olamayacak kelimesini Türkçe bir cümlede nasıl kullanacağınızı öğrenin. 59'den fazla özenle seçilmiş örnek.
Gerçek olamayacak kadar iyi.
Translate from Türkçe to İngilizce
Ben ona yardımcı olamayacak kadar çok meşgulüm.
Translate from Türkçe to İngilizce
Onun hikayesi bir yalan olamayacak kadar çok mantıksız.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bu teklif gerçek olamayacak kadar çok iyi görünüyor. Bit yeniği nedir.
Translate from Türkçe to İngilizce
Mary'nin bir ponpon kız olamayacak kadar şişman olduğunu düşünüyor musun?
Translate from Türkçe to İngilizce
Açıklamanız inandırıcı olmayacak; o gerçek olamayacak kadar imkansız.
Translate from Türkçe to İngilizce
O, gerçek olamayacak kadar çok iyi.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bu gerçek olamayacak kadar çok iyi.
Translate from Türkçe to İngilizce
O gerçek olamayacak kadar iyi görünüyor.
Translate from Türkçe to İngilizce
Sanırım Tom emekli olamayacak kadar çok genç.
Translate from Türkçe to İngilizce
Sanırım Tom gerçekten âşık olamayacak kadar çok fazla genç.
Translate from Türkçe to İngilizce
Sen insan olamayacak mısın?
Translate from Türkçe to İngilizce
Aptallar yarışsa sen ikinci olurdun çünkü birinci olamayacak kadar çok aptalsın.
Translate from Türkçe to İngilizce
Aman Allahım! Bu gerçek olamayacak kadar çok iyiydi.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom baba olamayacak kadar yeteneksiz mi?
Translate from Türkçe to İngilizce
Aşık olamayacak kadar yorgunum.
Translate from Türkçe to İngilizce
Aşık olamayacak kadar yaşlıyım.
Translate from Türkçe to İngilizce
Aşık olamayacak kadar gencim.
Translate from Türkçe to İngilizce
Vaktinde toplantıda olamayacak.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom vaktinde toplantıda olamayacak.
Translate from Türkçe to İngilizce
Ne yazık ki Tom bugün bizimle olamayacak.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom bir polis olamayacak.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bu gerçek olamayacak kadar çok iyi görünüyordu.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bu gerçek olamayacak kadar çok iyi görünüyor.
Translate from Türkçe to İngilizce
O gerçek olamayacak kadar çok iyi görünüyor.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom orada olamayacak.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bunun doğru olamayacak kadar çok iyi olduğunu biliyordum.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bu neredeyse doğru olamayacak kadar çok iyi.
Translate from Türkçe to İngilizce
Emekli olamayacak kadar çok gençsin.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bu neredeyse gerçek olamayacak kadar çok iyi, değil mi?
Translate from Türkçe to İngilizce
Kulağa gerçek olamayacak kadar güzel geliyorsa, muhtemelen gerçek değildir.
Translate from Türkçe to İngilizce
Eğer o gerçek olamayacak kadar çok iyiyse muhtemelen gerçek değildir.
Translate from Türkçe to İngilizce
O bir hırsız olamayacak kadar çok zengin.
Translate from Türkçe to İngilizce
Daha kötü olamayacak biçimde zamanlıyorsun.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bu gerçek olamayacak kadar güzel geliyordu.
Translate from Türkçe to İngilizce
Belki Tom bize yardımcı olamayacak kadar meşgul.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom yapmak istediğini yapmana engel olamayacak.
Translate from Türkçe to İngilizce
O örgüt hiçbiri güvenilir olamayacak kadar çok bilgiyi yaymaktadır.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bu gerçek olamayacak kadar çok iyi bir hikaye.
Translate from Türkçe to İngilizce
Ateist olamayacak kadar aptalsın.
Translate from Türkçe to İngilizce
O neredeyse gerçek olamayacak kadar çok iyi görünüyor.
Translate from Türkçe to İngilizce
Leyla, Selma'nın anne olamayacak kadar genç olduğunu düşündü.
Translate from Türkçe to İngilizce
Leyla, Selma'nın anne olamayacak kadar küçük olduğunu düşündü.
Translate from Türkçe to İngilizce
Leyla anne olamayacak kadar gençti.
Gerçek olamayacak kadar iyi görünüyor.
Hepimiz orada olamayacak mıyız?
Leyla asla çocuk sahibi olamayacak.
Mary asla çocuk sahibi olamayacak.
Bir süre orada olamayacak mısın?
Mary anne olamayacak kadar genç.
Tom muhtemelen bugün Mary'ye yardımcı olamayacak.
Neredeyse gerçek olamayacak kadar iyi görünüyor.
Tom emekli olamayacak kadar genç.
O şu anda bahanesi olamayacak bir şeyi haklı çıkarmaya çalışıyor.
Hay Allah! Gerçek olamayacak kadar güzeldi.
Bu gerçek olamayacak kadar iyi.
Bu gerçek olamayacak kadar güzel.
Bazı yalanlar gerçek olamayacak kadar güzeldir.
Mike, mizah duygusuna sahip olamayacak kadar kendini beğenmiş biri.