Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "dağıtmak" in Türkisch

unknown

  1. toplu durumda, bir arada olan kimseleri, şeyleri birbirinden uzaklaştırmak ya da ayırmak.

    • Polisler alandakileri dağıtmak için copladı
  2. belli bir ölçüye göre bölüştürmek.

    • Yardımı dağıtmak için uğraştık
  3. ayrı ayrı yerlere ya da kimselere vermek.

    • Öğretmen karneleri dağıttı
  4. toplu durumdaki bir şeyi yaymak.

    • Çocuk oyuncaklarını dağıtmış
  5. bir yerin düzenini bozmak, orayı karışık bir duruma sokmak.

    • Oğlanlar bir günde evi dağıtmışlar
  6. güçlü bir vuruşla kırıp dökmek, parçalamak.

    • Bir tekmede camı dağıttı
  7. bir topluluğun, bir kuruluşun, bir derneğin birliğine, varlığına son vermek.

    • Üyeler, oylamayla derneği dağıttılar
  8. gidermek, ortadan kaldırmak, yok etmek.

    • Onun kuşkusunu dağıtmak için gerçeği açıkladık
  9. kurulu bir düzeni bozmak.

    • Dükkânı dağıttılar
  10. gücünü, etkisini azaltmak ya da gidermek.

    • Kederimi dağıtmak için içiyorum
  11. sarhoşluk ya da aşırı duygusallık gibi bir nedenle kendini koyvermek, kendinden geçmek ya da beklenmedik davranışlarda bulunmak, özdenetimini yitirmek.

    • Bu akşam biraz dağıtmak istiyorum