Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "çıkarmak" in Türkisch

unknown

  1. çıkmasına yol açmak, çıkmasını sağlamak.

    • Kalemi çıkardı. Cebinden kalemi çıkardı. Atı ahırdan avluya çıkardı
  2. gizli ya da örtülü bir şeyi ortaya koymak, bulmak.

    • Onun yalanını çıkarmak istemezdim
  3. (giyecekler için) vücuttan ayırmak.

    • Ayakkabıyı çıkardı
  4. (zaman anlatan bir adı tümleç olarak aldığında) zamanın sonunu getirmek.

    • Kışı çıkarmak için kömür kalmadı
  5. ne olduğunu bilmek, anlamak.

    • Bu sözcüğü duydum ama anlamını çıkarmak zor şimdi
  6. döküntülü bir hastalığa tutulmak.

    • Çocuk kızamık çıkarıyor
  7. anımsamak.

    • Oğul, doğrusu seni zor çıkardım
  8. (kızgınlık, acı, öfke vb. için) zararını çektirmek.

    • Bu işin acısını benden çıkarmak istediler
  9. (zevk, tat, keyif vb. için) tadına varmak, çok hoşlanmak, duyarak yaşamak.

    • Bu yaz denizin keyfini çıkarmak istiyorum
  10. dışarı uzatmak.

    • Başını pencereden çıkarıp bağırdı
  11. açıklık yere götürmek.

    • Bu pazar öğrencileri kıra çıkarmak istiyoruz
  12. açığa vurmak, söylemek.

    • İçindekini çıkarmak için ters zaman seçtin
  13. elde etmek, sağlamak, kazanmak.

    • Çalışkandır, geçimini çıkarmak için her işi yapar
  14. kusmak.

    • Çocuk yediğini çıkardı
  15. yok etmek, gidermek.

    • Bu lekeyi çıkarmak zor olacak
  16. birine bir davranış yüklemek, ... gibi göstermek.

    • Şimdi de beni kabahatli çıkarmak istiyorsun
  17. ilişkisini keserek uzaklaştırmak.

    • Onu işinden çıkarmışlar
  18. kitap, gazete, dergi gibi bir yayını ortaya koymak.

    • Dergi çıkarmak istiyor
  19. (bir şeye) yol açmak.

    • Bomba patlatarak karışıklık çıkarmak istemişler
  20. yollamak, göndermek.

    • Onu getirmek üzere yola bir adam çıkarmışlardı
  21. sunmak.

    • Çağrılılara yemek çıkarmışlardı
  22. üçüncü bir sayı elde etmek amacıyla belli bir sayıdan, daha küçük değerli bir sayı kadar birim eksiltmek.

  • Yirmiden beş çıkarmak, yirmiyi beş eksiltmektir
  • yapmak, üretmek.

    • Akşama değin çok az iş çıkardık
  • bir şeyi bir örneğe göre yapmak.

    • Yeni duyduğu ezgiyi piyanoda çıkarmak istiyordu
  • göstermek.

    • Karısı olarak çıkardığına bak, ne çirkinmiş!
  • yükseğe götürmek, kaldırmak, yükseltmek.

    • Çocuğu ağaca çıkarmak güç oldu
  • ulaştırmak, kavuşturmak.

    • İşi düze çıkarmak da bana düşer