Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "bırakmak" in Türkisch

unknown

  1. eldeki bir şeyi artık tutmaz olmak.

    • İpi bıraktı
  2. eldeki bir şeyi bir yere koymak.

    • Kitabı masaya bıraktı
  3. bir şeyi dalgınlıkla yitirmiş olmak, bir yerde unutmak.

    • Şemsiyemi kim bilir nerde bıraktım
  4. bir işi bir başka zamana ertelemek.

    • Görüşmeyi haftaya bıraktılar
  5. bir işin yapılmasını, sorumluluğunu başkasına vermek.

    • Gezi işini ona bırakın, ayarlasın
  6. önceki durumunu değiştirmemek, yerinde alıkoymak.

    • Bakanın görevde bıraktığı öğretmeni, müdür başka yere verdi
  7. engel olmamak, yol vermek.

    • Gitmek isteyeni bırakmak gerek
  8. birazını artırmak, saklamak.

    • Geriye birkaç kuruş bırakır belki
  9. (ölen birinden) mal mülk, para vb. kalmak.

    • Babası ona hanlar hamamlar bırakmıştı ama şimdi beş parasız
  10. aşağıya doğru uzatmak, sarkıtmak.

    • Kadın, saçlarını omzuna bırakmıştı
  11. (sakal, bıyık için) kesmemek, uzatmak, koyvermek.

    • Artık sakal bırakacağım
  12. artık ardını aramamak, uğraşmak istememek, uğraşmaz olmak.

    • O konuyu bırakmak istiyorum
  13. bir alışkanlıktan vazgeçmek.

    • Kumarı bırakmak için çaba harcamıyor
  14. boşamak, ayrılmak.

    • Karısını bırakmış
  15. ayrılıp gitmek.

    • Karı dırdırı yüzünden evi bırakmak zorunda kalmıştı
  16. götürüp salıvermek.

    • Atı çayıra bıraktık
  17. özgürlüğünü vermek, salıvermek.

    • Yargıç sanığı bırakmış
  18. kötü bir duruma düşmesine olanak vermek ya da göz yummak.

    • Onu kendi haline bıraktılar
  19. sınıf geçirmemek, döndürmek.

    • Türkçeci koskoca sınıfta bir tek onu bıraktı
  20. korunması, bakılması için vermek, geçici olarak vermek.

    • Çocuğu anneme bıraktık
  21. götürüp vermek.

    • Kitabı bana ver, geçerken ona bırakırım
  22. bir pazarlıkta, bir alışverişte bir şeyi belli bir fiyata vermeyi kabul etmek.

  • Bu ayakkabıyı, son olarak, size elli liraya bırakırım
  • kazanç getirmek, kazanç sağlamak.

    • Ayakkabı bana yüz bin bıraktı
  • kendi malını, bir şeydeki iyelik hakkını başkasına vermek, bağışlamak.

    • Arsasını bir derneğe bıraktı
  • birlikte götürmemek, yanına almamak.

    • O gün arabasını evde bırakmıştı
  • yapışıkken yerinden ayrılmak, yapışıklıktan kurtulmak.

    • Yeni ayakkabının altı bırakmış
  • (bulunduğu ya da dokunduğu yerde iz, leke vb.) oluşturmak.

    • Islak ayakla basmayın, iz bırakıyorsunuz
  • (hayvan) yavrusunu vakitsiz doğurmak, yavrusunu düşürmek.

    • Bizim inek bırakmış, çoban bir şey yapamamış