Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "anlamak" in Türkisch

unknown

  1. bir sözün, sözcüğün, bir simgenin, bir olay, olgu ya da davranışın ne demek olduğunu, neyi gösterdiğini kavramak.

    • Bir sözcüğü anlamak için sözlüğe bakarız
  2. yeni bilgileri eskileriyle birleştirerek bir sonuca ulaşmak, bir tür çıkarsama yapmak.

    • Kara bulutları görünce yağmur yağacağını anladı
  3. sorup öğrenmek, bilgi edinmek.

    • Patlamayı anlamak için telefon etti
  4. duygu ve düşünce yoluyla bir şeyin değerini ayrımsamak ya da bir durumu görmek.

    • Günler geçtikçe yaşlandığımı anlıyorum
  5. bir şeyi doğru, uygun, yerinde bulmak.

    • Haydi öfkesini anladık ama sövmesine ne diyelim?
  6. birinin duygu, düşünce ve isteğine katılmak, ona hak vermek.

    • Sizi anlıyorum, ben de çok üzüldüm
  7. bir şeyi sezmek.

    • Kuşun kaçacağını anlamıştım, kımıldamadım
  8. hoşgörülü davranmak, anlayışlı olmak.

    • Genç insanları anlamak gerekir
  9. öyle değerlendirmek, öyle kabul etmek.

    • Sizin ulusaldan anladığınızı bilmek isterdik
  10. bir konuda özel bilgisi, geçerli uzmanlığı olmak.

    • Balıktan anlamak balıkçının işidir
  11. (daha çok olumsuz biçimi kullanılır) tadına varmak.

    • Bu içkiden bir şey anlamadım
  12. birinin yediği, içtiği ya da kullandığı bir şeyden yararlanmayı istemek.

    • Börekten biz de anlamak isteriz
  13. (daha çok olumsuz biçimi kullanılır) doğru ve yerinde bulmamak, kabul etmemek, hak vermemek.

    • Tutkunun bu kadarını anlamıyorum. Bu kadar tembelliği anlamak olanaksız