Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "akmak" in Türkisch

nesnesiz (nesne almayan) eylem

  1. (sıvı ya da çok ince taneli şeyler için) bir yerden başka bir yere doğru gitmek.

    • Aşağıda küçük bir dere akmaktaydı
  2. (sıvı ya da ince taneli şeyler) aşağıya, yere düşmek.

    • Saçlarından yağmur suları akıyordu
  3. (bir yer, bir kap) üstündeki ya da içindeki sıvıyı sızdırmak.

    • Çatı akıyor. Bu bidon akıyor
  4. (sıvı) bir yerden çıkmak.

    • Pınar cılız akıyor
  5. birbiri ardınca ve toplu olarak gitmek.

    • İnsanlar alana doğru akıyordu
  6. (zaman) geçip gitmek, hızla geçmek.

    • Günler akıp gidiyordu
  7. (kumaş) çok yıpranıp iplikleri erimeye başlamak.

    • Perde yer yer akmıştı
  8. (boya) sürüldüğü yüzeyden başka alanlara taşmak ya da birbirine karışmak.

    • Kapının boyası akmış
  9. çekip gitmek, çabucak savuşmak, çabucak gözden kaybolmak.

  10. (yılan) akar gibi hareket etmek, kayıp gitmek.

    • Dün tarlada önümden bir karayılan aktı
  11. (gemi) rüzgâr, akıntı ya da demirin taraması ile sürüklenmek.

  12. iyi kötü deme, işine yarıyor mu ona bak.

  13. iyi kötü deme, çuvalına doldur, (mal ve para) biriktir.

  14. hızla yol almak, hızla geçmek.

    • Araba asfalta akıp gitmekteydi
  15. (zaman) hızla geçmek, çabuk geçmek.

    • Saatler akıp gitmişti