yağ kelimesini Türkçe bir cümlede nasıl kullanacağınızı öğrenin. 87'den fazla özenle seçilmiş örnek.
Su ve yağ birbirine karışmaz.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bana içinde yağ olan metal kovayı ver.
Translate from Türkçe to İngilizce
Patrona yağ çekmene gerek yok.
Translate from Türkçe to İngilizce
Öyle düşük bir fiyata yağ satın alabileceğini asla tahmin etmezdim.
Translate from Türkçe to İngilizce
Yağ azalıyor.
Translate from Türkçe to İngilizce
Yağ ve suyu karıştıramazsın.
Translate from Türkçe to İngilizce
Yağ suyla karışmaz.
Translate from Türkçe to İngilizce
Yağ ve su birbiriyle karışmaz.
Translate from Türkçe to İngilizce
Yağ suda yüzer.
Translate from Türkçe to İngilizce
Su ve yağ her ikisi sıvıdır.
Translate from Türkçe to İngilizce
O, çok miktarda un ve yağ satın aldı.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom'a yağ yakıldı.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bana yağ çekiyorsun.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bana sirke ve yağ getirin lütfen.
Translate from Türkçe to İngilizce
Turta yapmak için yumurta yağ ve şekere ihtiyacın var.
Translate from Türkçe to İngilizce
Çok fazla yağ yemek kalp hastalığına sebep olmalı.
Translate from Türkçe to İngilizce
Arabamın yağ değişikliğine ihtiyacı olduğunu nasıl anlarım?
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom yağ seviyesini kontrol etti.
Translate from Türkçe to İngilizce
Su ve yağ iki farklı tipteki akışkandırlar.
Translate from Türkçe to İngilizce
Dünyada sadece iyiliklerin olduğunu düşünmek, kötülerin ekmeğine yağ sürmekten başka bir şey değildir.
Translate from Türkçe to İngilizce
Son zamanlarda yağ düzeyini kontrol ettin mi?
Translate from Türkçe to İngilizce
Yağ, zemini kayganlaştırdı ve onun aniden düşüşüne neden oldu.
Translate from Türkçe to İngilizce
Yağ kolayca sürülür.
Translate from Türkçe to İngilizce
Buz ya da yağ, yolu kayganlaştırabilir.
Translate from Türkçe to İngilizce
Eğer kolesterolü önlemek istiyorsanız yanında yağ olmadan yağsız et yiyin.
Translate from Türkçe to İngilizce
Lamba yağ ile doldurulmalı.
Translate from Türkçe to İngilizce
Su ve yağ akışkandır.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom arabanın altındaki kaldırımda yağ olup olmadığını görmek için arabanın altına baktı.
Translate from Türkçe to İngilizce
Kesinlikle fazla yağ kullanıyorsun.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom bana yağ seviyesini kontrol ettiğini söyledi.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom'a yağ seviyesini kontrol etmesini söyledim.
Translate from Türkçe to İngilizce
Su ve yağ karışmaz.
Translate from Türkçe to İngilizce
Lütfen bana sirke ve yağ getir.
Translate from Türkçe to İngilizce
Öğretmene yağ çekmeyi kesin.
Translate from Türkçe to İngilizce
Öğretmene yağ çekmeyi bırakın.
Translate from Türkçe to İngilizce
Yağ çeşitli makinelerin çalıştırılabilmesi için gereklidir.
Translate from Türkçe to İngilizce
Daha sonra yapmak istediğimiz şey yağ seviyesini kontrol etmek.
Translate from Türkçe to İngilizce
Develer hörgüçlerinde çok miktarda yağ depolayabilir.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bazı insanlar yüksek yağ ve düşük karbonhidrat diyetinin sağlıklı olduğunu söylüyorlar.
Translate from Türkçe to İngilizce
Yağ alev aldı.
Translate from Türkçe to İngilizce
Kasımda yağ üretimi için zeytinler hasat edilir.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bir yağ lekesi var.
Translate from Türkçe to İngilizce
Yağ değişiminin zamanın geldiğini düşünüyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bana sirke ve yağ getir lütfen.
Translate from Türkçe to İngilizce
Yağ yüzeye çıkar.
Translate from Türkçe to İngilizce
Yağ suyun üstüne çıkar.
Translate from Türkçe to İngilizce
Rahip kutsal yağ sürme ayinini yönetti.
Translate from Türkçe to İngilizce
O bir miktar un ve yağ satın aldı.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tom bir dilim ekmeğe yağ sürdü.
Sen yağ ve su karışımı yapamazsınız.
Ben ekmeğe yağ sürüyorum.
Şişeyi yağ ile doldurun, lütfen.
Ben onlara yağ çekmem.
Kaynar suya, baharat, baharatlı yağ ve biber ekleyin.
Mary biraz yağ kaybetmek istiyor ama Tom onun bunu yapmaması gerektiğini düşünüyor.
Danimarka dünyanın ilk yağ vergisini tanıttı.
O bir zamanlar bir ay içinde 5 kilo yağ kaybedeceğini gururla ifade etti.
Yağ, su üzerinde yüzer.
Yağ, zeytinden elde edilir.
Tom bisiklet zincirinin üzerine yağ koydu.
Yağ seviyesini kontrol etmeyi düşündünüz mü?
Tom sadece yağ çekiyor.
O, patronuna yağ çekiyor.
Sevilmek, tüketilmektir. Sevmek tükenmez yağ ile ışık vermektir. Sevilmek, varlığı durdurmak, sevmek katlanmaktır.
O ekmeğin üstüne yağ sürmeyi seviyor.
Yağ filtresini değiştirirken küçük bir sorun yaşadım.
Biber ve ekşi yağ ile baharatlandırılmış sulu çorbaydı.
Avokado yağ açısından zengindir.
Asil azmaz, bal kokmaz; kokarsa yağ kokar, onun da aslı ayrandır.
Sinekten yağ çıkarıyorsun.
Tom her sabah dişlerini fırçalamadan ağzını yağ ile çalkalar.
Tom her sabah dişlerini fırçalamadan önce yağ çekme yapıyor.
Bu olay Ali'nin ekmeğine yağ sürdü.
Bu yağ bayatlamış.
Bu yağ bozulmuş.
Bana yağmuru anlatma, yağ.
Balkabağına yağ, şeker ve biraz da tuz ekleyin.
Bir tavayı yağ veya tereyağıyla yağlayın.
Bir tavayı yağ veya terayağıyla yağlayın.
Araba yağ yakıyor.
Dilerseniz koruyucu önlem olarak yağ değişimi yapalım.
Ali'yi yağ kuyruğunda beklerken gördüm.
Tom benzin pompası görevlisinden yağ seviyesini kontrol etmesini istedi.
Öyle açıkgözdü ki sinekten bile yağ çıkarırdı.
Domuz eti çok yağ içerir.
Bu ne tür bir yağ?
O, bana yağ çekmeye çalışıyordu.