Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "patlamak" in Türkisch

nesnesiz (nesne almayan) eylem

  1. (nesneler için) iç basınç nedeniyle ve genellikle büyük bir gürültü çıkararak dağılmak.

    • Top bom diye patlayınca çocuk korktu
  2. yıpranarak eskimek ya da yarılıp açılmak.

    • Valizin biri otobüste iyice sıkışmış, patlamıştı
  3. (bir şey) genellikle iç basınç nedeniyle yarılmak.

    • Apartmanın pissu boruları patlamış
  4. ortaya çıkmak, görünür duruma gelmek, yeşermek.

    • Kavaklar patlamıştı, birkaç günde iyice yapraklanırdı
  5. çok sıkılmak ve sıkıntısını, sabırsızlığını belli etmek.

    • Akşama değin evde kalmaktan patlamıştım, sokağa koştum
  6. ansızın, beklenmedik ölçüde tehlikeli ve gürültülü bir şey baş göstermek.

    • Ortadoğu’da savaş patlamıştı
  7. ansızın bir gürültü duyulmak.

    • Bir kahkaha patladı, dönüp baktım, güleni tanımıyordum
  8. dayanamayıp birdenbire güçlü bir tepki göstermek.

    • Adam, patlamıştı, ağzına geleni söylüyordu
  9. belli bir gideri gerektirmek, bir şeyin yitirilmesine yol açmak, mal olmak.

    • Bu iş çoğa patlar
  10. çok sayıda olmak, çok artmak, çok yükselmek.

    • Kitabın satışı beklenmedik bir biçimde patlamıştı