Lernen Sie, wie man çözmek in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.
Bu çatışmayı çözmek imkansız.
Translate from Türkisch to Englisch
Problemi çözmek zor.
Translate from Türkisch to Englisch
Sorunu çözmek kolay değildir.
Translate from Türkisch to Englisch
John sorunu çözmek için boşuna uğraştı.
Translate from Türkisch to Englisch
O, sorunu çözmek için çalıştı, ama şansı yoktu.
Translate from Türkisch to Englisch
Dick o problemi çözmek için boşuna çalıştı.
Translate from Türkisch to Englisch
Onu çözmek için kendi tarzım var.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu sorunu çözmek zordur.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu problemi çözmek zor.
Translate from Türkisch to Englisch
Problemi çözmek on dakikasını aldı.
Translate from Türkisch to Englisch
İşçiler sorunu çözmek için birleştiler.
Translate from Türkisch to Englisch
Çocuk bulmacayı çözmek için yeterince zekiydi.
Translate from Türkisch to Englisch
Ofis çalışanları problemi çözmek için hızlı ve etkili çalıştılar.
Translate from Türkisch to Englisch
Bunu çözmek için bir yol olmalı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tiyatro çok basit hep zamanında geldiğiniz için olayları çözmek zor olmuyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben sizin suni sorunlarınızı çözmek için hep çabaladım.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben karşıma çıkardığınız suni sorunları çözmek için hep çabaladım.
Translate from Türkisch to Englisch
Oyunlarınızı çözmek kolay.
Translate from Türkisch to Englisch
Sevildiğimi hissetseydim problemleri çözmek için motivasyonum olurdu.
Translate from Türkisch to Englisch
Sorunu çözebilirim fakat çözmek istemiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Çözmek istediğin problemi çözecek zekan olmadığını yeni anladın, değil mi?
Translate from Türkisch to Englisch
Problemi çözmek isteyip istememem sizin bana karşı olan tutumunuza bağlı.
Translate from Türkisch to Englisch
William Keeton adlı bir Amerikalı bilimci bu gizemi çözmek için çok ilginç bir deney yaptı.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu problemi çözmek benim için kolay mı?
Translate from Türkisch to Englisch
Neden bu çatışmayı çözmek gerek?
Translate from Türkisch to Englisch
Sanırım sorunu çözmek için bir yol buldum.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu sorunu çözmek hemen hemen imkânsız.
Translate from Türkisch to Englisch
Sorunu çözmek zorundayız.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu problemi çözmek zor bu yüzden şununla başlasan iyi olur.
Translate from Türkisch to Englisch
Biz sorunları çözmek ve bilgiyi düzenlemek için bilgisayarlar kullanırız.
Translate from Türkisch to Englisch
Sorunu çözmek için özel bir çaba harcadı.
Translate from Türkisch to Englisch
Çözmek zorunda olduğumuz bir sürü sorun vardı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un parasını nereye sakladığını çözmek zorundayız.
Translate from Türkisch to Englisch
Çözmek için nasıl hazırlanıyorsun?
Translate from Türkisch to Englisch
Bu sorunu çözmek basit.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu sorunu çözmek senin için kolaydır.
Translate from Türkisch to Englisch
Bunu çözmek için üç saatimiz var.
Translate from Türkisch to Englisch
Şifreyi çözmek kolay olmayacak.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben bu sorunu kendim çözmek zorundayım.
Translate from Türkisch to Englisch
Yatmadan önce bu bilmeceyi çözmek istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Bulmacayı çözmek istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Bunu çözmek için tek yol var.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben bugün eve gitmeden önce bu bilmeceyi çözmek için kararlıyım.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu sorunu çözmek zorundayım.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bunu kendi başına çözmek zorunda kalacak.
Translate from Türkisch to Englisch
Sorunu çözmek onun için zordu.
Problemi çözmek onun için zordu.
Problemi çözmek Tom'un sadece üç dakikasını aldı.
Ben gerçekten bunu çözmek istiyorum.
Tom ve Mary sorunu çözmek için birlikte çalıştılar.
Sorunu çözmek zordu.
Bu sorunu çözmek birkaç saatimi aldı.
Bir sorunu çözmek için en iyi yol bazen en basittir.
Sorunun çözmek için kolay olduğunu buldum.
Bir sorunu çözmek için en basit yol çoğunlukla en iyi yoldur.
Bunu çözmek istiyorum.
Hükümet bu sorunu çözmek için uygulama önlemleri benimseyecektir.
Tom'a ne olduğunu çözmek zorundayız.
Hükümet konut sorununu çözmek için elinden geleni yapmıyor.
Ben bunu kendim için çözmek istiyorum.
Bu günlerde bu sorunları çözmek için yollar vardır.
Biz hâlâ temel sorunu çözmek zorundayız.
Biz bu sorunu çözmek zorundayız.
Bu problemi çözmek kolay değildi.
Bu problemi çözmek basit değildi.
Sorunu çözmek çok kolay bir şeydi!
Sizce bu anlaşmazlığı çözmek için en iyi yol nedir?
Bu anlaşmazlığı çözmek için en iyi yolun ne olduğunu düşünüyorsunuz?
Biz bu sorunu çözmek için beynimizi yendik.
Bu sorunu çözmek 10 dakika sürer.
Bu sorunu çözmek 10 dakika alır.
Bu sorunu çözmek imkansız değildir, zordur.
Bu bulmacayı çözmek zaman gerektirmedi.
Grup, sosyal sorunları çözmek için çalıştı.
Sorunu çözmek kolaydır.
Bu sorunu çözmek için birini işe almamız gerekir.
Bu problemi çözmek için birçok yol vardır.
Onun cinayetini çözmek için polis ile birlikte çalışıyorum.
Problemi çözmek benim için imkansızdır.
Bunu çözmek zorundayız.
Bu sorunu çözmek zor.
Bu çözmek için gerçekten zor bir sorun.
Bu çözmek için hakikaten zor bir problem.
Biz bunu çözmek zorundayız.
Problemi çözmek kolay değil.
Biz o sorunu çözmek istiyoruz.
Biz o problemi çözmek istiyoruz.
Dünyadaki açlık sorununu çözmek benim işim değil.
Sorunu çözmek için bir yol önerebilir misiniz?
Sorunu çözmek benim için kolaydı.
Benim için sorunu çözmek kolaydı.
Çözmek zorunda olduğumuz sorun bu.
Muhtemelen bu sorunu çözmek yaklaşık 10 dakikanızı alacaktır.
Uluslararası anlaşmazlıkları çözmek için silahlara başvurmamalıyız.
Sorunu çözmek için tek yol oydu.
Bir şeyi çözmek zorundayız.
Sorunlarını kendin çözmek zorundasın.
Araştırmacılar, "Doğa-Beslenme" tartışmalarını çözmek için tek yumurta ikizlerini inceliyorlar.
Bu davayı çözmek zor olacak.
Tom, sorunu çözmek için bir yol arıyor.