Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "hız" in Türkisch

ad

  1. çabuk olma durumu, çabukluk.

    • Tren hızını artırdı
  2. bir devinimden doğan güç.

    • Tokadı hızla vurdu
  3. çaba, güç.

    • İnsan hızına hız katmalıdır
  4. alınan yolun harcanan zamana oranı.

    • Saatte 90 km. hızla yol aldık
  5. daha hızlanmasını sağlamak, hızlandırmak.

  6. isteğini artırmak, isteklendirmek.

  7. hızla gitmekte olduğu için yavaşlayamamak, güçlükle yavaşlamak, güçlükle durmak.

  8. öfkesini yenememek.

  9. yeğinliğini azaltamamak, yatışamamak, yavaşlayamamak.

    • Rüzgâr hızını alamadı, günlerce esti
  10. hızlanamamak, hız kazanamamak.

    • Uçak hızını alamayıp piste çakılmış
  11. hızını yavaşlatmak, yavaşlamak.

  12. yeğinliği kalmamak, yatışmak, yavaşlamak.

    • Rüzgâr hızını aldı
  13. öfkesini yatıştırmak.