Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

"nadir" içeren Türkçe örnek cümleler

nadir kelimesini Türkçe bir cümlede nasıl kullanacağınızı öğrenin. 100'den fazla özenle seçilmiş örnek.

Benim için bu nadir kitabı bulabilir misin?
Translate from Türkçe to İngilizce

Biz kaza nedeniyle nadir bir durumla karşılaştık.
Translate from Türkçe to İngilizce

Araraquara'da nadir bir Amerikan papağanı satın aldım.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bu çok nadir bir örnektir.
Translate from Türkçe to İngilizce

Ben nadir paralar toplarım.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bu çok nadir bir durumdur.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bu, çok nadir bir numunedir.
Translate from Türkçe to İngilizce

Aradığım nadir bir kitabı buldum.
Translate from Türkçe to İngilizce

Onun evinin yanında oturuyorum fakat onu nadir görüyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce

Çok nadir, kırk yılda bir, kiliseye gider.
Translate from Türkçe to İngilizce

O mağazada nadir bir pul buldum.
Translate from Türkçe to İngilizce

Avustralya'da nadir hayvanlar var.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bugünlerde sabır nadir bir erdemdir.
Translate from Türkçe to İngilizce

Mutlu insanların ne kadar nadir olduğunu fark ettim.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bazı insanlar evcil hayvanlar olarak nadir bulunan hayvanları beslerler.
Translate from Türkçe to İngilizce

O mağazada nadir bir pula rastladım.
Translate from Türkçe to İngilizce

Mükemmel elmaslar oldukça nadir mücevherlerdir.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tesadüfen nadir bir kelebeği gördü.
Translate from Türkçe to İngilizce

Sana çok nadir bulunan bir şey vermek istiyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bu çok nadir.
Translate from Türkçe to İngilizce

Çok nadir.
Translate from Türkçe to İngilizce

Gerçekten nadir.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bu son derece nadir.
Translate from Türkçe to İngilizce

O nadir mi?
Translate from Türkçe to İngilizce

Dünyada şişmanlığın nadir olduğu tek bölge Afrika'da Sahra çölünün güney kısmıdır.
Translate from Türkçe to İngilizce

“Yaşamak dünyadaki en nadir şeydir. Birçok insan sadece var olur, hepsi bu.”
Translate from Türkçe to İngilizce

Bu o kadar nadir değil.
Translate from Türkçe to İngilizce

Nadir verilen bir adı var.
Translate from Türkçe to İngilizce

Amerika'dakilere nazaran japon evlilikleri çok nadir biter.
Translate from Türkçe to İngilizce

İhtiyatlılık önemli ve nadir olan bir erdemdir.
Translate from Türkçe to İngilizce

Dişlerinde çok nadir sorunların olmasının nedeni, düzenli bir şekilde dişçiye gitmesidir.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bu nadir bir fırsat.
Translate from Türkçe to İngilizce

Çocuklarım çok nadir dışarı çıkar.
Translate from Türkçe to İngilizce

Onun kadar başarılı bir dansçıyı çok nadir görürüm.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom'un nadir görülen bir hastalığı var.
Translate from Türkçe to İngilizce

O nadir biri.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bu sığır o kadar nadir ki iyi bir veteriner ona bakabilir.
Translate from Türkçe to İngilizce

Nadir oldukları için, pandalar bir dünya hazinesi oldu.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bu nadir pulu bulmak zordur.
Translate from Türkçe to İngilizce

Akvaryumda bir hayli nadir balık var.
Translate from Türkçe to İngilizce

Ailesiyle çok nadir yemek yer.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bir dikiş makinem var ama onu çok nadir kullanıyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom kendi hakkında nadir konuşur.
Translate from Türkçe to İngilizce

Çok nadir ıstakoz yerim.
Translate from Türkçe to İngilizce

O çok nadir.
Translate from Türkçe to İngilizce

Nadir bir isim.
Translate from Türkçe to İngilizce

Başkan Tom Jackson nadir olarak toplum içinde görünür.
Translate from Türkçe to İngilizce

Mutfaktaki bir adam, oldukça nadir bir görüntüdür.
Translate from Türkçe to İngilizce

Dentiste sık sık gittiği için çok nadir diş ağrısı çeker.

Nadir paraları toplamak hoşuma gidiyor.

Bu hastalık nadir bir genetik mutasyon tarafından oluşur.

Bazı kelimeler çok nadir kullanılır.

Nadir pullara nerede rastladın?

Bu nadir kitaplarla nasıl geldin?

Bu hiç nadir değil. Aslında o çok yaygın.

Bu hiç nadir değil.

O oldukça nadir bir bireydi.

Tom onun çok nadir olduğunu söyledi.

Bunun çok nadir olduğunu düşünüyorum.

Ben ikinci el kitapçıda nadir bir kitapla karşılaştım.

O biraz nadir.

Tom nihayet istediği nadir pul ele geçirdi.

Bu kitapçı özellikle eski ve nadir kitaplarla ilgileniyor.

Web sitelerini kullanmak için kayıt sırasında insanların sahte kişisel bilgi vermeleri nadir değildir.

Ben asla yalan söylemem.. asla ya da en azından çok nadir.

O çok nadir ve paha biçilmezdir.

Sağduyu nadir ve önemli bir erdemdir.

Her nadir şey pahalıdır, ayrıca ucuz bir at enderdir, bu nedenle ucuz at pahalıdır.

Ölümlerin nadir olma eğilimi olmasına rağmen, birçok kişi son çeyrek yüzyıl boyunca volkanik patlamalar sonucu öldü.

Donan yağmur oldukça nadir bir meteorolojik olaydır.

Uzun süredir aradığım nadir baskıyı buldum.

Bu çok, çok nadir bir sorun.

Bu nadir bir hastalık.

Nadir ekim güneşi ışığında ahşap çitte bir çiftlik kedisi yatıyordu.

Amerikalıların halk içinde öpüşmesini görmek nadir değildir.

Nadir bir hastalığım var.

Söylemeye gerek yok, hırsızlık nadir bir olaydı.

Bu nadir bir sorun mudur?

O nadir bir yaralanma değil.

Onunla ilgili nadir bir şey yok.

O, dürüst bir politikacının nadir bir örneğiydi.

Biftekten nadir olarak hoşlanıyorum, ama bu kadar nadir değil.

Bugünkü kızların sanki erkekmiş gibi konuşmaları nadir değildir.

Hipofizit nadir bir hastalıktır.

O, bir zamanlar yalan söyledi ve ona dolabında nadir bir yaratığın yaşadığını söyledi.

Tom'un çok nadir ev ödevi vardır.

Tom çok nadir Fransızca konuşur.

Tom çok nadir güler.

Tom'un nadir görülen bir cilt hastalığı var.

Tom'un yüzü artık çok nadir gülüyor.

Hazır kahve çok nadir içerim.

Tom bir yere yürüyerek çok nadir gider.

Çöllerde kar çok ama çok nadir yağar.

Yaşamak nadir rastlanan bir şeydir. İnsanların çoğu sadece var olur.

Çoğunluğa göre bu oldukça nadir bir deneyimdir.

En değerli çıkartmalar en nadir olanlar.

Nadir bir sikke koleksiyonu da sergileniyor.

Kuzeybatı Almanya, engebelerin nadir olduğu, ekseriyetle düz bir coğrafyaya sahip.

Arabam var, ama çok nadir kullanıyorum.

Nadir de olsa olduğu oluyor.

Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce