Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "açmak" in Türkisch

unknown

  1. herhangi bir şeyi kapalı durumundan kurtarıp açık duruma getirmek.

    • Zil çalınca kapıyı açmak üzere kalktı, kilidi açmak için anahtarı çevirdi
  2. bağlanmış, sarılmış, katlanmış, dolaşmış, örtülmüş, iliklenmiş, düğümlenmiş, dürülmüş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak.

  3. engeli kaldırmak.

    • Karayolunu açmak için araç yokmuş
  4. çevresindeki öteberiyi temizlemek, kaldırmak.

    • Caminin çevresini açtılar
  5. tıkanmış bir şeyin tıkanıklığını gidermek.

    • Sifonu açmak için çok uğraştı
  6. yarmak (yara, çıban vb.).

    • Doktor yarayı açıp temizledi
  7. oymak.

    • Ağaçta yara açmışlar
  8. kazmak.

    • Bahçede bir çukur açtık
  9. bir işyeri, bir kuruluş oluşturup işler duruma getirmek.

    • Dükkân açmak için para gerek
  10. bir eylemi başlatmak.

    • Bakan, Ege tütün piyasasını açmak için İzmir’e gitti
  11. bir aygıtı, bir düzeneği işler, çalışır duruma getirmek.

    • Televizyonu açtılar
  12. (renk için) koyuluğunu hafifletmek.

    • Sarıyı biraz açmak iyi olacak
  13. (giysi, renk vb.) güzel göstermek, uymak, yakışmak.

    • Uçuk pembe odayı daha açar
  14. iç rahatlığı vermek.

    • Açık hava insanı açar
  15. söz etmek.

    • Şiirden açmaya başlayınca, sözünü kestim
  16. yapmak, düzenlemek.

    • Boş kadrolar için sınav açtılar
  17. özgülemek.

    • Ona ayrı oda açmak isteriz ama yok
  18. çıplak duruma getirmek.

    • Bacaklarını açmak da ne oluyor?
  19. birbirinden uzaklaştırmak, ayırmak.

    • Adam kollarını iki yana açmış, öyle duruyordu
  20. (kalem vb.) düzeltip sivriltmek.

    • Çocuk kalemini açmak için kalemtıraşı çıkardı
  21. utangaçlığını, sıkılganlığını ortadan kaldırmak.

    • Arkadaşları onu açmak için çok uğraştı
  22. uzaklaşmak, gitmek, kaçmak (daha çok buyruk olarak kullanılır).

    • Hadi aç bakalım da enseni görelim!
  • iyi gelmek, yaramak (daha çok olumsuz biçimi kullanılır).

    • Burası bizi açmadı, başka yere gidelim