tuhaf kelimesini Türkçe bir cümlede nasıl kullanacağınızı öğrenin. 100'den fazla özenle seçilmiş örnek.
Onların hayat görüşü tuhaf görünebilir.
Translate from Türkçe to İngilizce
Olabildiğince tuhaf, o ölü olduğu söylenilen biriyle karşılaştı.
Translate from Türkçe to İngilizce
Özel dedektifler tuhaf davaları araştırmak için kiralanırlar.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tuhaf değil mi? Biz çoktan varmış olmalıydık.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bir şemsiyeyi paylaşan iki erkek öğrenci ha? Bu oldukça tuhaf bir durum.
Translate from Türkçe to İngilizce
Onun düğünü hakkında bir şey bilmemen tuhaf.
Translate from Türkçe to İngilizce
Öyle ucuz bir otelde misafir edilmesi tuhaf.
Translate from Türkçe to İngilizce
Son zamanlarda tuhaf bir deniz yaratığı bulundu.
Translate from Türkçe to İngilizce
Sana tuhaf bir şey söylemek istiyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tuhaf bir geceydi
Translate from Türkçe to İngilizce
Onlar tuhaf bir keşif yaptı.
Translate from Türkçe to İngilizce
Öyle tuhaf bir şeyin gerçekleşmesi muhtemel değildir.
Translate from Türkçe to İngilizce
Günün bu saatinde caddede kimsenin olmamasının tuhaf olduğunu düşünüyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce
Ne tuhaf bir hikaye!
Translate from Türkçe to İngilizce
Eğer Tom'la içmeye gideceksen, bazı tuhaf masalları dinlemeye hazır ol.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom son günlerde tuhaf şekilde davranıyor.
Translate from Türkçe to İngilizce
Dün gece tuhaf bir rüya gördüm.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom bu öğleden sonra biraz tuhaf görünüyordu.
Translate from Türkçe to İngilizce
O, tuhaf deneyiminin öyküsünü anlattı.
Translate from Türkçe to İngilizce
Başarısız olman tuhaf.
Translate from Türkçe to İngilizce
Karımın kamu tuvaletlerinden tuvalet kağıdı tomarlarını aşırmak gibi tuhaf alışkanlığı var.
Translate from Türkçe to İngilizce
Postacının henüz gelmemesi tuhaf.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom'un şimdiye kadar burada olmaması tuhaf değil mi?
Translate from Türkçe to İngilizce
Chris Kate'i tuhaf bir çocukla mahallede yürürken fark etti.
Translate from Türkçe to İngilizce
Sanırım Alice'in böyle uzun süre sessiz kalması tuhaf.
Translate from Türkçe to İngilizce
Onun tuhaf fikirleri var.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom biraz tuhaf.
Translate from Türkçe to İngilizce
Ben tuhaf bir gürültü duydum.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tuhaf bir şey görmedik.
Translate from Türkçe to İngilizce
O tuhaf bir rüya gördü.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tuhaf bir ses duyuyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce
O, tuhaf bir şapka giydi.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom onun tuhaf olduğunu düşünüyor.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bu yoğurdun tadı tuhaf.
Translate from Türkçe to İngilizce
O bana tuhaf bir şekilde baktı.
Translate from Türkçe to İngilizce
O, tuhaf bir durumdu.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tuhaf bir adam bize doğru geldi.
Translate from Türkçe to İngilizce
Orada tuhaf bir kadın gördüm.
Translate from Türkçe to İngilizce
O, tuhaf bir soru sordu.
Translate from Türkçe to İngilizce
Onun söylediği tuhaf görünüyor.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom çok tuhaf bir kişidir.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tuhaf bir şey oldu mu?
Translate from Türkçe to İngilizce
Onun yüzünde tuhaf bir görünüm vardı.
Translate from Türkçe to İngilizce
O, o giysilerin içinde tuhaf görünüyor.
Translate from Türkçe to İngilizce
Gözüme tuhaf bir şey takıldı.
Translate from Türkçe to İngilizce
O tuhaf şeyi nerede buldun?
Translate from Türkçe to İngilizce
Tuhaf görünüyor.
Translate from Türkçe to İngilizce
Böyle tuhaf bir hikaye asla duymadım.
Translate from Türkçe to İngilizce
Onun gece eve çok geç gelmesi tuhaf.
Translate from Türkçe to İngilizce
O tuhaf bir tiptir.
Translate from Türkçe to İngilizce
Dün gece tuhaf bir şey oldu.
Bu çok tuhaf bir mektup.
Tuhaf söylentiler dolaşıyor.
Onlar orada tuhaf bir hayvan gördüler.
Açıklamam tuhaf görünebilir.
Bu kılıcın tuhaf bir tarihi var.
Tom dün gece tuhaf bir rüya gördü.
Onun tuhaf olduğunu hiç de düşünmüyorum.
Yaşlı adam bana tuhaf bir hikaye anlattı.
Gençler çoğunlukla tuhaf giysiler giyerler.
Bana sorarsan, o biraz tuhaf.
Onun henüz gelmemiş olması tuhaf.
O, tuhaf birisi.
O adamla ilgili tuhaf bir duyguya sahibim.
Onun tuhaf davranışı şüphelenmemize neden oldu.
Yolda duran tuhaf bir nesne buldum.
O tuhaf görünümlü ayakkabıları nereden aldın?
Onun burada olmamasının tuhaf olduğunu düşünmüyor musun?
Onun gelmemesinin tuhaf olduğunu düşünüyordum.
Bu tuhaf.
Tuhaf gelebilir.
Bu çok tuhaf.
Avustralya'da birçok tuhaf hayvan yaşıyor.
Ne tuhaf bir adam!
Hayat ne kadar tuhaf!
Bu sütün tadı tuhaf.
O tuhaf bir insan.
Kimsenin bizi bilmemesi tuhaf.
Sözleri tuhaf bir durum yarattı.
Jim, tüm gün çok tuhaf davrandı.
Çok tuhaf bir mektup.
Tom Mary'nin biraz tuhaf olduğunu düşünüyor.
O tuhaf, değil mi?
Bunun tuhaf olduğunu düşünmüyor musun?
Konuşman için tuhaf bir konu ileri sürmek zorunda değilsin.
Tom'un biraz tuhaf olduğunu her zaman düşündüm.
Tom Mary'nin tuhaf olduğunu düşünüyor.
Tuhaf bir rüya gördüm.
Tom tuhaf davranıyor.
Ne tuhaf deneyim ama!
Tuhaf olan budur.
Bu sadece tuhaf.
Tuhaf, değil mi?
O tuhaf bir hayvandı.
Tom tuhaf kokuyor.
Tom tuhaf görünüyor.
Tom tuhaf değil.
Tom tuhaf.
Tuhaf bir şey görmedim.
Bu tuhaf bir sorun.