Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

"kalan" içeren Türkçe örnek cümleler

kalan kelimesini Türkçe bir cümlede nasıl kullanacağınızı öğrenin. 100'den fazla özenle seçilmiş örnek.

Okula geç kalan öğrencilerin sayısı beklediğimden çok daha azdı.
Translate from Türkçe to İngilizce

Koru yakıldı, alevler yükseldi, ve kısa sürede bayan Askew ve arkadaş şehitleriyle ilgili geriye kalan bütün şey dökülen bir küller yığınıydı.
Translate from Türkçe to İngilizce

Silahta kalan parmak izleri şüphelininki ile uyuşuyor.
Translate from Türkçe to İngilizce

Şişe içinde kalan sadece bir miktar süt vardı.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom hayatının geriye kalan kısmında Boston'da kalmaya niyeti yok.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom hayatının geriye kalan kısmında Boston'da yaşamaya karar verdi.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom her zaman son sözü söylemek zorunda kalan insan türüdür.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom büyükbabasından miras kalan parayla Mary için bir nişan yüzüğü aldı.
Translate from Türkçe to İngilizce

İnsan embesil olmaya maruz kalan tek hayvandır.
Translate from Türkçe to İngilizce

Büyükbabam hayatının geriye kalan kısmını sakin bir şekilde yaşamak istiyor.
Translate from Türkçe to İngilizce

Kalan biraz şarap var.
Translate from Türkçe to İngilizce

Kalan hiç süt yok.
Translate from Türkçe to İngilizce

Kalan işi çabucak bitirelim ve birkaç içki için dışarı gidelim.
Translate from Türkçe to İngilizce

Kalan işi çabucak bitirelim ve dışarı biraz içmeye gidelim.
Translate from Türkçe to İngilizce

Kalan varsa, bana biraz ver.
Translate from Türkçe to İngilizce

Cüzdanımda kalan hiç para yoktu.
Translate from Türkçe to İngilizce

Lütfen bize hikayenin geri kalan kısmını anlat.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bay Mitchel geri kalan parayı hafta sonuna kadar ödememi talep etti.
Translate from Türkçe to İngilizce

Kazada hayatta kalan tek kişiydi.
Translate from Türkçe to İngilizce

1940'lardan kalan bu uçak hâlâ uçuyor.
Translate from Türkçe to İngilizce

Hayatının geri kalan kısmını hapishanede geçirmeyi gerçekten istiyor musun?
Translate from Türkçe to İngilizce

Sınıfta kalan çok az sayıda öğrenci vardı.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bütün kalan paramı kuaföre verdim.
Translate from Türkçe to İngilizce

Dünya yalan kardeşim, dünya yalan! Var mı yalan dünyada bakî kalan. Mal da yalan, mülk de yalan. Var biraz da sen oyalan.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom'a kararımı söylemem gerekene kadar kalan bir saatten daha az zamanım var.
Translate from Türkçe to İngilizce

Kalan pek çok şey var.
Translate from Türkçe to İngilizce

Kalan bir tane var.
Translate from Türkçe to İngilizce

Hayatta kalan var mı?
Translate from Türkçe to İngilizce

Lütfen kalan beş üniteyi hemen gönderir misiniz?
Translate from Türkçe to İngilizce

Yalnız kalan küçük çocukla dışarı çıkmamalısın.
Translate from Türkçe to İngilizce

Oldukça çok kalan su var.
Translate from Türkçe to İngilizce

Ben tanrıça Demeterin son kalan tapanıyım.
Translate from Türkçe to İngilizce

Uzun bir tartışmadan sonra kömür madenleri kapatıldı ve kalan madenciler işten çıkarıldılar.
Translate from Türkçe to İngilizce

Hepimiz eski zamanlardan kitaplarda kalan eski yasaları duyduk, bunların çoğu birkaç kahkaha için iyidir.
Translate from Türkçe to İngilizce

Listede kalan kelimelerin beşi isim.
Translate from Türkçe to İngilizce

Kalan süre nedir?
Translate from Türkçe to İngilizce

Onun yüzünde kalan üzüntü işaretini gördüm.
Translate from Türkçe to İngilizce

Kalan bilgiyi hâlâ analiz ediyoruz.
Translate from Türkçe to İngilizce

Kültür birisi birinin öğrendiği her şeyi unuttuktan sonra kalan şeydir.
Translate from Türkçe to İngilizce

Lonesome George, türünün kalan son kaplumbağası, bilinmeyen nedenlerden öldü.

Kalan acı bir tattı.

Canlı kalan tüm aptallar şimdi neye inanacaklar?

Kalan sadece birkaç parça var.

Hayatta kalan tek kişi o.

Tom'un sınıfının geri kalan kısmına ayak uydurma sorunu vardı.

Kalan tek kişiyim.

Tom hayatta kalan birkaç kişi arasındaydı.

Tom kalan ve yardım eden birkaç kişinin arasındaydı.

Tom kalan birayı lavaboya döktü.

Tom bütün gece uyanık kalan tek kişidir.

Saldırıdan hayatta kalan tek kişisin.

Mary çantasında kalan parayı saydı.

Tom'un Boston'da kalan hâlâ bir sürü arkadaşı olduğunu düşünüyor musun?

Tom'un hâlâ Boston'da kalan arkadaşları olduğunu düşünüyor musun?

Kalan sadece üç gün var.

Günün geri kalan kısmında uyudum.

Sahibi tarafından kötü muameleye maruz kalan köpeği insan görünce yüreği burkuluyor.

Yetim kalan çocuklar karşımızda ağlarken, o acıyı bir parça da olsa hissederiz.

Ana babasından miras kalan bir apartmana henüz taşındı.

Böyle gölgede kalan havuzlarda balıkların çoğalması imkânsızdır.

Seri katillerin çoğu, çocukluklarında şiddete maruz kalmışlardır, ama çocukluklarında şiddete maruz kalan çok az insan, sonradan seri katil olmuştur.

Hiç hayatta kalan var mı?

Hiç hayatta kalan var mıydı?

Kalan tek kişiydim.

Tom geç kalan tek kişi değildi.

Canlı kalan biri var mı?

Hayatta kalan biri var mı?

Çekmecede kalan bir şey yok.

Hayatının geriye kalan kısmı için sadece burada saklanamazsın.

Altın standardında kalan bir tek ülke yok.

Hayatının geriye kalan kısmını nasıl yaşamak istediğin bu mudur?

Ben kazadan sağ kalan tek kişiyim.

Kalan kaç taneye sahipsin?

Geçtiğimiz 30 yıl içinde gök bilimcileri radyo dalgaları, gama ışınları ve arasında kalan tüm enerjilerle evreni inceleme yeteneğini geliştirdiler. Bu yetenek evrenimizdeki şaşırtıcı olayları keşfetmemize imkan verdi.

Katliamda hayatta kalan sadece Tom değildi.

İçimde dünden yarım kalan bir işimiz olduğuna dair bir his var.

Hayatta kalan yok.

Yapmak için kalan çok şey var.

Yapmak için kalan bir şey yoktu.

Tom geç kalan tek kişiydi.

Sona kalan çürük yumurta.

Polis şefine göre hayatta kalan yoktu.

Tom'un hastaneye gitmek zorunda kalan tek kişi olduğunu sanmıyorum.

Tom hayatının geriye kalan kısmı için hapse gidiyor.

Kalan başka hiç kimse yok.

Tom odada kalan tek boş koltuğu aldı.

Geç kalan kişi sendin.

Elimde kalan tek şey sensin Mary.

Hayatta kalan tek kişiyim.

Tom günün geri kalan kısmında dışarıda olacak.

Dr. Valeri 8 ocak 1994 ten Mart 1995 e kadar uzayda kalan bir Rus kozmonottur. Uzayda en uzun süre kalma rekorunu elinde bulunduruyor.

Kalan tuz var mı?

Üç tane hayatta kalan var.

Geriye kalan sadece iki gün var.

Hiç kalan paramız yok.

Kalan üç ayın var.

Mary ağacın altında oturdu, on dokuzuncu yüzyıldan kalan eski bir kitap okudu.

Kalan üç dakikamız var.

Kalan bir saatimiz var.

Kalan üç saatimiz var.

Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce