zor soruları sorup birkaç saniyede cevabını alıp çıkıyormuş. Sıra Temel'e gelip uzun süre odadan çıkmayınca herkes meraklanıp odaya girerek Temel'e bilgisayara ne sorduğunu sormuşlar. Temel de "'Ne var ne yok?' diye sordum la uşaklar" demiş. Meğer bilgisayar evrende var olan ve olmayan sonsuz sayıdaki şeyi sıralamakla meşgulmüş.
Translate from Türkçe to İngilizce
Ben kâtiplik matiplik yapamam. Üniversiteye girip okumak istiyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce
William, Sandra'nın binaya gerçekten girip girmediğini görmedi.
Translate from Türkçe to İngilizce
Karl içeri girip kapıyı kilitledi.
Translate from Türkçe to İngilizce
Herhangi bir eğitim programına katılırsanız belirli derslere girip bu derslerden geçmeniz lazım.
Translate from Türkçe to İngilizce