Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "derin" in Türkisch

sıfat

  1. dibi ağzından, yüzeyinden ya da cephesinden uzak olan.

    • Bahçede derin bir çukur açtılar. Oyun derin bir sahne gerektiriyordu
  2. yüzeyden içeri inen.

    • Göğsündeki derin yara korkutucuydu
  3. benzerleri arasında sivrilmiş ve ileri durumda olan.

    • Onun derin bir bilgin olduğu söylenir
  4. uzun süren.

    • Durup derin bir soluk aldı
  5. ağır, yoğun.

    • Odada derin bir sessizlik vardı
  6. anlaşılması, kavranması çok güç olan.

    • Felsefe derin gerçekleri arar
  7. en anlaşılmaz sorunları kavrayacak güçte olan.

    • O, derin zekâsının ürünlerini bize sunmaktadır
  8. ayrıntıya önem verilerek ortaya konulan.

    • Konu derin araştırmalarla aydınlatıldı
  9. çok içten gelen,en içten.

    • Ona derin bir saygı gösterildi
  10. (suda) dip.

    • Çok derine dalma
  11. üzüntülü bir düşünceye dalmak.

  12. çok fazla düşünmek.

  13. en ince noktasına değin, ayrıntısıyla.

  14. pek belli olmayan ya da uzak bir yerden.

    • Geceyi dinledi, derinden uğulduyordu
  15. içten.

    • Onun sevgisi derindendir
  16. çok derinden, çok uzaktan, uzaktan uzağa.

    • Dinledi, derinden derine bir kaval sesi duydu
  17. bütün incelikleriyle, ayrıntısıyla.

    • Avrupa’yı derinden derine inceledik mi ki?
  18. bir konuyu, kafa yorarak, ayrıntılarıyla düşünmek.

  19. düşünmek.