Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "arka" in Türkisch

ad

  1. öne, ön yüze karşıt olan yan.

    • Bizim daire arkaya bakıyor
  2. herhangi bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi.

    • Aynanın arkasını kazıdık
  3. bir şeyin öteki yüzü, öbür yüz.

    • Köy, şu dağın arkasındadır
  4. (insanda) omuzdan kuyruksokumuna değin olan bölüm, sırt.

    • Arkam ağrıyor
  5. (insan ve kimi hayvanda) kuyruksokumu bölgesi, kıç.

  6. (insan için) gövde, vücut, beden.

    • Arkasına giyecek çulu yok
  7. bir şeyin sonra gelen bölümü, geri.

    • Bu işin arkası gelir
  8. geri, art.

    • Çocukları arkasına düştü, yola koyuldular
  9. otururken sırt dayanan yer.

    • İskemlenin arkası kırılmış
  10. ön yüzün karşıtında bulunan, arkada olan.

    • Arka bahçeye gül diktiler
  11. bir şeyin gizli, bilinmeyen yüzü, içyüz.

    • Bu olayın arkasında çok şey vardır
  12. kayıran kimse, koruyucu, kayırıcı.

    • Onun arkası çok güçlü
  13. geride.

    • Dekorda, arka planda bir ağaç vardır
  14. önemi olmayan, önemsiz.

    • Bu iş çok arka plandadır
  15. birine destek olmak.

    • Ona arka vermek işine gelmez
  16. arkasını birine ya da bir şeye dayamak.

    • Kent, dağa arka vermişti
  17. yarışta ya da bir uğraşta, bir şeyde birini geçmek, ondan daha ileri gitmek, onu geride bırakmak.

    • O şiirde çoğunu arkada bırakmıştır
  18. bir şeyden uzaklaşmak.

    • Kenti arkada bıraktık
  19. zaman bakımından geçmişte bırakmak.

    • Artık o günleri arkada bıraktık
  20. bir yürüyüşte, yolda geride kalmak, geriden gelmek.

    • Çocuk arkada kaldı, biraz bekleyelim
  21. değerce bir olanlar ilerlediği halde kendi ileri gidememek.

    • O artık çok arkada kaldı
  22. sürekli olarak gelmek, sürmek.

  23. gerisi olmak, gerisi gelmek.

    • Bu işin arkası gelecektir
  24. soğuğa karşı gerektiği biçimde giyinmemiş.

  • kendisine arka çıkacak kimsesi olmayan.

  • bir şeyi sırtına yüklemek, sırtlamak.

    • Çuvalı arkasına aldı, yürüdü
  • birinin desteğini sağlamak.

    • Babasını arkasına aldı, işini kolaylaştırdı
  • (bir işin) olması için uğraşmak, yürümesi için izlemek.

    • Bu konunun arkasına düşmek gerekiyor, yoksa kalır
  • (birinin) gittiği yoldan gitmek, yaptığı işi yapmak.

    • Onun arkasına düşmekle olmaz, kişiliğini bulmalısın
  • beceriksiz olduğu için ya da başka bir nedenle birine uymak, onun yaptığı gibi yapmak.

    • Arkadaşının arkasına takılmış gidiyorsun, kendine gel
  • herhangi bir amaçla birini izlemek, gözden ayırmaksızın birinin arkasından gitmek.

    • Polis arkasına takılınca, savuşamadı
  • bir iş gördürmek için birinin isteğini kollamak.

    • Kaç gündür arkasından koştuk, yeter be!
  • bir iş için biriyle görüşme fırsatı aramak.

    • Bakanın arkasından koşmak uzun sürdü
  • birine ya da bir şeye çok ilgi duymak.

    • Kızın arkasından koştun durdun
  • davranışından dolayı beğendiğini okşayarak göstermek.

  • övmek.

    • Onun arkasını sıvazlamaktan geri durmaz ama, demediğini de bırakmaz
  • sona kalmak, sonraya kalmak.

    • O günlerden arkaya kalan bir şey yok
  • geriden gelmek, geriye kalmak.

    • Yarışta arkaya kalan koşucu, çok üzgündü
  • giden ya da ölen bir kimsenin yakını olarak yaşamasını sürdürmek.

    • Ondan arkaya kalmak istemezdim