mutlaka kelimesini Türkçe bir cümlede nasıl kullanacağınızı öğrenin. 100'den fazla özenle seçilmiş örnek.
Mutlaka görürsün.
Translate from Türkçe to İngilizce
Oraya mutlaka kendin gitmek zorunda değilsin.
Translate from Türkçe to İngilizce
Ev ödevini Perşembeye kadar mutlaka teslim etmelisin.
Translate from Türkçe to İngilizce
Hava durumu tahmini mutlaka güvenilir değildir.
Translate from Türkçe to İngilizce
Büyük bir unvan mutlaka yüksek bir görev anlamına gelmez.
Translate from Türkçe to İngilizce
İnsan mutlaka ölecektir.
Translate from Türkçe to İngilizce
Yarın sabah mutlaka ofise gel.
Translate from Türkçe to İngilizce
Postane sokağın aşağısında. Mutlaka görürsün.
Translate from Türkçe to İngilizce
İyi bir antrenörle, yüzücü mutlaka kazanır.
Translate from Türkçe to İngilizce
Mutlaka gelmelisin.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bu mektubu mutlaka postala.
Translate from Türkçe to İngilizce
Gece beni mutlaka ara.
Translate from Türkçe to İngilizce
Seni mutlaka arayacağım.
Translate from Türkçe to İngilizce
Yarın beni mutlaka ara.
Translate from Türkçe to İngilizce
Makbuzu mutlaka saklayın.
Translate from Türkçe to İngilizce
Onu mutlaka dene.
Translate from Türkçe to İngilizce
Onu mutlaka görürsün.
Translate from Türkçe to İngilizce
Saat üçte mutlaka gel.
Translate from Türkçe to İngilizce
Saat beşe kadar mutlaka burada olun.
Translate from Türkçe to İngilizce
O, oyunu mutlaka kazanacak.
Translate from Türkçe to İngilizce
Çamaşırlar bugün mutlaka tamamen kuruyacaktır zira havalar yeniden çok güzel.
Translate from Türkçe to İngilizce
Benden gerçeği aramamı talep edebilirler ama onu mutlaka bulmamı isteyemezler.
Translate from Türkçe to İngilizce
Muvaffakiyetsizleştirici etkenlere karşı mutlaka önlem alınması gerekir.
Translate from Türkçe to İngilizce
Mutlaka gitmek zorunda değilsin.
Translate from Türkçe to İngilizce
Yarın mutlaka geleceğim.
Translate from Türkçe to İngilizce
Yarın sabah beni mutlaka ara.
Translate from Türkçe to İngilizce
Seni yarın mutlaka ziyaret edeceğim.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bu cevap mutlaka yanlış olmayabilir.
Translate from Türkçe to İngilizce
Saat ikide mutlaka orada olacağım.
Translate from Türkçe to İngilizce
Gelecek Pazartesi onu mutlaka geri vereceğim.
Translate from Türkçe to İngilizce
Çatı mutlaka tamir edilmeli.
Translate from Türkçe to İngilizce
Çıkmadan mutlaka karnını doyurmalısın.
Translate from Türkçe to İngilizce
İlacını mutlaka içmelisin Tom, günde bir sefer sabahları.
Translate from Türkçe to İngilizce
Hatırlamadığım zamanlarda bana mutlaka hatırlatın.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bu kitabı mutlaka okumalısın.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bir düşmanın bir düşmanı mutlaka bir müttefik değildir.
Translate from Türkçe to İngilizce
Şimdi İtalya'da olduğuna göre mutlaka Napoli'yi görmelisin.
Translate from Türkçe to İngilizce
Mutlaka Ferrara ve Ravenna'ya bir gezi yapmanı öneririm.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bu işin içinde mutlaka başka bir iş var.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bir şeye ihtiyacın olursa, beni mutlaka ara.
Translate from Türkçe to İngilizce
İyi bir cümle mutlaka iyi bir örnek cümle değildir.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bir ulusun büyük olması için mutlaka güçlü olması gerekmez.
Translate from Türkçe to İngilizce
Yarın sabah mutlaka geleceğim.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tüm polis soruşturmaları mutlaka bir suçlu tutuklanmasına yol açmaz.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom mutlaka size yardım edecek.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bu, mutlaka görülmesi gereken bir şey.
Translate from Türkçe to İngilizce
Mutlaka!
Translate from Türkçe to İngilizce
Çabanız mutlaka sonuç verecek.
Translate from Türkçe to İngilizce
Çabanız mutlaka meyvesini verecek.
Translate from Türkçe to İngilizce
Babam mutlaka her gün dört şişe bira içerdi ve dört paket sigara içerdi.
Ona mutlaka sahip olmalıyım.
Onu mutlaka yapacağım.
Pahalı saat mutlaka iyi bir saat değildir.
İstenirse mutlaka bir yol bulunur.
Her yıl mutlaka Japonya'ya bir sürü yabancı gelir.
Mutlaka bir yanlışlık vardı.
Şiddet mutlaka en iyi şey değildir ama bazen bir çözümdür.
Pazarlama bölümü ve satış bölümü hedefleri mutlaka aynı değildir.
Büyük evler yaşamak için mutlaka rahat değildir.
Ev kilisenin karşısında yer almaktadır. Mutlaka görürsün.
Savaş mutlaka mutsuzluğa neden olur.
Doğru devam edin ve onu bulacaksınız. Mutlaka görürsün.
Bir saat içinde mutlaka geri dönmüş olacağım.
Güzel çiçekler mutlaka güzel kokmaz.
Büyük bir âlim mutlaka iyi bir öğretmen değildir.
Dağlar mutlaka yeşil değildir.
Günümüzde evlilik, kadınlar için mutlaka bir zorunluluk değil.
Siz gençsiniz ve sağlıklısınız ve mutlaka uzun bir hayat yaşayacaksınız.
Para mutlaka sizi mutlu etmez.
Bence, alkol sağlığınız için mutlaka kötü değildir.
Başarı ölçüsü mutlaka para değildir.
Seni anlamayan biri mutlaka aptal değildir.
Mutlaka kendine güvenin olmalı.
Tom mutlaka bizi görmeye gelecek.
O olsaydı mutlaka heyecanlanırdık.
Bu mutlaka öyle değil.
Bir sınavı ilk bitiren öğrenci mutlaka en iyi notu almaz.
Mutlaka gitmek zorunda değilim.
Sizinle mutlaka temasa geçeceğiz arkadaşlar.
Tom şimdiye mutlaka emekli olmuştur.
Mutlaka bir şeylerin değişmesi gerek.
Teknik direktör, Ali'nin mutlaka takımda tutulmasını istedi.
Sami evden çıkmadan mutlaka Ayetelkürsi okur.
Ali yönetimden Timur'un mutlaka transfer edilmesini istedi.
Ali yönetimden Timur'un mutlaka takımda tutulmasını istedi.
Kuşkusuz bu dünyada her erkeğin ve kadının evlenmek için huyu huyuna, suyu suyuna tamamen denk birisi mutlaka vardır; fakat bir insanın sadece birkaç yüz kişiyle tanışma fırsatı bulduğu, bu birkaç yüz kişi içinden belki bir düzinesini yakından tanıdığı, bu bir düzinenin de ancak birkaçıyla dost olduğu göz önüne alınır ve de dünyada milyonlarca insanın yaşadığı hatırda tutulursa kolayca görülür ki dünya yaratıldığından beri doğru erkek doğru kadınla muhtemelen daha hiç karşılaşmamıştır.
Akşamları mutlaka kitap okurdu.
Bir insan bir yere bakıyorsa orada muhtemelen ilgilendiği bir şey vardır. Bir insan bir yere hiç bakmıyorsa orada ilgilendiği bir şey mutlaka vardır.
Bunu yapmayı mutlaka denemek istiyorum.
Bu istikamette mutlaka bir kuyu olmalı.
Beni tekrar ara mutlaka.
Gül ağacına su veririz. Lakin su hem güle yarar hem de dikene. Yanımızda yöremizde su verdiklerimiz diken olmaya meyletmişlerse sonunda mutlaka budarız.
Size bu kitabı mutlaka öneriyorum.
Tom her gün mutlaka bir film izler, daha sık dedektiflik filmleri olacak şekilde.
Katil cinayet mahaline mutlaka geri döner.
UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan şehir merkezi mutlaka ziyaret edilmelidir.
İş bitene kadar mutlaka burada olmasını nasıl sağlayabiliriz, fikrin var mı?
Bu yaz orayı mutlaka ziyaret edecek.
Güvenlik kameralarına mutlaka bir şeyler takılmıştır.
Söz veriyoruz, bu topraklara özgürlüğü mutlaka getireceğiz. Söz veriyoruz, bu ülkede demokrasi ancak bizimle kurulur.