inanmak kelimesini Türkçe bir cümlede nasıl kullanacağınızı öğrenin. 100'den fazla özenle seçilmiş örnek.
Buna inanmak için iyi dayanakları var.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bana göre buna inanmak zor.
Translate from Türkçe to İngilizce
İyi bir yalana inanmak bir gerçeğe inanmaktan daha kolaydır.
Translate from Türkçe to İngilizce
Şu genç çocukların polislerden daha hızlı koşabileceğine inanmak saçmadır.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom Mary'nin söylediğinin gerçek olduğuna umutsuzca inanmak istedi.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom onun kredi kartlarını çalanın Mary olduğuna inanmak için isteksiz görünüyor.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom'un birini öldürebileceğine inanmak zor.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom'un ondan yapmasını istediğimi yapmayacağına inanmak için hiçbir nedenim yok.
Translate from Türkçe to İngilizce
Ona inanmak sizin saflığınızdandır.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tanrı'ya "inanmak"la neyi kastettiğine bağlı.
Translate from Türkçe to İngilizce
Sana inanmak istiyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce
İnsanlar birbirlerine ve ülkesine zarar vermediği sürece neye inanmak istiyorsa ona inanmakta özgür olmalı.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bana inanmak zorundasın.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom Mary'nin ona söylediğine inanmak için yeterince aptaldı.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bize inanmak zorundasın.
Translate from Türkçe to İngilizce
Herkes inanmak ister.
Translate from Türkçe to İngilizce
Ona sadece inanmak zorundasın.
Translate from Türkçe to İngilizce
Fiyatların artacağına inanmak için hiçbir nedenimiz yok.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom'un, Mary'nin ona aşık olduğunu fark etmemesine inanmak zor.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom'un yalan söylediğine inanmak için hiçbir gerekçem yok.
Translate from Türkçe to İngilizce
Kalbinden inanmak zihninle anlamaktan daha önemlidir.
Translate from Türkçe to İngilizce
Sana inanmak istediğimi düşünmüyor musun?
Translate from Türkçe to İngilizce
Söylediğine inanmak zor.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom'a inanmak benim salaklığımdı.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom bana inanmak istemiyordu.
Translate from Türkçe to İngilizce
Ona inanmak istemedim.
Translate from Türkçe to İngilizce
Sana inanmak zor.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom, onun yapılabileceğine inanmak istiyor.
Translate from Türkçe to İngilizce
Herkes rüyâların gerçekleşebildiğine inanmak ister.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bunun uydurma bir hikaye olduğuna birçok kişi inanmak istemedi.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom'un söylediğine inanmak senin aptallığın.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom, Mary ve John hakkındaki söylentiye inanmak istemedi.
Translate from Türkçe to İngilizce
Halen birlikte mutlu olma şansımızın olduğuna inanmak istiyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce
Biliyorum, buna inanmak zor.
Translate from Türkçe to İngilizce
Haklı olduğuna inanmak istiyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce
Ona inanmak zorundasın.
Translate from Türkçe to İngilizce
Ona inanmak oldukça zor.
Translate from Türkçe to İngilizce
Buna inanmak tamamen zor.
Translate from Türkçe to İngilizce
Ona inanmak biraz zor.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bunun bir tesadüf olduğuna inanmak zor.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom'un öyle bir şey yapacağına inanmak zor.
Translate from Türkçe to İngilizce
Ona inanmak istiyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce
Gerçekten sana inanmak istiyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom'un mutlu olduğuna inanmak istedim.
Translate from Türkçe to İngilizce
Ben sadece buna inanmak istemiyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce
Neye inanmak istediğimi biliyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom'un hâlâ bekar olduğuna inanmak zor.
Size gerçekten inanmak istiyorum.
Bunun doğru olduğuna inanmak istiyorum.
Tom'un bize gerçeği söylediğine inanmak istiyorum.
Tom ona inanmak istemiyor.
Tom'un yalan söylediğine inanmak istiyordum.
İnsanlar inanmak istedikleri şeye inanıyorlar.
Sana inanmak istemiyorum.
Tom bana inanmak istemedi.
Her şeyin iyi olduğuna inanmak istiyorum.
Tom Mary'nin söylediğinin doğru olduğuna umutsuzca inanmak istiyor.
Dün Tom'un Mary hakkında söylediği şeylere inanmak istemedim.
Tom bana inanmak zorunda değil.
Kendine inanmak zorundasın.
O böyle bir şey inanmak için aptal olmalı.
Buna inanmak zor.
Birçok insan bu hikayenin düzmece olduğuna inanmak istemiyordu.
Aksine inanmak isterim.
Buna kendim inanmak istemiyordum.
Herkes hayallerin gerçekleşebileceğine inanmak istiyor.
Kimse Tom'a inanmak istemedi.
Yemin ederim, Tom. Bana inanmak zorundasın.
Tom'a inanmak senin aptallığındı.
Ona inanmak istemiyorum.
Buna inanmak istiyorum.
Ben ona inanmak istemedim.
Gerçekten onun doğru olduğuna inanmak istedim.
Dan, Linda'nın bunu yaptığına inanmak istemedi.
Bunun delice göründüğünü biliyorum ama bana inanmak zorundasın.
Sen bir şeye inanmak zorundasın.
Ona inanmak benim salaklığımdı!
Hala buna inananların var olduğuna inanmak zor.
Ben kimseye inanmak istemiyorum.
Tom'un onun yaptığını söylediğin şeyi yapacağına inanmak zor.
Onun gerçekten olduğuna inanmak zor.
Tom'un gerçekten Boston'a gitmek istediğine inanmak zor.
Winston herhangi bir dine inanmak istemiyor.
Bana inanmak zorundasın, Fadıl.
Tom gerçekten Mary'nin masum olduğuna inanmak istiyordu.
Tom'un bunu gerçekten yaptığına inanmak zor.
Fadıl gerçekten inanmak istedi.
Tom gerçekten Mary'nin söylediğine inanmak istiyordu.
Bir yalana inanmak genellikle doğruya inanmaktan daha kolaydır.
Bana inanmak zorundasın, Tom.
Sana inanmak için hiçbir gerekçe yok.
Bize Tanrı'ya inanmak öğretildi.
Senin hikayene inanmak zor.
Her şeye inanmak zayıflıktır ve hiçbir şeye inanmamak aptallıktır.
Sami'nin ona inanmak için hiç nedeni yoktu.
Buralarda öyle bir şeyin olabileceğine inanmak zor.
O kadar berbat bir şeyin buralarda olabileceğine inanmak zor.
Hatalarımızdan öğrendiğimize inanmak istiyorum.
Onlar böyle saçmalıklara inanmak için deli olmalılar
Tom'un bunu yaptığına inanmak zor.