Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

"sudan" içeren Türkçe örnek cümleler

sudan kelimesini Türkçe bir cümlede nasıl kullanacağınızı öğrenin. 82'den fazla özenle seçilmiş örnek.

Altın sudan çok daha ağırdır.
Translate from Türkçe to İngilizce

O, adeta, sudan çıkmış balık gibi.
Translate from Türkçe to İngilizce

Süt sudan daha yüksek bir ısıda kaynar.
Translate from Türkçe to İngilizce

Okuldaki diğer tüm çocukların zengin ebeveynleri vardı, ve o sudan çıkmış bir balık gibi hissetmeye başlıyordu.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom ve Mary tekneyi sudan çıkardılar.
Translate from Türkçe to İngilizce

Sudan bir kurbağa çıktı.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tabiri caizse, sudan çıkmış balık gibisin.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom sudan çıkmış balık gibi hissetti.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bazı tuz madenlerden gelir, bazısı sudan.
Translate from Türkçe to İngilizce

Sudan çıkmış balık.
Translate from Türkçe to İngilizce

Hayır. O, sudan hoşlanmaz!
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom'u sudan çıkaralım
Translate from Türkçe to İngilizce

Almanya'da biranın sudan daha ucuz olduğunu duydum. Bu doğru mu?
Translate from Türkçe to İngilizce

Almanya'da biranın sudan daha ucuz olduğu duydum. Doğru mu?
Translate from Türkçe to İngilizce

Sudan çık.
Translate from Türkçe to İngilizce

Dudakların mavi. Sudan çıkmalısın.
Translate from Türkçe to İngilizce

Kediler sudan korkarlar.
Translate from Türkçe to İngilizce

Hava, sudan hafiftir.
Translate from Türkçe to İngilizce

Vücudumuzun ne kadarı sudan oluşuyor.
Translate from Türkçe to İngilizce

Eski bir havuz var. Kurbağa içine atlar ve sudan ses çıkar.
Translate from Türkçe to İngilizce

O, sudan bir mazeret.
Translate from Türkçe to İngilizce

Sudan başka hiçbir şey görünmüyor?
Translate from Türkçe to İngilizce

Kediler sudan nefret ederler.
Translate from Türkçe to İngilizce

O sudan ucuz.
Translate from Türkçe to İngilizce

Senin sudan bahanelerini duymak istemiyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bu bütün bir şey sudan bir mazeretti.
Translate from Türkçe to İngilizce

Küçük ve köhne bir kasabada yetişen Tom, büyük şehre yerleştiğinde sudan çıkmış balığa dönmüştü.
Translate from Türkçe to İngilizce

Europa ve Enceladus'un, yüzeylerinin altında sıvı sudan oluşan bir okyanusa sahip oldukları düşünülmektedir.
Translate from Türkçe to İngilizce

Kediler sudan korkar.
Translate from Türkçe to İngilizce

Sudan uzak dur.
Translate from Türkçe to İngilizce

Kan sudan daha yoğundur.
Translate from Türkçe to İngilizce

Sudan başka içecek bir şeyin olmayacak.
Translate from Türkçe to İngilizce

O sudan içmedin, değil mi?
Translate from Türkçe to İngilizce

Bu çoraplar sudan ucuz.
Translate from Türkçe to İngilizce

Gözün görebildiği kadarıyla sudan başka bir şey yoktu.
Translate from Türkçe to İngilizce

Onları sudan çıkaralım.
Translate from Türkçe to İngilizce

Onu sudan çıkaralım.
Translate from Türkçe to İngilizce

Sudan korktuğum için denizci olmak istemiyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce

Sessiz bir köpekten ve durgun bir sudan sakının.
Translate from Türkçe to İngilizce

Daha tuzu su, daha az tuzlu sudan daha ağırdır.
Translate from Türkçe to İngilizce

Buzullar, kara buzları ve buzul dağları tatlı sudan yapılmıştır.
Translate from Türkçe to İngilizce

Topraktan gelen her şey toprağa döner ve sudan gelen her şey denize döner.
Translate from Türkçe to İngilizce

Sudan benim payımı veriver.
Translate from Türkçe to İngilizce

Vücudumuzun yaklaşık üçte ikisi sudan oluşur.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bir daha bunu yaparsan, seni eşek sudan gelinceye kadar döveceğim.
Translate from Türkçe to İngilizce

Çek Cumhuriyetin'de bira sudan daha ucuzdur.
Translate from Türkçe to İngilizce

Biz sudan korkarız.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom sudan dışarı çıktı.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom, Mary'yi sudan dışarı çekti.

Tom, Mary'yi sudan çıkardı.

Bütün şehir sudan mahrum edildi.

Bir damla sudan bir mantıkçı bir Atlantik veya bir Niagara'yı tahmin edebilir.

Su her şeyin anasıdır; her şey sudan gelir, ve suya döner.

Herkes sudan çıksın!

Seni eşek sudan gelinceye kadar döveceğim.

Sami sudan çıktı.

Soğuk su, sıcak sudan daha yüksek bir yoğunluğa sahiptir.

Kocası hayatta olduğu sürece eli sıcak sudan soğuk suya değmedi.

Sudan çıktım.

Kendimi sudan çıkmış bir balık gibi hissediyorum.

Kendimi sudan çıkmış bir balık gibi hissettim.

Tom eşek sudan gelinceye kadar dayak yemiş.

Tom sudan çıktı ve kendini kuruladı.

Tom havadan sudan konuşma konusunda pek iyi değildir.

Havadan sudan muhabbet açma yönüm çok zayıftır.

İnsan vücudunun üçte ikisi sudan oluşur.

Bizler gibi Kutsal Ruh'u alan bu insanların vaftiz edilmesini önlemek için kim onları sudan geri çevirebilir?

Azıcık soğuk sudan kimseye zarar gelmez.

Köpeğim sudan korkuyor.

Ali'yi elime geçirirsem eşek sudan gelinceye kadar döveceğim.

Babası Tom'u eşek sudan gelinceye kadar dövmüş.

Kan sudan daha koyudur.

Ali sudan sebeplerle bana küstü.

Tom, John'u eşek sudan gelinceye kadar dövdü.

Ali'yle havadan sudan konuştuk.

"Cuba hangi ülkenin başkentidir?" "Güney Sudan."

"Hartum hangi ülkenin başkentidir?" "Sudan."

Sudan sebeplerle ayrıldılar.

Ne sordumsa sudan cevaplar aldım.

İsrail, BAE, Fas, Bahreyn ve Sudan ile ilişkilerini normalleştirdi.

Sudan geçerken at değiştirilmez.

Sudan başka bir şey içmez.

Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce