Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "kaldırmak" in Türkisch

unknown

  1. yukarı doğru devindirmek.

    • Elini kaldırdı
  2. bulunduğu yerden almak.

    • Bardakları masadan kaldır
  3. altına girerek götürmek ya da tutarak yükseltmek.

    • Hamal bu yükü kaldırabilir mi?
  4. çekmek, götürmek, taşımak.

    • Bu kantar bu ağırlığı kaldırır mı?
  5. (duvar vb. için) ekleyerek yükseltmek.

    • Kaldırımı biraz daha kaldırmak gerekiyor
  6. (ürün için) elde etmek, toplamak, taşımak.

    • Bu yıl köylü iyi ürün kaldırdı
  7. bir şeyden çokça satın almak.

    • Adam, bütün pazarı kaldırdı
  8. hoş görmek, katlanmak.

    • O şaka kaldırır
  9. uygun gelmek, yakışmak.

    • Çalışma odası hangi rengi kaldırır?
  10. fazlalıktan etkilenmemek, fazla bulmamak, fazlayı içinde yok edebilmek.

    • Bu pirinç çok su kaldırıyor
  11. bir kuruluşun çalışmasına ya da bir şeyin varlığına son vermek.

    • Hükümet, bir bakanlığı ve onun kuruluş yasasını kaldırmak istiyor
  12. hastayı hastaneye götürüp yatırmak.

    • Ağırlaşınca hastaneye kaldırmak gerekmişti
  13. (ölü için) gerekli töreni yaparak toprağa vermek.

    • Cenazeyi yarın kaldıracaklar
  14. (açıkta bırakılmış olan şeyleri) aşırmak, çalmak, hırsızlamak.

  15. elin ulaşamayacağı bir yere koymak.

    • Şu vazoyu kaldırın, çocuk kırabilir yoksa
  16. uykudan uyandırmak.

    • Onu kaldırın, işe yetişemez sonra
  17. (bir kimseyi) alıp kaçırmak.

    • Kızı dağa kaldırmışlar
  18. yola çıkarmak.

    • O gün iki araba kaldırmışlardı
  19. bulandırmak.

    • Bu koku midemi kaldırıyor
  20. yataktan kurtarmak, ayağa kalkmasını sağlamak, iyileştirmek.

    • İlaç onu birkaç günde kaldıracaktır
  21. piyasadan çekmek.

    • Karaborsacılar yağları teneke teneke kaldırmışlar
  22. yerinden alıp bir yana fırlatmak.

  23. beğenmeyerek, değer vermeyerek bir yana koymak.

  • Verdiğim armağanı kaldırıp atmıştı