sürekli kelimesini Türkçe bir cümlede nasıl kullanacağınızı öğrenin. 100'den fazla özenle seçilmiş örnek.
Yüzme havuzlarında su sürekli olarak bir filtreden geçirilerek pompalanır.
Translate from Türkçe to İngilizce
Acemi asker skandalı kamu görevlilerini ve rüşvet olarak RecruitCoscom'dan gizli payları alan politikacıları ilgilendiren bir rüşvet skandalıdır. Hisseler sürekli yükseliyordu.
Translate from Türkçe to İngilizce
Sürekli gürültü bizi sağır etti.
Translate from Türkçe to İngilizce
Aşk, sürekli olarak gizem ve sefalettir.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bu dünyada değişkenlikten başka sürekli bir şey yoktur.
Translate from Türkçe to İngilizce
Çadırda sürekli konuştuk.
Translate from Türkçe to İngilizce
O, sürekli olarak ülkeyi terk edeceğini söylüyor.
Translate from Türkçe to İngilizce
Lindbergh'in tek başına sürekli transatlantik uçuşu kayda değer bir başarıydı.
Translate from Türkçe to İngilizce
Onun sürekli şikâyet konuşması beni sinirlendirdi.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tüm gün sürekli yağmur yağdı.
Translate from Türkçe to İngilizce
O çocuğun sürekli çığlığı saçlarımı ağarttı.
Translate from Türkçe to İngilizce
Latince sürekli bir dildir.
Translate from Türkçe to İngilizce
Sürekli burnumu temizlemek zorundayım.
Translate from Türkçe to İngilizce
Karısı ona sürekli dırdır ediyor.
Translate from Türkçe to İngilizce
O, sürekli nevraljiden acı çekmektedir.
Translate from Türkçe to İngilizce
Nostaljik anlarda biz neredeyse sürekli olarak çocukluğu düşünme eğiliminde olabiliriz.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tek başına değişim, sürekli, sonsuz ve ölümsüzdür.
Translate from Türkçe to İngilizce
Nüfusta sürekli bir artış vardı.
Translate from Türkçe to İngilizce
Sürekli onunla beslenerek yaşayamayız.
Translate from Türkçe to İngilizce
Peter sürekli annesiyle telefon görüşmesi yapıyor.
Translate from Türkçe to İngilizce
Sürekli olarak doğum kontrol hapı alan insanların hamile kalmayacaklarını biliyor muydunuz?
Translate from Türkçe to İngilizce
Hasta sürekli iyileşiyor.
Translate from Türkçe to İngilizce
John sürekli hatalar yapıyordu.
Translate from Türkçe to İngilizce
Onun çalışmaları yavaş ama sürekli gelişiyor.
Translate from Türkçe to İngilizce
İnsanlar kendilerini düşünemedikleri için onu sürekli başkalarını kopyalayan insanlar yaparlar.
Translate from Türkçe to İngilizce
Kar bu sabahtan beri sürekli yağıyor.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom sürekli olarak Japonya'da yaşamaya niyetleniyor.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom sürekli TV izler.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom'un favori şarkıcısı sürekli değişiyor.
Translate from Türkçe to İngilizce
Hayatta başarı sürekli çaba gerektirir.
Translate from Türkçe to İngilizce
O sürekli meşgul.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom, onlar ilkokuldayken, sürekli Mary'ye sataşırdı.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom sürekli Mary hakkında düşünüyor.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom sürekli hikayeler yazar.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom'un çok fazla elbisesi yok. Onun sürekli aynı şeyi giydiğini görmenin nedeni budur.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom ve Mary birbirine sürekli yalan söyler.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom ve Mary sürekli birbirlerine hakaret eder.
Translate from Türkçe to İngilizce
Nihayet sürekli formumu yeniden kazandım.
Translate from Türkçe to İngilizce
Ben sürekli şikâyet etmenden bıktım.
Translate from Türkçe to İngilizce
O sadece babasının mezarından önce sürekli ağladı.
Translate from Türkçe to İngilizce
Sally saç stilini sürekli değiştiriyordu.
Translate from Türkçe to İngilizce
O, sürekli meşgul.
Translate from Türkçe to İngilizce
O sürekli aktif.
Translate from Türkçe to İngilizce
İnsanlar sürekli yaşayamazlar.
Beni sürekli rahatsız etme, ben meşgulüm.
Sürekli seni düşünüyorum.
O, sürekli şikâyet ediyor.
O sürekli konuşuyordu.
O, sürekli olarak ağlamayı sürdürdü.
Dükkân sürekli olarak kapandı.
Onlar sürekli olarak konuşmayı sürdürdüler.
O, sürekli olarak sigara içmeye devam etti.
O, sürekli mektuplar yazıyor.
O sürekli onu düşünüyor.
O, benden sürekli olarak ödünç para alıyordu.
O sürekli şarkı söyledi.
Fiyatlar son on yıl boyunca sürekli arttı.
Pirinç sürekli satılan bu ürünlerden biridir.
Sürekli yağmur yağdı.
Asla sürekli bir işim olmadı.
Sürekli üzerimde bir yorgunluk hissediyorum.
Japonyanın savaş sırasında açlığa karşı sürekli bir mücadele verdiğini söyleyebiliriz.
Sürekli olarak isimleri unutuyorum.
Fiyatlar sürekli artmaktadır.
Sürekli televizyon izliyorsun.
Karımla sürekli tartışırım.
Bu hafta boyunca sürekli meşguldüm.
Sürekli şekerleme yapıyordu.
Fiyatlar sürekli tırmanmaktadır.
Erkek kardeşlerim sürekli çevresine şakalar yapıyor.
Sürekli desteğinize minnettarız.
Bu eski araba sürekli arıza yapıyor.
Çiftçiler sürekli havadan şikayet eder.
Annesi sürekli bundan şikayet eder.
Dükkânı sürekli müşteri kaynıyor.
Bilgisayarlar sürekli geliştiriliyorlar.
Kuzey rüzgarı bütün gün sürekli esti.
Hasta adam sürekli dikkat gerektiriyordu.
İnsanların isimlerini sürekli unutuyorum.
Sürekli o konu hakkında düşündü.
Kız kardeşim sürekli çizgi roman okuyor.
Bazı çocuklar sürekli video oyunu oynar.
Yaşamanın maliyeti sürekli yükseliyor.
Gece yarısı sonrasına kadar sürekli konuştular.
Ona sürekli olarak terbiyesini takınmasını söylüyorum.
Kocası hakkında sürekli şikâyet ediyor.
Beynin sürekli bir kan kaynağına ihtiyacı var.
Annesi sürekli olarak bundan şikâyet ediyor.
Amcam sürekli olarak ailesine başına bela olur.
Bana sürekli soru sorup durma!
Sürekli olarak bana sorular sormaya devam etti.
Onlar sürekli olarak birbirlerini geçmeye çalışıyorlar.
Bu civardaki barlara ve birahanelere sürekli takılır.
Keskin bir dil sürekli kullanımla keskinleşen tek kenarlı bir araçtır.
Sürekli hatalar yapıyorsun.
O sürekli ağladı.
Coğrafya öğrencisi isen, sürekli harita kullanmalısın.
Tom'un sürekli tartışması onun sınıf arkadaşlarından bazılarını kızdırmaktadır. Fakat, sınıfın çoğu onu görmezden gelmeyi henüz öğrendi.
O kötü huylu oldu, sürekli karısının yemeklerini eleştirdi ve midesindeki bir ağrıdan şikâyet etti.
Biz sürekli dövüşürüz.