Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "kurmak" in Türkisch

unknown

  1. bir şeyin oluşmasını sağlayan parçaları bir araya getirip takarak, birleştirerek onu bir bütün durumuna getirmek.

  2. (yaylı, zemberekli şeylerde) yayı ya da zembereği germek.

    • Kuşlara kapan kurduk
  3. (çadır vb. için) dik durmasını sağlamak, dikmek, germek.

    • Göçebeler çadırlarını kurdular
  4. (sofra için) hazırlamak.

    • Akşam sofrasını kurmak için mutfağa girdi
  5. oluşturmak, yapmak.

    • Yaşamı yeniden kurmak olanaksızdır
  6. (turşu vb. için) gereken koşulları hazırlayarak kendi kendine olmaya bırakmak.

    • Turşu kurmak için sivribiber aldım
  7. (etkisi ve önemi geniş, sürekli şeyler için) ortaya gelmesini sağlamak, oluşturmak.

    • Bir basımevi kurmak için kredi arıyordu
  8. bir araya getirmek, toplamak.

    • Yeni bir meclis kurmak gerekiyordu
  9. belli bir işte birlikte çalışacak kimseleri belirlemek.

    • Mahalle arkadaşlarından bir takım kurmak istiyordu
  10. (yapı için) yapmak.

    • O sokakta yeni yapılar kurmaktaydılar
  11. bir araya gelerek oluşmasını sağlamak.

    • Yeni bir ortaklık kurarak işe başladılar
  12. aklından geçirmek, düşünmek, tasarlamak.

    • Akşam bir meyhaneye gitmeyi kuruyordu
  13. gizlice hazırlamak, düzenlemek.

    • Ona tuzak kurmak istememiştik
  14. zihinde büyütmek.

    • Yarın olabilecekleri kurdukça uykuları kaçıyordu
  15. aklına koymak, kararlaştırmak.

    • Bir işi yapmayı kurdu mu önüne geçilmez
  16. bir kimseyi, dedikoduyla vb. etkileyerek, bir başkasına karşı öfkeli duruma getirmek.

    • Onu kuranları biliyorduk
  17. oluşturmak, sağlamak.

    • Kışın kimi köylerle bağlantı kurmak güç olurdu