Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "yakın" in Türkisch

sıfat

  1. (zamanda ve yerde) uzak olmayan, az bir arayla ayrılmış olan.

    • Eve yakın bir parka gittik
  2. aralarındaki ilişki çok sıkı olan.

    • Yakın dostların araları açıldı
  3. yaklaşan, andıran, benzeyen.

    • Kitabın kapağında kahverengine yakın bir sarı kullanılmış
  4. olması, erişmesi yönünden yaklaşmış olan, erişilmesine az kalmış bulunan.

    • Rahatlayacağımız günler yakındır
  5. küçük ve önemsiz değişikliklerle birbirinden ayrılan.

    • Söyledikleri buna yakın şeylerdi
  6. uzak olmayan yer ya da zaman.

    • Onu yakınlarda gördün mü? Yakınımızda oturuyorlar
  7. (birine göre) aralarında akrabalık ya da sıkı arkadaşlık, dostluk ilişkisi bulunan kimse.

    • O yakınlarına yardım eder
  8. uzak olmayarak.

    • Lütfen şöyle yakın oturun
  9. silahlı ya da doğrudan saldırı tehlikesine karşı önemli kişi ve kurumları koruma işi.

  10. bu koruma işini yapan kimse.

    • Bakanın yakın korumaları saldırganı yakaladı
  11. yakın bir yerde.

    • Amcamlar da yakında oturuyorlar
  12. yakın zamanlarda, son günlerde.

    • Onu yakınlarda gören var mı?
  13. uzak olmayan bir zamanda, yakın bir gelecekte, çok geçmeden.

    • Yakında görüşmek dileğiyle
  14. uzak olmayan yerlerde, yakın çevrede.

    • Yakınlarda banka var mı?
  15. uzak olmayan geçmişte, son zamanlarda.

    • Yakınlarda onu görmedim
  16. uzak olmayan günlerde, yakın bir gelecekte.

    • Yakınlarda mı gelecekler?