Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

"oturup" içeren Türkçe örnek cümleler

oturup kelimesini Türkçe bir cümlede nasıl kullanacağınızı öğrenin. 100'den fazla özenle seçilmiş örnek.

Bütün gün oturup Tom'u beklemekten daha iyi yapacak şeylerim var.
Translate from Türkçe to İngilizce

Burada oturup senin dedikodunu dinlemekten daha iyi yapacak işlerim var.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom sadece yanında oturup Mary'ye zorbalık yapılmasını izleyemedi.
Translate from Türkçe to İngilizce

Onlar geç saatlere kadar oturup sohbet ettiler.
Translate from Türkçe to İngilizce

Niçin oturup biraz dinlenmiyoruz?
Translate from Türkçe to İngilizce

Masanın etrafına oturup iskambil oynadılar.
Translate from Türkçe to İngilizce

Niçin oturup ondan bahsetmiyoruz?
Translate from Türkçe to İngilizce

Oradaki masada oturup oturamayacağımızı merak ediyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bir süre burada oturup manzaraya bakalım.
Translate from Türkçe to İngilizce

Eve gitmektense kütüphanede oturup okumayı tercih ederim.
Translate from Türkçe to İngilizce

Sadece kumsalda oturup bir hafta boyunca gevşemek istiyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom'la Mary sahilde oturup karşılıklı konuştular.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom ve Mary verandada oturup birbirleriyle konuşuyorlar.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom'un muhtemelen yaklaşık bütün gün oturup TV izlemekten yapacak daha iyi işleri vardır.
Translate from Türkçe to İngilizce

Lütfen bu sandalyeye oturup bekle.
Translate from Türkçe to İngilizce

O, eşi ateşin yanında pişirirken, oturup okudu.
Translate from Türkçe to İngilizce

Oturup sigara içti.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom oturup mektup yazdı.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bir ağacın gölgesine oturup kitabı okudu.
Translate from Türkçe to İngilizce

Oturup dinlenebileceğim bir yer bulmak istiyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce

Mary'yi, aynanın önünde oturup saçlarını fırçalarken gördüm.
Translate from Türkçe to İngilizce

Sanırım oturup konuşmuşlardır.
Translate from Türkçe to İngilizce

Çocuklar kamp ateşinin etrafında oturup şarkı söylüyorlardı.
Translate from Türkçe to İngilizce

Burada oturup buna katlanamam.
Translate from Türkçe to İngilizce

Oturup biraz çay için!
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom hararetli ve yorgun görünüyordu, ona soğuk bir içecek teklif edip, oturup dinlenmesini söyledim.
Translate from Türkçe to İngilizce

Şu an tek yapacağın, oturup gözlemlemek.
Translate from Türkçe to İngilizce

Ne orada öyle oturup duruyorsun? Şampanyaları döksene!
Translate from Türkçe to İngilizce

Ben oturup dinlenir dinlenmez telefon çaldı.
Translate from Türkçe to İngilizce

Oturup sakince tartışalım.
Translate from Türkçe to İngilizce

Gerçekten oturup konuşmalıyız.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom oturup beklemekten başka bir şey yapamadı.
Translate from Türkçe to İngilizce

Ben sadece burada oturup düşünüyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom ve Mary oturma odasında oturup konuşuyorlar.
Translate from Türkçe to İngilizce

Evde oturup örgü örerim daha iyi.
Translate from Türkçe to İngilizce

O, sık sık oraya oturup kitap okur.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bir sandalyede oturup televizyon izliyordu.
Translate from Türkçe to İngilizce

Ben öğleden sonraları sık sık verandanın üstüne oturup okurum.
Translate from Türkçe to İngilizce

O, mutfakta oturup çay içiyor.
Translate from Türkçe to İngilizce

Oturup dinlenir misin?
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom kanepede oturup TV izliyordu.
Translate from Türkçe to İngilizce

Öylece oturup hiçbir şey yapmadan duramam.
Translate from Türkçe to İngilizce

Burada oturup daha fazla bekleyemem.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom oturup bacak back üstüne attı.
Translate from Türkçe to İngilizce

Neden oturup benimle bir içki içmiyorsun?

Mary bazen saatler boyu öylece oturup denize bakar.

Ben dışarıda oturup Japonca okudum.

Onlar mutfakta oturup çay içtiler.

Onlar mutfakta oturup çay içiyorlar.

Yabancı turistler otobüse oturup pencereden dışarı baktılar.

Tom ve Mary bir park bankında oturup saatlerce konuştular.

Burada oturup seninle sohbet etmekten mutluluk duyuyorum.

Oturup dinlenmek için sakin bir yer güzel olurdu.

Oturup bekliyoruz.

Sadece burada oturup Tom'u bekleyelim.

Burada oturup Tom'u bekleyelim.

Neden orada oturup onu beklemiyorsun?

Saat çoktan 2.30 oldu ama Maria hala masasında oturup ödev düzeltiyordu.

Tom piyanoya oturup çaldı.

Neden oturup bana bütün bunlardan bahsetmiyorsun?

Sami oturup tamamen kendi başına bir kitap okuyordu.

Sami çalıntı arabada oturup bekliyordu.

Onunla oturup konuştun mu?

Sami oturup dinlenmedi bile.

Neden oturup bir süre okumuyorsun?

Tom gelene kadar burada oturup bekleyeceğim.

Burada oturup Tom'u bekleyeceğim.

Tom, Mary'nin yanında oturdu ve o orada oturup örgü örerken bir kitap okudu.

Neden sadece oturup rahatlamıyorsun?

Tom tek başına oturup kitap okuyordu.

Ali takımının kaçırdığı pozisyonlarda hop oturup hop kalktı.

Eğri oturup doğru konuşalım.

Hop oturup hop kalktık.

Sami caminin arka tarafında oturup Kuran dinledi.

Sami camide oturup Kuran'dan birkaç sure okudu.

Orada öylece oturup hiçbir şey yapmadan daha ne kadar duracaksın?

Oturup yemeğe başladık.

Tom ağacın altına oturup kitabını okudu.

Bazen oturup güzel bir kitap okumaktan keyif alırım.

Şurada oturup camdan bak.

Oturup pencereden dışarı bak.

Nasıl orada öyle oturup duruyorsun?

Oturup dinlenmen gerekiyor.

Oturup nefeslenmelisin.

Tüm gece oturup konuştuk.

Deniz kenarında oturup hiçbir şey yapmamayı her zaman yorucu buldum.

Her gün nehrin kenarında oturup ördeklerle konuşurdu.

Epeydir görüşmüyoruz, bir ara oturup konuşalım.

Bana boş boş oturup duvar izlettiren herkese kızgınım.

Tek ihtiyacım olan şey, bir deniz kıyısında sabaha kadar oturup olan biteni gözden geçirdikten sonra kafasında her şeyi aşmış bir insan olarak kalkıp gitmek.

Hop oturup hop kalkıyorum.

Sahilde tek başına oturup denizi seyrettiğin oluyor mu?

Oturup beklemekten başka bir çaremiz yok.

Kamp ateşinin etrafında oturup şarkılar söylemeyi ve birbirimizle konuşmayı seviyoruz.

Bir ağacın altına oturup gazete okudum.

Oturup bir kahve içecek vaktin var mı?

Temel Amerika'ya gidip ana dili gibi İngilizce öğrenmiş. Orada ayrıca burnunu ameliyat ettirip küçülttürmüş ve konservatuvar okuyup çok becerikli bir piyanist olmuş. Bir gün konser verip seyircileri selamladığında o sırada Amerika'da olup tesadüfen en ön sırada onu izleyen Dursun "Ula hemşerim, helal olsun çok iyi çaldın da!" diye bağırmış. Bunun üzerine şaşıran Temel kendisini nasıl tanıdığını sorunca Dursun "Piyanistler otururken tabureyi piyanoya doğru çekip ayarlarlar, sense önce tabureye oturup sonra piyanoyu kendine çektin. Oradan anladım da!" diye cevaplamış.

Tom oturup Mary'yi dinledi.

Şu an karar veremem buna, oturup etraflıca düşünmem gerekiyor.

Oturup duvardaki güzel resme bakıyorum.

Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce