Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "takmak" in Türkisch

unknown

  1. bir şeyi bir başka şeye uygun bir biçimde iliştirmek, geçirmek, tutturmak.

    • Kadın, kulağına bu kez altın küpelerini takmıştı
  2. (takı için) armağan olarak vermek.

    • Geline bilezikler, küpeler taktılar
  3. (ad, lakap) koymak, vermek.

    • Arkadaşlarına gülünç adlar takmakta üstüne yoktu
  4. (silah için) kuşanmak.

    • Tabancasını beline takıp, üstüne ceketini giydi
  5. (olumsuz ya da soru biçimiyle) değer vermemek, önemli saymamak, saygı göstermemek, aldırmamak.

    • Onu kim takar burada, kimse takmaz
  6. borç para alıp geri ödememek.

    • Ona buna binlerce lira takıp kaçmış
  7. (öğrenci) bütünlemeye kalmak.

    • Oğlan beş dersten taktı
  8. (mahkeme) hüküm giydirmek.

    • Mahkemesi üç yıl sürdü, sonunda ona sekiz yıl üç ayı taktılar
  9. (bir üst, bir yetkili) bir kimseyle olumsuz anlamda uğraşmak, ona başkalarından farklı davranmak.

    • Müdür ona taktı bir kez, ne yapsa beğendiremez müdürüne
  10. ( <b> <i>arka, art, peş</i> </b> gibi sözcüklerden birini tümleç alarak) kendisiyle birlikte götürmek, yanına almak ya da arkasından gelmesini sağlamak.

    • Meyhaneye giderken arkasına birkaç arkadaş takardı
  11. ( <b> <i>arka, art, peş</i> </b> gibi sözcüklerden birini tümleç alarak) izlenmesini sağlamak, izletmek.

    • Peşine birkaç polis takmışlardı