Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "atmak" in Türkisch

unknown

  1. bir cismi herhangi bir yöne ya da belli bir yöne doğru fırlatmak.

    • Köpeğe taş atmak, onu daha çok kızdırır
  2. bir şeyi yere doğru bırakmak.

    • Bu uçak tarım ilaçları atmak için geldi
  3. koymak.

    • Çorbaya biraz tuz atmak gerekiyor
  4. bir yerden bir yere götürmek, taşımak.

    • Sizi oraya atmak için araba hazır
  5. karşıdan karşıya uzatmak.

    • Buraya bir köprü atmak iyi olacak
  6. (birini) olduğu yerden uzağa ya da iyi olmayan bir yere vermek, uzaklaştırmak.

    • Onu ta Ağrı’ ya attılar
  7. koymak, yerleştirmek.

    • Ağacın gölgesine birkaç iskemle atmışlar
  8. (ateşli silahları) patlatmak, sıkmak.

    • İki el atmak için tabancasını çekti
  9. (kurşun, ok vb. için) hedefe göndermek.

    • Çocuklar ok atmak için sıraya girdi
  10. (yumruk, tokat vb. sözcükleriyle kullanıldığında) vurmak.

    • Ona tekme atmak istememişti
  11. (kötü bir davranışı, eylemi) başkasına mal etmek, yüklemek.

    • Suçu ona atmak için yarıştılar
  12. (zaman bildiren tümleçlerle kullanıldığında) ileriye bırakmak, ertelemek.

    • Mahkeme duruşmayı gelecek aya attı
  13. örtmek, koymak.

    • Üşüyordu, üstüne bir battaniye daha attı
  14. (işe yaramaz şeyleri) elden çıkarmak.

    • Bunları çöpe atmak en iyisi
  15. (söz, laf gibi sözcüklerle) sataşmak.

    • Kadınlara söz atmaktan tutuklandı
  16. patlayıcı maddeler kullanarak uçurmak, yıkmak.

    • Kayayı atmak için dinamit yerleştirdiler
  17. işinden, görevinden çıkarmak ya da ilgisini kesip uzaklaştırmak.

    • Öğrenciyi okuldan atmak çıkar yol değil
  18. dışarıya vermek, çıkarmak.

    • Deniz bütün çöpleri kıyıya atmış
  19. kullanmaktan vazgeçmek, bırakmak.

    • Arap yazısını çok geç attık
  20. yapışık olduğu yerden ayrılmak, yırtılmak ya da çatlamak.

    • Giysinin dikişi birkaç yerden atmıştı
  21. (yürek, nabız) vurmak, çarpmak.

  • Çocuğun nabzı hızlı atıyor
  • postaya vermek, göndermek, yollamak.

    • Mektup atmak için postaneye gittiler
  • (pamuğu, yünü) yay ve tokmakla ditmek.

    • Hallaç, pamuk atmak için geldi
  • içki içmek.

    • İki tek atmak için meyhaneye daldı
  • (giyilen bir şeyi) sıkıntı nedeniyle çıkarmak.

    • Kışlıkları atmak için havaların ısınmasını bekliyoruz
  • çok yüksek sesle bağırmak, haykırmak.

    • Burada nara atmak olmaz
  • etkisinden kurtulmak, alışmak.

    • Çocuk, duyduğu korkuyu birkaç günde üzerinden zor attı
  • (renk) solmak.

    • Güneşte kalan perdeler atmıştı
  • değerini eksiltmek, biraz aşağı indirmek.

    • Tezgâhtar fiyatın on beş lirasını attı ama yine de param çıkışmadı, ceketi alamadım
  • bir metinden kimi tümceleri, bölümleri çıkarmak.

    • Bu şiirden iki dizeyi atmak gerekiyor
  • bilmediği bir şeyi kestirerek söylemek ya da yazmak.

    • Sınavda birkaç soruya attı, ama tutmadı
  • gerçek olmayan şeyleri gerçekmiş gibi söylemek, abartmalı konuşmak.

    • İnanma ona, hep atar
  • söylemek.

    • Eli kulağa atıp bir gazel atmak istemişti
  • kendi de bilmediği halde, bilmeyen kimselerin yanında, bir konuda, biliyormuş gibi bir şeyler söylemek.

    • Baktım, onlara atmak istiyordu, araya girip susturdum
  • büyük, önemli işler yapacağı konusunda abartılı sözler söylemek.

    • Böyle atıp tutmaktan başka bir şey yapmaz o
  • bir kimse için ileri geri konuşmak, biriyle ilgili olarak tehdit kokulu sözler etmek.

    • Hakkında atıp tutmaktaymışsın, yüreğin varsa yüzüne söyle