Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "kaplamak" in Türkisch

unknown

  1. her yerini, tüm yüzeyini örtmek.

    • Gökyüzünü bulutlar kaplamaktaydı
  2. her yanını çevirmek, sarmak, bürümek, yayılmak.

    • Asma bütün evi kaplamıştı
  3. bir kabın, bir kılıfın, bir örtünün içine koyup onunla sarmak.

    • Defter kaplamak için kâğıt aldım
  4. bir yüzeyi başka bir nesneyle örtmek.

    • Salonu halıyla kaplamışlar
  5. bir şeyin dışına, sağlamlaştırıcı, koruyucu ya da süsleyici olarak, başka bir şeyden bir kat geçirmek.

  6. yayılarak etkisi altına almak.

    • Kar ortalığı kaplamıştı
  7. bastırmak, doldurmak.

    • Ortalığı bir gürültü kapladı
  8. mobilyacılıkta, bir yüzeye yöntemine göre kaplama<sup>4</sup> yapıştırmak.

  9. kimyasal bir yöntemle, bir madeni daha değerli başka bir madenle örtmek.

    • Saate altın kaplamak bir bilgi işidir
  10. (bir şeyin, bir kimsenin) nitelikleri herkesçe bilinir olmak, her yana yayılmak.

    • Adı kenti kaplamıştı
  11. (duygular için) doldurmak.

    • İçini bir hüzün kaplamıştı