Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

"yaşamak" içeren Türkçe örnek cümleler

yaşamak kelimesini Türkçe bir cümlede nasıl kullanacağınızı öğrenin. 100'den fazla özenle seçilmiş örnek.

Hepimiz mümkün olduğu kadar uzun yaşamak istiyoruz.
Translate from Türkçe to İngilizce

Sakin bir köy hayatı yaşamak istiyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce

Yaşamak için yemelisin.Yemek için yaşamamalısın.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bütün hayvan türleri yaşamak için içgüdüsel dürtüye sahiptir.
Translate from Türkçe to İngilizce

Lajos, üç yıl önce Szeged'de yaşamak istediğini söylemişti.
Translate from Türkçe to İngilizce

Gerçekten Finlandiya'ya gitmek ve orada yaşamak isterim ama ilk olarak İsveççemi geliştirmem gerekecek.
Translate from Türkçe to İngilizce

İtalya'da yaşamak istiyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce

Biz neredeyse bilmeden, hissetmeden annemiz severiz, çünkü o yaşamak kadar doğaldır.
Translate from Türkçe to İngilizce

O, emeklilik maaşıyla yaşamak zorunda.
Translate from Türkçe to İngilizce

Sağlıklı kalabildiğim sürece uzun yaşamak isterim.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bir istasyonun yakınında yaşamak büyük bir kolaylık.
Translate from Türkçe to İngilizce

Doksan yıldan fazla yaşamak hiç ender değildir.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom o güne kadar başka bir ülkede yaşamak için bir şansı olacağını düşünmüyordu.
Translate from Türkçe to İngilizce

Yemek için yaşıyorum, ve yaşamak için yemiyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce

Biz yaşamak için bir şey yemeliyiz.
Translate from Türkçe to İngilizce

Kızılderililer ile barış içinde yaşamak istediler.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom bir yıldan daha fazla Boston'da yaşamak zorunda olmamayı ümit ediyor.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom bir yıldan daha fazla Boston'da yaşamak istemiyor.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom bir yıldan daha fazla Boston'da yaşamak zorunda olmadığı için mutluydu.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom Boston'da yaşamak istemiyor.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom'un yaşamak istediği tek yer Boston'dur.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom Mary'nin Boston'da yaşamak istemiyeceğini düşündü.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom Boston'da yaşamak istediğine karar verdi.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom emekli olduktan sonra şehirden uzakta yaşamak istiyor.
Translate from Türkçe to İngilizce

Doktorlar Tom'a Mary'nin yaşamak için fazla zamanı kalmadığını söyledi.
Translate from Türkçe to İngilizce

Onlar, her şeyden önce, barış içinde yaşamak istiyor.
Translate from Türkçe to İngilizce

Boston'da yaşamak istemiyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce

O bizimle birlikte yaşamak için geldiğinde 12 yaşında idi.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom yalnız yaşamak istemediğini söyledi.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom'un yaşamak için çok zamanı yok.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom artık mağarada yaşamak istemiyordu fakat seçimi yoktu.
Translate from Türkçe to İngilizce

Orada asla tekrar yaşamak istemezdi.
Translate from Türkçe to İngilizce

Herkes rahat bir şekilde yaşamak istiyor.
Translate from Türkçe to İngilizce

Ailem, benim büyük büyükbabamın zamanında Tokyo'da yaşamak için geldi.
Translate from Türkçe to İngilizce

Büyükbabam hayatının geriye kalan kısmını sakin bir şekilde yaşamak istiyor.
Translate from Türkçe to İngilizce

O şimdi yaşamak için daha büyük bir ev arıyor.
Translate from Türkçe to İngilizce

Çok küçük gelirimle yaşamak zorundayım.
Translate from Türkçe to İngilizce

Ben yaşamak istiyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce

Ebediyen yaşamak istiyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce

Yaşamak için bir şeyim yok.
Translate from Türkçe to İngilizce

Onun yaşamak için bir evi yoktu.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bu şehirde yaşamak zordur.

Onun yaşamak için fazla zamanı yok.

New York'ta yaşamak istiyorum.

Onun şimdi uğruna yaşamak için hiçbir şeyi yok.

Tek başıma yaşamak istemiyorum.

Yaşamak için yeriz, yemek için yaşamayız.

Yaşamak için bitkilere ihtiyacımız var.

Doksan yaşına kadar yaşamak hiç ender değildir.

Yaşamak için bir haftan daha olsaydı, zamanını ne yaparak geçirirdin?

Kolay yaşamak savaşçı ruhu bozdu.

O, şehirde yaşamak istiyor.

Ben kırsalda yaşamak istiyorum.

Yaşamak için bir yer arıyor.

Senin evine yakın yaşamak istiyorum.

Tek başıma yaşamak için yeterince yaşlıyım.

Japonya'da yaşamak pahalıdır.

Fabrika işçilerinin aileleri okul, hastane ve mağazalara ihtiyaç duyar; böylece bu hizmetleri sağlayacak daha fazla insan yaşamak için bu bölgeye gelir ve de bir şehir oluşur.

Yaşamak için çok az şeyleri var.

Fabrika işçilerinin ailelerinin okullara, hastanelere ve mağazalara ihtiyaçları vardır, bu yüzden bu hizmetleri sağlamak için daha fazla insan bölgede yaşamak için gelir. Böylece bir şehir gelişir.

Amerika'da yaşamak istiyorum.

Havasız yaşamak imkansızdır.

Elinden geldiği sürece yaşamak istiyor.

Kyoto'da ya da Nara'da yaşamak istiyorum.

İyi bir evde yaşamak istiyorum.

Fransa'da yaşamak isterim.

Ev yaşamak için rahattır.

Tom tek başına yaşamak istemiyor.

Herkes mutlu bir hayat yaşamak ister.

Bir volkanın yanında yaşamak tehlikeli.

Büyük evler yaşamak için pahalı.

Onun küçük geliriyle yaşamak zorundalar.

O adada yaşamak imkansızdır.

Yaşamak için bir ev arıyorlar.

Kobe banliyölerinde yaşamak istiyorum.

Daha rahat bir hayat yaşamak istiyordu.

Tokyo yaşamak için çok pahalı bir yer.

O adada yaşamak mümkün değil.

Bu ev yaşamak için çok rahat.

Ailesi onun küçük geliriyle yaşamak zorunda.

150 yaşına kadar yaşamak neredeyse imkansız mı?

Yaşamak için güzel bir ev arıyoruz.

Yaşamak için çok daha uzun zamanı olmadığını biliyordu.

Şehirde yaşamak istiyor.

Hokkaido'da yaşamak istedim ama yaşayamadım.

Yaşamak, acı çekmektir.

İstasyona çok yakın yaşamak elverişlidir.

Hayalim kırsalda sakin bir hayat yaşamak.

Tom yaşamak istiyordu.

Yaşamak istemiyorum.

insanlar çalışmak için yaşayacaklarına,yaşamak için çalışıyorlar.

Bu ilçe yaşamak için güvenli bir yer değil artık.

Fransa'da yaşamak isterdim.

Hava, yaşamak için vazgeçilmezdir.

Titan'da bir kolonide yaşamak: Tomas'ın torunu, Tomas'ın kendi klonu olan oğlunun klonuydu. Onlar üç kuşak klondu.

İnsan yemek için yaşamaz, tam tersi yaşamak için yer.

Önemli olan yaşamak değildir, başarmak hiç değildir. Önemli olan insan kalmayı bilmektir.

Sanırım Tom'la Boston'da yaşamak istiyorsun.

Yalnız bir hayat yaşamak onun kaderiydi.

Tom yaşamak istiyor.

Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce