Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

"yiyecek" içeren Türkçe örnek cümleler

yiyecek kelimesini Türkçe bir cümlede nasıl kullanacağınızı öğrenin. 100'den fazla özenle seçilmiş örnek.

Bu yiyecek sağlıksız.
Translate from Türkçe to İngilizce

Her şahsın, gerek kendisi gerekse ailesi için, yiyecek, giyim, mesken, tıbbi bakım, gerekli sosyal hizmetler dahil olmak üzere sağlığı ve refahını temin edecek uygun bir hayat seviyesine ve işsizlik, hastalık, sakatlık, dulluk, ihtiyarlık veya geçim imkânlarından iradesi dışında mahrum bırakacak diğer hallerde güvenliğe hakkı vardır.
Translate from Türkçe to İngilizce

Hepimiz için yeterli yiyecek vardı.
Translate from Türkçe to İngilizce

Kurbanlar için yiyecek ve giyecek sağlamalıyız.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bütün pastayı yiyecek mi?
Translate from Türkçe to İngilizce

Yiyecek bir şey istiyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce

Yiyecek soğuyor.
Translate from Türkçe to İngilizce

Yiyecek bir şeyler istiyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce

Savaş kurbanlarına yiyecek temin ettiler.
Translate from Türkçe to İngilizce

Ben ailem için yiyecek ve giyecekler sağlayabilirim.
Translate from Türkçe to İngilizce

Eğer ilkel bir topluluğun bir üyesi isen ve üretmek istersen, örneğin, yiyecek,yapman gereken iki şey vardır.
Translate from Türkçe to İngilizce

O, yolcuya yiyecek ve giyecek sağladı.
Translate from Türkçe to İngilizce

Dünyanın pek çok yerinde, herkesin ihtiyaçlarını karşılamak için yeterli yiyecek yoktur.
Translate from Türkçe to İngilizce

Dolaşmak için yeterli yiyecek var.
Translate from Türkçe to İngilizce

Kızartılmış yiyecek bana yaramıyor.
Translate from Türkçe to İngilizce

Sporcuların yedikleri yiyecek tam olarak ne tür egzersizleri yaptıkları kadar önemlidir.
Translate from Türkçe to İngilizce

Yiyecek bir şeyleri yok.
Translate from Türkçe to İngilizce

Yiyecek yetersiz.
Translate from Türkçe to İngilizce

Yiyecek yokluğu onları çok acıktırdı.
Translate from Türkçe to İngilizce

Yiyecek yokluğundan dolayı şehrin her yerinde şiddet patlak verdi.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bu yiyecek çok tuzlu.
Translate from Türkçe to İngilizce

Yiyecek bir şeye ihtiyacımız var.
Translate from Türkçe to İngilizce

Aslanlar yiyecek almak için birbirleri ile dövüştüler.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom'un yeme isteği vardı fakat evde yiyecek bir şey olmadığı için yaşadığı yerden çok uzakta olmayan mahalle marketine gitti.
Translate from Türkçe to İngilizce

O biraz yiyecek almak için dışarı çıktı.
Translate from Türkçe to İngilizce

İyi yiyecek ve yeterli uyku, iyi bir sağlık için kesinlikle gereklidir.
Translate from Türkçe to İngilizce

Yiyecek almak için hiçbir yer yoktu.
Translate from Türkçe to İngilizce

Serseri grupları yiyecek aramak için mağazalara zorla girdi.
Translate from Türkçe to İngilizce

Kırk gün yetecek kadar yiyecek vardı.
Translate from Türkçe to İngilizce

Yulaf uzun zaman atlara ve katırlara yiyecek olmuştur.
Translate from Türkçe to İngilizce

İnsanların yiyecek için avlanmanın dışında yapacakları çok az şeyleri vardı.
Translate from Türkçe to İngilizce

Vagonlar yiyecek arayışı için her gün dışarı çıkıyorlardı.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bazı insanlar, yiyecek ve diğer ihtiyaçlarını satın alamıyorlardı.
Translate from Türkçe to İngilizce

Pek çok alanda, az yiyecek vardı ve halk açtı.
Translate from Türkçe to İngilizce

Her ihtimale karşı yiyecek bir şey al.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom yiyecek bir şey aramak için dışarı çıktı.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom son dilim ekmeği yedi bu yüzden Mary'nin yiyecek bir şeyi yoktu.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom Mary'ye niçin o kadar çok yiyecek aldığını sordu?
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom Mary'den ona yiyecek bir şey yapmasını rica etti.

Tom Mary'den yiyecek bir şey alabilmesi için biraz para istedi.

Tom ve Mary, yiyecek için dövüştükleri zaman hakkında güldüler.

Kaledeki yiyecek malzemeleri çok yetersizdi.

Onlar yiyecek ve giyecek aldılar.

Ben bu tür yiyecek yiyemem.

Tom biraz yiyecek almak zorunda.

Tom'un dün yiyecek bir şeyi yoktu.

Tom yiyecek bir şey istemiyor.

Tom'un yiyecek bir şeyi yok.

Tom biraz bozulmuş yiyecek yedi ve hastalandı.

Buralarda iyi bir yiyecek bulmanın ne kadar zor olduğuna inanamıyorum.

Evde akşam yemeği yiyecek misiniz?

Tom her şeyi yiyecek gibi görünüyor.

Buradaki net-kafeler öğrencilere yiyecek ve içecek sağlamaktadır; ücretler yaklaşık saati bir pounddan başlamaktadır.

Tom yiyecek bir şeyler için yalvardı.

Tom herkesi beslemeye yetecek kadar yiyecek getirdi.

Tom bol yiyecek getirdi.

Tom'un yiyecek çok fazla yemeği yoktu.

Tom bugün bir şey yiyecek kadar güçlü hissetmiyor.

O yiyecek istedi.

Tüm yiyecek bitti.

O bize biraz yiyecek verdi.

O, ona biraz yiyecek verdi.

Tom'un yiyecek bir şeyi yoktu.

Çok yiyecek var.

O bize yiyecek çok şey verdi.

Tom Mary'ye biraz yiyecek verdi.

Tom eve biraz yiyecek götürdü.

Bana yiyecek bir şeyler ver.

Lütfen bana yiyecek bir şeyler verin.

Bana yiyecek bir şey getir.

Pizza benim en sevdiğim yiyecek.

Masanın üzerinde yiyecek vardır.

Yiyecek bir şey istedim.

Biz birçok çeşit yiyecek yeriz.

En sevdiğin yiyecek nedir?

Yiyecek yaşam için gereklidir.

O, onlara yiyecek sağladı.

Onlar bize yiyecek temin ettiler.

Yiyecek bir şey alabilir miyim?

Yiyecek bir şeyin var mı?

Yiyecek bir şey istiyor musun?

Tom'un yiyecek bir şeyi kalmamıştı.

Tom Mary için biraz yiyecek bıraktı.

Tom Mary'ye yiyecek çok şey verdi.

Yiyecek bir şey satın almak istiyorum.

Onlar yeterli yiyecek alamadılar.

O, bana biraz yiyecek sağladı.

En sevdiğiniz hızlı yiyecek nedir?

Yiyecek bir şey almalıyım.

Tom Mary'ye yiyecek bir şey verdi.

Lütfen bana yiyecek bir şey ver.

Bir sürü yiyecek geri getireceğim.

O, fakir aileye biraz yiyecek verdi.

Yemek yemek istememe rağmen, yemek yiyecek yeterli zamanımın olmadığını fark ettim.

O, bana yiyecek bir şey vermedi.

O, ona hem yiyecek hem de para verdi.

O, yiyecek hakkında ona şikâyette bulundu.

O kendisi ona yiyecek bir şey verdi.

Onlar için yiyecek ve elbise sağladık.

Buzdolabında çok yiyecek var mı?

Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce