tartışmak kelimesini Türkçe bir cümlede nasıl kullanacağınızı öğrenin. 100'den fazla özenle seçilmiş örnek.
Yeni bir öneriyi tartışmak için bir yürütme kurulu oluşturuldu.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom sizinle tartışmak istemiyor.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom, Mary ile tartışmak istemiyor.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom, Mary ile tartışmak istemiyordu.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom'un sorunlarını tartışmak için kimsesi yok.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tartışmak için zaman yok.
Translate from Türkçe to İngilizce
Karmaşık bir sorunum var bunu seninle tartışmak istiyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce
İlerde bunu tartışmak için sebep olmadığını anlıyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce
Ailemle tartışmak istemiyorum ama gerekirse tartışırım.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom'un sorunlarını tartışmak istemiyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce
Onu burada tartışmak istemiyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce
Seninle tartışmak istemiyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce
Müşterek bir sorunu tartışmak için seni buraya çağırdım.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bu konuyu tartışmak için özel bir isteğim yok.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bu konuda seninle tartışmak istemiyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bunu daha fazla tartışmak istemiyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce
Sorunlarımı seninle tartışmak istemiyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bu konuyu hemen tartışmak istemiyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom Mary'ye sorunlarını onunla tartışmak istemediğini söyledi.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tartışmak için mi buraya geldin?
Translate from Türkçe to İngilizce
Bu konuda tartışmak için zamanımız yok.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom bunu tartışmak istemiyor.
Translate from Türkçe to İngilizce
Kimseyle kavga eder tarzda tartışmak istemiyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tekrar tartışmak ister misin?
Translate from Türkçe to İngilizce
Hiçbirinizle tartışmak istemiyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom, Mary'nin sorunlarını tartışmak istemedi.
Translate from Türkçe to İngilizce
Artık bunu tartışmak istemiyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce
Sizinle bir şey tartışmak istiyordum.
Translate from Türkçe to İngilizce
Sorunlarımı tartışmak istemiyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce
Seninle tartışmak için vaktim yok.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bunu tartışmak için bunun zamanı ya da yeri olduğunu sanmıyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bu konuda tartışmak istemiyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom o konuyu tartışmak istemiyor.
Translate from Türkçe to İngilizce
O, tartışmak istediğim başka bir konuya getirir.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bunu tartışmak istemiyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bunu Tom'la tartışmak istiyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom'la sorunu tamamen tartışmak için zamanım yoktu.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom'la planı tamamen tartışmak için zamanım yoktu.
Translate from Türkçe to İngilizce
Yabancı dil çalışmayı tartışmak için, hepsini beraberce bir gruba koysak nasıl olur?
Translate from Türkçe to İngilizce
Tartışmak faydasız.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tartışmak için başka ne olduğunu bilmiyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tartışmak istediğin bir şey var mı?
Translate from Türkçe to İngilizce
Herkesin önünde bu konuda tartışmak istemiyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce
Seninle kişisel bir sorunu tartışmak için buraya geldim.
Translate from Türkçe to İngilizce
Strateji tartışmak için toplanıyoruz.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bunu daha da tartışmak istiyoruz.
Translate from Türkçe to İngilizce
Seninle tartışmak faydasız.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom'un sorunlarını seninle tartışmak istemiyorum.
Tom Mary ile tartışmak niyetinde değildi.
Müdürle tartışmak işe yaramayacak.
Tartışmak için zamanımız yok.
Bunu tartışmak ister misin?
Toplantıda aşağıdakini tartışmak istiyorum.
Sen tam da tartışmak istediğim konuya değindin.
Bu tartışmak istediğim bir şey değil.
Bana posta attığın konu hakkında tartışmak için, uygun olduğunda, seninle görüşmek istiyorum.
Seninle o konuyu tartışmak istedim.
Tartışmak istemiyorum.
Normal şartlarda, Fransızlar politikadan ya da buna benzer konulardan tartışmak için hangi forumları kullanır?
Seninle tartışmak istediğim başka bir şey var.
Cümleleri tartışmak zaman kaybı değildir.
Birkaç ayrıntıyı tartışmak istiyorum.
Bunun hakkında tartışmak ister misin?
Sadece bunu şimdi tartışmak istemiyorum.
Tom artık bunun hakkında tartışmak istemiyor.
Tom her zaman tartışmak istiyor.
Bunu yöneticinle tartışmak istiyorum.
Neden her zaman tartışmak istiyor gibi görünüyorsun?
Seninle tartışmak istediğim önemli bir şey var.
Tartışmak kimseyi bir yere vardırmamıştır.
Bunu Tom'la tartışmak isteyebilirsin.
Onu Tom'la tartışmak zorunda kalacaksın.
Benim önerilerimden bazılarını tartışmak istiyorum.
Sorunu daha fazla tartışmak işe yaramaz.
O her zaman bir şey tartışmak için hazır görünüyordu ve çok hoşgörülüydü.
İleriye giden stratejimizi tartışmak için başkanla bire bir oturum yapmak istiyorum.
Şimdi bunu tartışmak için vaktimiz yok.
Ne yazık ki bu meseleyi tartışmak istemiyorum.
Onu şimdi tartışmak yersiz olurdu.
Böyle sorunlu bir birey ile tartışmak anlamsız.
Bunu şimdi tartışmak istemiyorum.
Konuyu tartışmak bizi herhangi bir yere götürmez.
Bazıları tartışmak istemedi.
Seninle tartışmak üzere değilim - sen sarhoşsun.
Bir kadınla tartışmak suyu boğmaya çalışmak, ateşi yakmak, toprağı kazmak ya da havayı yakalamaya çalışmak gibidir.
Öyle dengesiz bir bireyle tartışmak için hiçbir yere gitmeyeceksin.
Gerçekten bunu tartışmak istemiyorum.
Bunu tartışmak için özgür değilim.
Tom şirkette mevcut mali krizi tartışmak üzere Mary ile bir araya geldi.
Sadece tartışmak için tartışıyorsun.
En ilişkili konuları tartışmak için zaman geldi.
Tom'la tartışmak için gücüm ve kararlılığım yoktu.
Tom'la tartışmak zordur.
Tartışmak için daha acil şeylerimiz var.
Şirketimiz için çalışmaya gelme ihtimalini tartışmak isterim.
Şartlarınızı tartışmak için toplanmaya hazırız.
Seninle tartışmak hiç iyi değil.
Bu saçmalığı tartışmak için zamanım yok.
Tom'la tartışmak zordu.
Bunu tartışmak zorundayız.