his kelimesini Türkçe bir cümlede nasıl kullanacağınızı öğrenin. 84'den fazla özenle seçilmiş örnek.
Tom'un mide çukurunda kusacak gibi bir his vardı.
Translate from Türkçe to İngilizce
Ayak parmaklarımda hiç his yok.
Translate from Türkçe to İngilizce
Onun bugün geleceğine dair içimde bir his var.
Translate from Türkçe to İngilizce
Senin çok iyi bir avukat olacağına dair içimde bir his var.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom'un yakında geleceğine dair içimde bir his var.
Translate from Türkçe to İngilizce
İçimde kötü bir his var.
Translate from Türkçe to İngilizce
İçimde Tom'un haklı olabileceğine dair bir his var.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bu sadece bir his.
Translate from Türkçe to İngilizce
Yabancı bir his bana istila ediyor.
Translate from Türkçe to İngilizce
O kadar kolay olmayacağına dair içimde bir his var.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bugün kar yağacağına dair içimde bir his var.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom'un sana aldığı hediyeden hoşlanmayacağına dair içimde bir his var.
Translate from Türkçe to İngilizce
İçimde Boston'da yaşamaktan gerçekten hoşlanacağıma dair bir his var.
Translate from Türkçe to İngilizce
Boston'u seveceğine dair içimde bir his var.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bu restoranı seveceğine dair içimde bir his var.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bunun her ikimizinde yapması gereken bir şey olduğuna dair içinde bir his var.
Translate from Türkçe to İngilizce
İçimde dileğini elde edeceğine dair bir his var.
Translate from Türkçe to İngilizce
İşi alacağına dair içimde bir his var.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bunu seveceğine dair içimde bir his var.
Translate from Türkçe to İngilizce
İçimde Fransızcamın daha iyiye gitmediğine dair bir his var.
Translate from Türkçe to İngilizce
İçimde Fransızcamın çok fazla gelişmediğine dair bir his var.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom'un burada olmayacağına dair içimde bir his vardı.
Translate from Türkçe to İngilizce
Fransızcamın geliştiğine dair içimde bir his var.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom'un geç kalacağına dair içimde bir his vardı.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom ve Mary'nin birbirleriyle uzun süre evli kalmayacaklarına dair içimde bir his var.
Translate from Türkçe to İngilizce
Senin ve benim ortak çok şeyimiz olduğuna dair içimde bir his var.
Translate from Türkçe to İngilizce
Senin ve benim çok ortak yönümüz olduğuna dair içimde bir his var.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bana henüz söylemediğin bir şey olduğuna dair içimde bir his var.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bunu daha önce yaptığıma dair içimde bir his var.
Translate from Türkçe to İngilizce
Beni sevmediğine dair içimde bir his var.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bir şeyin yanlış gittiğine dair içimde kötü bir his var.
Translate from Türkçe to İngilizce
Berbat bir şey olacağına dair içimde kötü bir his var.
Translate from Türkçe to İngilizce
İçimde dünden yarım kalan bir işimiz olduğuna dair bir his var.
Translate from Türkçe to İngilizce
Testi geçeceğine dair içimde bir his var.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom'un onu söyleyeceğine dair içimde bir his vardı.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom'u seveceğine dair içimde bir his var.
Translate from Türkçe to İngilizce
Meksika yiyeceğini seveceğine dair içimde bir his var.
Translate from Türkçe to İngilizce
İçimde bu yeri seveceğim gibi bir his var.
Translate from Türkçe to İngilizce
İçimde çok memnun olacağına dair bir his var.
Translate from Türkçe to İngilizce
O adamla daha önce tanıştım gibi bir his var içimde.
Translate from Türkçe to İngilizce
İçimde senin burada bulabileceğime dair bir his vardı.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom'un nerede olduğunu bildiğime dair içimde bir his var.
Altıncı his denen şey gerçek gözüküyor.
Bir şeyin yanlış gittiğine dair içimde bir his var.
Bir şey olacağına dair içimde bir his var.
Çok özel bir şey olacağına dair içimde bir his var.
Sadece bir his.
Tom'un polisi aramak istediğine dair içimde bir his var.
İçimde bunları görmek isteyebileceğine dair bir his var.
Tom'un hala Boston'da burada olduğuna dair içimde bir his var.
Tom'un içinde Mary'nin beş dakika içinde gelebileceğine dair bir his var.
İçimde kazanabileceğimize dair bir his var.
İçimde Tom'un başının dertte olduğuna dair bir his vardı.
Gerçekten kalmamı istemediğine dair içimde bir his var.
Bunun nasıl bir his olduğunu biliyorum.
Bu nasıl bir his?
Tom'un bu yıl mezun olamayacağı konusunda içimde bir his var.
Bende önemli bir şeyi unutuyoruz gibi bir his var.
Tom'un Fransızca konuşmayı gerçekten bilmediğine dair içimde bir his var.
O bana güzel bir his verdi.
Geçen pazar sabahından beri yılların geçtiğine dair içimde bir his var.
Onun bana bakma tarzı bana kötü bir his verdi.
Tom'un onu nasıl yapacağını bilmediğine dair içimde bir his var.
Bunu Tom'un yaptığına dair içimde bir his var.
O defalarca başarısız oldu ama bunun bir zaman kaybı olduğuna dair içinde bir his yoktu.
Bu filmden hoşlanacağına dair içimde bir his var.
Tom'un bugün burada olmayacağına dair içimde bir his var.
İçimde burada olacağına dair bir his vardı.
Geç kalacağına dair içimde bir his vardı.
Tom'un yapmaya söz verdiği şeyi yapmayacağı konusunda içimde bir his var.
Ayrımcılık, toplumsal bir gerçektir, bir his değildir.
Korkunun nasıl bir his olduğunu biliyorum.
İnanılmaz bir his olduğunu biliyorum.
Tom doesn't pay his rent.
Son zamanlarda neredeyse hiç ilgi çekici dizi yokmuş gibi bir his var içimde.
İçimde son zamanlarda neredeyse hiç ilgi çekici bir dizi yokmuş gibi bir his var.
Bu sahip olduğum his.
İçimde tuhaf bir his var.
Ev tutuştuğunda, berbat bir his üstüme geldi.
Bu his harika.
Güneş sırtımda sıcak bir his veriyor.
His, muhtemeln karşılıklı.
İçimde bir his var, sanki bir şeyler yolunda gitmiyormuş gibi.
Büyük bir yük kalkmış gibi bir his veriyor.