Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Ana Sayfa
Uygulamalar
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogYardım Merkeziİletişim
Uygulamalar

iPhone + iPad

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Mac + Safari

Yardım Merkezi, sürüm notları, İndir

Google Chrome

Yardım Merkezi, İndir

Mozilla Firefox

Yardım Merkezi, İndir

Opera

Yardım Merkezi, İndir

Microsoft Edge

Yardım Merkezi, İndir
Destek
İndirYardım MerkeziDesteklenen dillerPara iadesi isteŞifreyi yenileSeri kodunu yenileGizlilik politikası
İLETİŞİMDE KALIN
İletişimTwitterBlog
Site dili
ücretsiz hizmetler
Web çevirisiFiil çekimleriDer Die Das aramaUsage examplesWordsDefinitionIdioms

"zayıf" içeren Türkçe örnek cümleler

zayıf kelimesini Türkçe bir cümlede nasıl kullanacağınızı öğrenin. 100'den fazla özenle seçilmiş örnek.

Zayıf kal.
Translate from Türkçe to İngilizce

Herkesin hem güçlü hem de zayıf noktaları vardır.
Translate from Türkçe to İngilizce

Gıda yetersizliği onu zayıf ve bitkin düşürdü.
Translate from Türkçe to İngilizce

Ekonomi zayıf olmasına rağmen, bazı şirketler hâlâ kazanç sağlıyor.
Translate from Türkçe to İngilizce

O, hastalığından sonra zayıf hissediyor.
Translate from Türkçe to İngilizce

O, İngilizcede zayıf.
Translate from Türkçe to İngilizce

O, günaha yenik düşecek kadar zayıf.
Translate from Türkçe to İngilizce

O günaha yenik düşmek için yeterince zayıf.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom'un bu raporu yazmış olması çok zayıf bir olasılıktır.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom'un tek başına seyahat etmek istemesi çok zayıf bir olasılıktır.
Translate from Türkçe to İngilizce

Yen dolardan daha zayıf.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bir diyete sıkı sıkıya sarılmadıkça, çok az zayıf kalma şansı vardır.
Translate from Türkçe to İngilizce

Matematik onun zayıf noktasıdır.
Translate from Türkçe to İngilizce

Onlar onun çok zayıf olduğunu hissettiler.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom Mary'nin nasıl zayıf kaldığını bilmediğini söylüyor.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom oldukça çok yemesine rağmen zayıf kalabiliyor gibi görünüyor.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom zayıf görünmek istemez.
Translate from Türkçe to İngilizce

Zayıf görme bir atlet için bir engeldir.
Translate from Türkçe to İngilizce

O gerçekten bir güreşçi olmak istiyor fakat çok zayıf.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom'un çocuklarının ondan bir şey miras alması çok zayıf bir olasılıktır.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom'un kovulacak olması çok zayıf bir olasılıktır.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom'un o aylıkla çalışmayı kabul edecek olması çok zayıf bir olasılıktır.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom'un kazada hayatta kalması çok zayıf bir olasılıktır.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom'un evde o şekilde hareket etmesi çok zayıf bir olasılıktır.
Translate from Türkçe to İngilizce

Öğretmenin ev ödevini zamanında yapmadığı için Tom'un özrünü kabul etmesi çok zayıf bir olasılıktır.
Translate from Türkçe to İngilizce

Yoko teyze çalışmak için çok zayıf.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom zayıf hissetti.
Translate from Türkçe to İngilizce

Tom'un zayıf bir hafızası var.
Translate from Türkçe to İngilizce

Onlar kısa ve zayıf.
Translate from Türkçe to İngilizce

O uzun boylu, zayıf bir adamdı.
Translate from Türkçe to İngilizce

Yaşlılar da gençler de zayıf olmak istiyor.
Translate from Türkçe to İngilizce

Fizik benim zayıf dersim.
Translate from Türkçe to İngilizce

Zayıf insanlar kaybederler.
Translate from Türkçe to İngilizce

Çok fazla zayıf noktaları olmasına rağmen, ben ona güveniyorum.
Translate from Türkçe to İngilizce

O çok zayıf.
Translate from Türkçe to İngilizce

Kan kaybından zayıf düşmüştü.
Translate from Türkçe to İngilizce

Amcam zayıf fakat teyzem şişman.
Translate from Türkçe to İngilizce

Amcam zayıf ama teyzem şişman.
Translate from Türkçe to İngilizce

İnsanlar zayıf bir hükümete güvenmezler.
Translate from Türkçe to İngilizce

Şu adam zayıf ama karısı şişman.
Translate from Türkçe to İngilizce

Laurie pizzayı çok sevmesine rağmen zayıf kalmak ister.
Translate from Türkçe to İngilizce

Zayıf kalmak için Laurie'nin uyguladığını sen de uygulamalısın.
Translate from Türkçe to İngilizce

Onun çiçek hastalığının zayıf evresini geçirdiğini söylediler.
Translate from Türkçe to İngilizce

Güney eyaletlerini zayıf tutmak istediler.
Translate from Türkçe to İngilizce

Bugün moda modellerinin çok zayıf olduğunu düşünüyorum.

Herkesin güçlü ve zayıf yönleri vardır.

Güçlü hayatta kalacak ve zayıf ölecek.

Gözleri zayıf olan bir kişi uzağı göremez.

Almancam zayıf.

Yaşlı kadın yataktan çıkamayacak kadar çok zayıf.

Matematik onun okuldaki en zayıf dersi.

Kız kardeşim zayıf ama ben biraz kiloluyum.

Şişman ve çirkin olmayı mı yoksa zayıf ve seksi olmayı mı tercih edersiniz?

Korkarım benim derinlik algım çok zayıf.

Düşman zayıf.

O uzun ve zayıf.

O uzun boylu ve zayıf.

O onun zayıf noktası.

Tom zayıf ve uzun boylu.

Bir zincir ancak en zayıf halkası kadar kuvvetlidir.

Batarya zayıf.

Her adamın zayıf bir yanı vardır.

Her adam zayıf bir yana sahiptir.

Zayıf karakterli bir insan seninle konuşamaz mı?

Beni en zayıf halka mı seçtiniz?

Neden babaları kuvvetli olan çocuklar zayıf olur?

Çok zayıf mısın?

İradem çok mu zayıf?

Fransızcam çok zayıf.

Tom zayıf görünüyor.

Evli bir yazar bekar kalmayı tavsiye ettiği zaman kitabın zayıf noktası güvenirlikten yoksun olmasıdır.

Zayıf görünüyorsun.

Tom zayıf.

Tom'un zayıf bir kalbi var.

O uzun, zayıf ve güçlüydü.

Hastalık, organizmanızı zayıf düşürdü.

Bu kıyafetler seni daha zayıf göstermiş.

O sarışın ve zayıf.

Bugünkü duruma bizi sen soktun, senin işleri yürütme yeteneğin zayıf.

Tom artık gerçekten zayıf.

Çok zayıf değilim.

Zayıf ışık altında okuma, gözlerin bozulur.

Tom'un nabzı çok zayıf.

Tom'un nabzı zayıf.

Şimdi daha zayıf olduğum için bu kıyafete sığabiliyorum.

Şimdi daha zayıf olduğumdan dolayı bu kıyafete sığabiliyorum.

Şimdi zayıf olduğumdan dolayı bu kıyafeti giymek benim için daha kolay.

Şimdi zayıf olduğum için bu kıyafeti giymem daha kolay.

Tatoeba'yı öğretici yönü zayıf bir site olarak düşünenler var ama artık bu durum değişmeye başladı.

Zayıf ışıkta okumamalısın.

Herkesin zayıf bir tarafı vardır.

Birleşmiş Devletler, ülkeleri zayıf ve küçük yapmakla korkutmayı umabilir ama Rusya'yı değil.

Tom zayıf, değil mi?

Zayıf bir hafızan var.

Salonun zayıf akustiği, dinleyicilerin konserden zevk almalarını ciddi şekilde olumsuz etkiledi.

Kendini daha zayıf gösterdiğini düşündüğü için Tom siyah giymeyi seviyor.

Tom onu son gördüğümden daha zayıf görünüyordu.

Sinyal çok zayıf.

Bunu toplantıya kadar yapamayacağıma dair zayıf bir ihtimal var.

Bu bir zayıf söylem.

Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce
Translate from Türkçe to İngilizce