Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "çıkmak"

Lernen Sie, wie man çıkmak in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.

Bir resim açın ve bir resim düzeni seçin. Bir resim açmak için "Aç"a tıklatın. Programdan çıkmak için "Çıkış"ı tıklatın. "Resim Düzeni" özelliği herhangi bir düzende göstermenize olanak tanır.
Translate from Türkisch to Englisch

Yurt dışına çıkmak istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Dünya seyahatine çıkmak amacıyla parasını biriktiriyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu gemi sefere çıkmak üzeredir.
Translate from Türkisch to Englisch

Onlara karşı çıkmak hiçbir şeye yaramaz.
Translate from Türkisch to Englisch

Cambridge Üniversitesi'nde öğrenim zorluğu çok yüksek olmasına rağmen, çok sayıda öğrencinin hâlâ dışarı çıkmak ve eğlenmek için zamanı var.
Translate from Türkisch to Englisch

Ben dışarı çıkmak istemiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Dışarı çıkmak yerine evde kaldım.
Translate from Türkisch to Englisch

Durumla başa çıkmak benim için zor.
Translate from Türkisch to Englisch

Yürüyüş için canım dışarı çıkmak istedi.
Translate from Türkisch to Englisch

Biz nükleer kriz ile başa çıkmak için mümkün olan tüm çabaları harcıyoruz.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom öğleden sonra sadece evden çıkmak zorunda olduğuna karar verdi.
Translate from Türkisch to Englisch

Bir yerde içki içmek için dışarı çıkmak ister misiniz?
Translate from Türkisch to Englisch

Bu kötü havadan dolayı canım dışarı çıkmak istemiyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Aslan kafesinden dışarı çıkmak için mücadele etti.
Translate from Türkisch to Englisch

Arabaki herkes arabadan çıkmak ve bacaklarını germek istediğini söyledi.
Translate from Türkisch to Englisch

Böylesine bir günde canım dışarı çıkmak istemiyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom Mary ile çıkmak istedi fakat o onu geri çevirdi.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom erken çıkmak için Mary'nin iznini istedi.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom canının dışarı çıkmak istemediğini söylüyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom bir süre kasabanın dışına çıkmak istediğini söyledi.
Translate from Türkisch to Englisch

Canın dışarı çıkmak istiyor mu? Pekala çıkamazsın; Çocukla birlikte her zaman burada kalmak zorundasın.
Translate from Türkisch to Englisch

Dün dışarı çıkmak zorunda kaldım.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom bana oradan çıkmak için bekleyemediğini söyledi.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom her zaman Fuji Dağı'na çıkmak istemişti fakat şimdiye kadar, bunu yapmak için zaman bulamamıştı.
Translate from Türkisch to Englisch

İşten sonra bir içki için dışarı çıkmak ister misin?
Translate from Türkisch to Englisch

Ben çıkmak zorundayım, bir arkadaş ile bir randevum var.
Translate from Türkisch to Englisch

Ben dışarı çıkmak istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Jim güneydoğu Asya gezisine çıkmak üzere.
Translate from Türkisch to Englisch

Rumiko, bu hafta sonu, benimle dışarı çıkmak ister misiniz?
Translate from Türkisch to Englisch

Dışarı çıkmak için özgürsün.
Translate from Türkisch to Englisch

Dışarı çıkmak için hazır mısınız?
Translate from Türkisch to Englisch

O, dışarı çıkmak üzereydi.
Translate from Türkisch to Englisch

Dışarı çıkmak istemiyor musun?
Translate from Türkisch to Englisch

Dışarı çıkmak için kepimi giydim.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom dışarı çıkmak istemiyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Dışarı çıkmak istemiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Canım dışarı çıkmak istemiyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Canım bugün dışarı çıkmak istiyor.
Translate from Türkisch to Englisch

O, onunla çıkmak istiyor.
Translate from Türkisch to Englisch

O, zaten dışarı çıkmak istedi.
Translate from Türkisch to Englisch

Onun canı yürüyüşe çıkmak istedi.

O, dışarı çıkmak için şapkasını giydi.

O, onunla birlikte çıkmak istiyor.

Dışarı çıkmak için özgürsünüz.

Canım gerçekten dışarı çıkmak istemiyordu.

Şu anda canım dışarı çıkmak istemiyor.

Bugünlerde canım dışarı çıkmak istemiyor.

Bu sabah canım dışarı çıkmak istemiyor.

Sen telefon ettiğinde ben çıkmak üzereydim.

Bu öğleden sonra dışarı çıkmak istemiyorum.

O kadar soğuktu ki kimse dışarı çıkmak istemedi.

Üzgünüm fakat canım bugün dışarı çıkmak istemiyor.

Sanırım daha iyi bir sistemle ortaya çıkmak çok zor olmazdı.

Benimle çıkmak isteyeceğinizin pek olası olmadığını biliyorum fakat hâlâ en azından bir kez sormalıyım.

Şimdi dışarı çıkmak için çok geç.

Şimdi dışarı çıkmak imkansız.

Çocuklar dışarı çıkmak istediler.

Tom, Mary ile çıkmak istiyor.

Seyahatlara çıkmak çok eğlenceli.

Ağlayan bebeklerle başa çıkmak zordur.

Tatile çıkmak istediler.

Aynı kural bir yolculuğa çıkmak için de geçerlidir.

Tom'un canı yürüyüş için dışarı çıkmak istedi.

Canım bu gece dışarı çıkmak istemiyor.

O beni görmeye geldiğinde çıkmak üzereydim.

Tom'un canı gerçekten dışarı çıkmak istemiyordu.

Bu gece canım dışarı çıkmak istemiyor.

Dışarı çıkmak yerine tüm gün evde oturdu.

Bu akşam canım dışarı çıkmak istemedi.

Tom Mary ile gerçekten çıkmak istemiyordu.

Öğle yemeğini yedikten sonra, dışarı çıkmak için hazırlandı.

Bu sabah canım yürüyüşe çıkmak istemiyor.

Bu yağmurda dışarı çıkmak söz konusu değil.

O aradığında evimden çıkmak üzereydim.

Koltuktan çıkmak için biraz ayağa kalktım.

Dışarı çıkmak yerine bütün gün evde kaldı.

Telefon çaldığında, dışarı çıkmak üzereydim.

Dışarı çıkmak üzereyim.

Yine de dışarı çıkmak istedi.

Buradan çıkmak istiyorum!

Onunla çıkmak istiyorum.

Biraz taze hava için dışarı çıkmak istiyorum.

Telefon çaldığında babam çıkmak üzereydi.

Tam da dışarı çıkmak üzereydi.

Yarın çıkmak için hazır olacak mısın?

Buradan çıkmak istiyorum.

Yürüyüşe çıkmak ister misin?

Yürüyüşe çıkmak ister misiniz?

Bu gece dışarı çıkmak istiyorum.

Dışarı çıkmak istiyorum.

Gerçek bir keşif yolculuğuna çıkmak yeni manzaralar bulmakla olmaz ancak onlara yeni gözlerle bakmakla olur.

Bir gün yurt dışına çıkmak isterim.

Herkes yatakta kalmamı öneriyor fakat ben dışarı çıkmak ve eğlenmek istiyorum.

Gerçekten Tom'la çıkmak istemediğini yeterince iyi bildiğini biliyorum.

Tom'un Mary'nin gerçekten onunla birlikte çıkmak isteyeceğine inanma sorunu vardı.

Kahvaltı için dışarı çıkmak ister misin?

Buradan çıkmak zorundayız.

Tom bir yürüyüşe çıkmak istiyor.

Tom cep telefonu çaldığında tam dışarı çıkmak üzereydi.

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch