yorucu kelimesini Türkçe bir cümlede nasıl kullanacağınızı öğrenin. 56'den fazla özenle seçilmiş örnek.
Bu pis ve yorucu bir iş.
Translate from Türkçe to İngilizce
Önceleri iş, Tom'a iyi göründü fakat daha sonra iş yorucu oldu.
Translate from Türkçe to İngilizce
Sanırım bu iş yorucu.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bu yorucu oluyor.
Translate from Türkçe to İngilizce
Yorucu bir futbol maçından sonra sanırım yatağa giderim.
Translate from Türkçe to İngilizce
Yorucu bir gündü.
Translate from Türkçe to İngilizce
Yüzücü, Cindy Nicholas, yorucu bir yüzmenin sonunda zorlukla Daver'de kıyıya vardı fakat Kanal Yüzme Derneğinden bir sözcü onun çok iyi bir durumda olduğunu duyurdu.
Translate from Türkçe to İngilizce
Jim yorucu bir hafta geçirdi.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bugün yorucu bir gündü.
Translate from Türkçe to İngilizce
O hem enerji verici hem de yorucu.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bunun yorucu olacağını sana söyledim.
Translate from Türkçe to İngilizce
O yorucu işti.
Translate from Türkçe to İngilizce
O yorucu görünüyor.
Translate from Türkçe to İngilizce
İşim iyi, ama yorucu.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bu yorucu. Başkaları için kendimi öldürmek istemiyorum!
Translate from Türkçe to İngilizce
Bu gece yorucu bir şey yapma.
Translate from Türkçe to İngilizce
Onun ne kadar yorucu olabileceğini biliyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce
Onu dinlemeyi yorucu buluyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce
Kızlarla çıkma yorucu.
Translate from Türkçe to İngilizce
Eğitmen, Angela'ya yorucu egzersizden kaçınmasını tavsiye etti.
Translate from Türkçe to İngilizce
Her zaman gülümsemek yorucu olabilir.
Translate from Türkçe to İngilizce
Tekrar tekrar aynı şeyi yapmak yorucu oluyor.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bu gerçekten yorucu bir geziydi.
Translate from Türkçe to İngilizce
O, yorucu bir görev.
Translate from Türkçe to İngilizce
Onlardan hiçbiri yorucu sporlardan hoşlanmıyor.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bu çok yorucu bir iş.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bugün yorucu bir gündü, uyku gözümden akıyor.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bu yorucu olabilir.
Translate from Türkçe to İngilizce
Yoğun saatlerde okula gitmek yorucu ve tatsızdır.
Translate from Türkçe to İngilizce
O gerçekten yorucu görünüyor.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bu yorucu olurdu.
Translate from Türkçe to İngilizce
Takımın programı yorucu.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bu iş çok ağır ve tek bir kadın için yorucu. Robotumu etkinleştireceğim.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bunu yapmak yorucu olacak.
Translate from Türkçe to İngilizce
Muhtemelen bunu yapmak yorucu olacak.
Translate from Türkçe to İngilizce
Uzun ve yorucu bir yolculuktu.
Translate from Türkçe to İngilizce
Çeviri yapmak çok yorucu.
Translate from Türkçe to İngilizce
Neden yalnız bir anne olmak bu kadar yorucu?
Translate from Türkçe to İngilizce
Anne olmak yorucu.
Translate from Türkçe to İngilizce
Deniz kenarında oturup hiçbir şey yapmamayı her zaman yorucu buldum.
Translate from Türkçe to İngilizce
İş ona baştan güzel göründü ama sonra yorucu geldi.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bu yorucu bir iş.
Translate from Türkçe to İngilizce
İşsizlikten daha yorucu bir şey yok.
Translate from Türkçe to İngilizce
İşsiz olmaktan daha yorucu bir şey olamaz.
Translate from Türkçe to İngilizce
Yoğunlaştırılmış eğitimler her zaman en yorucu olanlardır.
Translate from Türkçe to İngilizce
Hızlandırılmış kurslar her daim en yorucu olanlar oluyor.
Translate from Türkçe to İngilizce
Yol inanılmaz yorucu ve tehlikelerle doluydu.
Translate from Türkçe to İngilizce
Bugün günüm oldukça güzel ancak yorucu geçti.
Translate from Türkçe to İngilizce
Birçokları için gezmek en yorucu olanıdır.
Translate from Türkçe to İngilizce
Birçok insan için geziye çıkmak oldukça yorucu bir iştir.
Gün o kadar yorucu geçmişti ki be sebepten ötürü işten çıktığında olduça kötü bir ruh halindeydi.
Mary'nin evine ulaşmadan önce tepeye doğru 100 yorucu basamağı tırmanmak zorundasınız.
Dünyanın en yorucu şeyi sence ne?
Benim yaşımda okumak yorucu. Ama karşı koyamıyorum – Okumayı seviyorum.
Tom uzun (yorucu) bir gün geçirdi. Şuan sana yardım edemeyecek kadar yorgun.
Sürüyle geçen yorucu bir günün ardından çoban ağacın altına uzanmış, dinleniyordu.